İngiltere ve Fransa, Hürmüz Boğazı'nda savaş sonrası yürütülen mayın temizleme misyonunun tamamlandığını ve 15 ülkeden oluşan koalisyonun dağıldığını duyurdu. İngiliz ve Fransız donanmalarının liderliğindeki operasyon, İran ve Suudi Arabistan arasındaki gerilimin ardından bölgedeki deniz trafiğini güvence altına almayı amaçlıyordu. Yetkililer, misyonun başarıyla sonuçlandığını ve Hürmüz Boğazı'nda ticari gemilerin geçişini tehdit eden tüm deniz mayınlarının temizlendiğini belirtti.
Gelişmenin arka planı
Operasyon, 2019 yılında Hürmüz Boğazı'nda gerçekleşen mayın saldırılarının ardından başlatılmıştı. Saldırılar, bölgedeki enerji ticaretinin yaklaşık yüzde 30'unu aksatmış ve küresel petrol fiyatlarında dalgalanmalara neden olmuştu. Koalisyon, Belçika, Danimarka, Norveç, Hollanda, Avustralya, Yeni Zelanda, Bahreyn, Kuveyt, Umman, Birleşik Arap Emirlikleri, Suudi Arabistan, Katar ve ABD'den oluşuyordu.
Misyon kapsamında toplam 45 mayın tespit edilip imha edilirken, 3 bin 800 ticari gemiye güvenli geçiş sağlandı. Operasyonun maliyeti 1,2 milyar dolar olarak hesaplandı. İngiltere Savunma Bakanı, misyonun “barış ve istikrar adına tarihi bir başarı” olduğunu belirtti.
Bölgesel ve küresel boyut
Hürmüz Boğazı, dünya ham petrol ticaretinin yaklaşık beşte birine ev sahipliği yapıyor. Mayın temizleme misyonunun sona ermesi, bölgede deniz güvenliğinin yeniden sağlandığı anlamına geliyor. Ancak uzmanlar, İran ile Suudi Arabistan arasındaki gerilimin azalmadığını ve misyonun dağılmasının ardından yeni tehditlerin ortaya çıkabileceği uyarısında bulunuyor.
Koalisyonun dağılması, aynı zamanda Avrupa donanmalarının Hint-Pasifik bölgesindeki angajmanlarının azalması anlamına geliyor. Fransa ve İngiltere, buradaki deniz güçlerini Doğu Akdeniz veya Afrika Boynuzu'na kaydırmayı planlıyor. Karar, ABD'nin bölgede daha aktif bir rol üstlenmesini talep eden Körfez ülkelerinde hayal kırıklığı yarattı.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Hürmüz Boğazı'nda mayın temizleme misyonunun sona ermesi, Türkiye için dolaylı da olsa stratejik bir anlam taşıyor. Türkiye'nin enerji ithalatının önemli bir kısmı bu boğazdan geçiyor; misyonun başarıyla tamamlanması, enerji tedarik güvenliği açısından olumlu. Ancak koalisyonun dağılması ve bölgede güç boşluğu oluşması, yeni güvenlik risklerini beraberinde getirebilir. Türkiye, Katar ve Suudi Arabistan ile yakın ilişkileri nedeniyle Körfez'deki istikrara doğrudan bağlı. Ayrıca, Doğu Akdeniz'deki deniz yetki alanı mücadelesi göz önüne alındığında, bu tür çokuluslu deniz misyonlarının başarılı örnekleri, Türkiye'nin kendi deniz güvenliği stratejilerine de ilham verebilir.