İngiltere, Ukrayna'ya askeri destek sağlamak amacıyla Avrupa Birliği tarafından oluşturulan 60 milyar euroluk savunma kredi programına resmen katılmaya hazırlanıyor. Başbakan Keir Starmer, pazartesi günü İngiltere'nin bu programa dahil olacağını duyurmayı planlıyor. Bu adım, Starmer'ın görev süresinin sonuna yaklaşırken Avrupa ile ilişkileri güçlendirme ve Ukrayna'ya somut destek verme yönündeki kararlılığını yansıtıyor. Kaynaklara göre, İngiltere'nin katkısı doğrudan nakit değil, kefalet veya garanti şeklinde olacak. Bu sayede AB, Ukrayna'ya daha hızlı ve düşük maliyetli kredi kullandırabilecek.
Gelişmenin Arka Planı: AB'nin Yeni Savunma Kredi Mekanizması
Avrupa Birliği, Ukrayna'nın savaş sonrası yeniden inşası ve acil savunma ihtiyaçları için özel bir kredi programı oluşturdu. Geçtiğimiz aylarda onaylanan 60 milyar euroluk paket, Ukrayna'nın silah alımları, askeri altyapı onarımı ve savaşın yol açtığı yıkımın giderilmesi gibi alanlarda kullanılacak. Programın önemli bir özelliği, kredilere AB üyesi olmayan ülkelerin de kefil olabilmesi. İngiltere, Brexit sonrası AB fonlarına doğrudan erişemese de bu mekanizma sayesinde Ukrayna'ya mali destek sağlayabilecek. Yetkililer, İngiltere'nin katılımının programın güvenilirliğini artırdığını ve diğer ülkeleri de benzer adımlara teşvik edebileceğini belirtiyor.
Keir Starmer, başbakanlık görevini Boris Johnson'dan devraldıktan sonra Ukrayna'ya desteğin süreceğini vurgulamıştı. Ancak iç politikada artan muhalefet ve kamuoyunda savaş yorgunluğu, Starmer'ın Avrupa'ya yönelik olumlu sinyaller vermesini zorunlu kılıyor. Downing Sokağı'ndan yapılan açıklamada, bu kefaletin İngiltere'nin Avrupa güvenliğindeki rolünü pekiştirdiği ve 'transatlantik ortaklık' ruhunu canlandırdığı ifade ediliyor. Ayrıca, İngiltere'nin Ukrayna'ya yaptığı toplam yardım miktarı şu ana kadar 4,8 milyar sterlini bulmuş durumda.
Bölgesel ve Küresel Boyut: Avrupa Güvenliğinde Yeni Dönem
Bu gelişme, Avrupa'nın Ukrayna'ya desteğinin yapısında önemli bir değişime işaret ediyor. AB, savunma kredilerini kullanarak Ukrayna'yı doğrudan bütçe yardımı yerine borçlandırma yoluna gidiyor. Bu durum, Ukrayna'nın uzun vadeli mali yükümlülüklerini artırsa da, acil ihtiyaçların karşılanmasını sağlıyor. İngiltere'nin programa katılımı, Brexit sonrası AB ile ilişkilerini normalleştirme çabası olarak da görülüyor. Starmer hükümeti, Brexit'in yarattığı soğukluğu aşmak ve Avrupa güvenlik mimarisinin dışında kalmamak için bu tür adımlara ihtiyaç duyuyor.
Küresel düzeyde, Rusya'nın Ukrayna'ya karşı savaşı devam ederken Batı'nın askeri ve mali desteği kritik önem taşıyor. ABD'nin seçim süreci ve olası politika değişiklikleri, Avrupa'yı kendi savunma kapasitesini artırmaya itiyor. Bu kredi programı, Avrupa'nın Ukrayna'ya uzun vadeli bağlılığının somut bir göstergesi. Ancak programın başarısı, Ukrayna'nın savaş sonrası ekonomik toparlanmasına ve kredileri geri ödeme kabiliyetine bağlı. Uzmanlar, Ukrayna'nın gayrisafi yurtiçi hasılasının savaş nedeniyle %30 oranında küçüldüğünü ve dış borç yükünün arttığını belirtiyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Ukrayna'ya insani ve askeri yardım sağlayan ülkeler arasında yer alıyor. Ancak İngiltere'nin AB kredi programına katılımı, Türkiye'nin Karadeniz bölgesindeki etkisini dolaylı olarak etkileyebilir. Ankara, Ukrayna'nın toprak bütünlüğünü desteklerken, Rusya ile dengeli ilişkilerini korumaya çalışıyor. Avrupa'nın askeri krediler yoluyla Ukrayna'yı güçlendirmesi, bölgede Rusya'ya karşı bir denge unsuru yaratıyor. Türkiye, benzer bir mekanizmaya katılım yerine, Montrö Sözleşmesi ve Karadeniz tahıl koridoru gibi araçlarla arabulucu rolünü sürdürüyor. İngiltere'nin bu hamlesi, Ankara'nın Batı ile işbirliği arayışlarında yeni bir referans noktası olabilir. Ancak Türkiye'nin AB ile gümrük birliği ve üyelik müzakereleri askıda olduğu için bu tür programlara doğrudan katılımı kısa vadede beklenmiyor.