İngiltere hükümeti, 2000'li yılların başında Manchester ve Rochdale bölgelerinde onlarca kız çocuğuna cinsel istismarda bulunan ve “tımarhane çetesi” olarak bilinen suç örgütünün lideri Shabir Ahmed’in Pakistan’a sınır dışı edilmesine olanak tanıyacak yasal düzenlemeyi pazartesi günü resmen açıkladı. İçişleri Bakanlığı tarafından hazırlanan yeni düzenleme, İngiliz vatandaşı olmayan ve ağır suçlardan hüküm giymiş kişilerin vatandaşlıktan çıkarılarak sınır dışı edilmesini kolaylaştıracak. Ahmed, 2012 yılında çocuk istismarı suçundan 35 yıl hapis cezasına çarptırılmış ve İngiltere ile Pakistan arasında ikili anlaşma bulunmaması nedeniyle şu ana kadar sınır dışı edilememişti.
Yasal Engel ve Hükümetin Hamlesi
Shabir Ahmed, 2000-2003 yılları arasında Rochdale’de 15 yaşından küçük, çoğu beyaz İngiliz kızları hedef alan bir çetenin lideriydi. Çete, kızları alkol ve uyuşturucuya alıştırarak “tımarhane” yöntemiyle istismar ediyor, sonra da başka erkeklere pazarlıyordu. 2012 yılında yapılan yargılama sonucu Ahmed, 45 ayrı cinsel saldırı ve tecavüz suçundan 35 yıl hapis cezasına mahkum oldu. Ancak İngiltere, Pakistan ile sınır dışı anlaşması bulunmadığı için Ahmed’i ülkeye gönderemiyordu. İngiltere İçişleri Bakanı Suella Braverman, konuya ilişkin yaptığı açıklamada “Bu tür canavarların İngiltere’de kalmasına tahammül edemeyiz. Yasa değişikliği ile bu boşluğu kapatıyoruz” ifadelerini kullandı. Yeni düzenleme, Birleşik Krallık vatandaşı olmayan ve 5 yıl veya daha fazla hapis cezası alan suçluların vatandaşlıktan çıkarılmasını hızlandırıyor. Ahmed halen cezaevinde bulunuyor ve cezasının 2027’de sona ermesi bekleniyor.
Göç Politikası ve Kamuoyu Tepkileri
Bu hamle, İngiltere’de son yıllarda artan göç karşıtı söylemlerle de örtüşüyor. Başbakan Rishi Sunak’ın muhafazakar hükümeti, düzensiz göçü engellemek için sınır dışı politikalarını sertleştiriyor. Ancak insan hakları örgütleri, vatandaşlıktan çıkarmanın uluslararası hukuka aykırı olduğunu ve kişileri vatansız bırakabileceğini savunuyor. Rochdale skandalı, İngiltere’de çocuk istismarıyla mücadelede polis ve sosyal hizmetlerdeki eksiklikleri de gündeme getirmişti. Olayın ardından yapılan soruşturmalar, bazı polis memurlarının ihbarları ciddiye almadığını ve mağdurların “güvenilmez” olarak nitelendirildiğini ortaya çıkarmıştı. Yeni yasa, bu tür vakaların tekrarlanmaması için caydırıcı olarak görülüyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
İngiltere’nin sınır dışı düzenlemesi, doğrudan Türkiye’yi ilgilendirmese de uluslararası hukuk açısından emsal teşkil edebilir. Türkiye, benzer bir ikili anlaşma olmaksızın yabancı suçluların sınır dışı edilmesinde zaman zaman zorluklar yaşıyor. Özellikle terör ve organize suçla mücadelede, anlaşmasız ülkelere iade süreçleri karmaşık hale geliyor. Bu düzenleme, Türkiye’nin Suudi Arabistan veya bazı Ortadoğu ülkeleriyle yaptığı iade anlaşmalarını daha da önemli kılıyor. Ayrıca, İngiltere’nin bu adımı, Batı ülkelerinde göçmen suçlulara karşı sertleşen kamuoyu baskısını yansıtıyor; Türkiye’nin AB ile mülteci ve iade müzakerelerinde benzer argümanları kullanmasına zemin hazırlayabilir. Küresel ölçekte ise devletlerin vatandaşlıktan çıkarma yetkisini genişletmesi, insan hakları korumalarını zayıflatma riski taşıyor.