11 Eylül saldırılarının üzerinden çeyrek asır geçmek üzereyken, ABD'nin başlattığı ve küresel terörle mücadele adı altında yürütülen savaşların bilançosu hâlâ tartışılıyor. Yazarın yakında yayımlanacak olan "US Counterterrorism Operations in Afghanistan: Jackpots, Dry Holes, and Collateral Damage" adlı kitabına dayanan bu analiz, savaşların başarısızlıklarından beklenen derslerin çıkarılmadığını ortaya koyuyor.
Başarısız Askeri Stratejiler ve İnsani Bedel
ABD'nin 2001'de başlattığı Afganistan işgali, Taliban rejimini devirmeyi ve El Kaide'yi etkisiz hale getirmeyi hedeflemişti. Ancak yirmi yıllık işgalin ardından Amerikan güçleri 2021'de çekildiğinde, Taliban'ın yeniden iktidara geldiği bir ülke bırakıldı. Benzer şekilde, Irak'ın 2003'te işgali, kitle imha silahları bahanesiyle yapılmış ancak böyle bir silah bulunamamıştı. Savaşlar, ABD ve müttefiklerine maddi ve manevi açıdan büyük kayıplar yaşatırken, bölgede milyonlarca insanın ölümüne ve yerinden edilmesine neden oldu.
Analistlere göre, bu savaşların en büyük yanılgısı, askeri gücün ideolojik ve siyasi sorunları çözemeyeceği gerçeğinin göz ardı edilmesiydi. Örneğin, Afganistan'da orduya ve polise yapılan devasa yatırımlar, ülkedeki yolsuzluk ve merkezi hükümetin zayıflığı nedeniyle etkisiz kaldı. Ayrıca, sivil kayıplar ve drone saldırılarında ölen masumlar, yerel halkın yabancı güçlere olan güvenini iyice zedeledi.
Dünyaya Etkileri ve Güç Dengeleri
Bu savaşlar, küresel güç dengelerini de köklü şekilde değiştirdi. ABD'nin askeri kaynaklarını Ortadoğu'ya yoğunlaştırması, Çin'in yükselişini ve Rusya'nın Ukrayna'daki saldırganlığını fiilen kolaylaştırdı. Ayrıca, ABD'nin savaş yorgunluğu, dış politikada daha izolasyonist bir tutumun benimsenmesine yol açtı. Obama'dan Trump'a, Biden yönetiminden bugüne, "büyük güç rekabeti" öncelikli hale gelirken, terörle mücadele öncelik sırasını yitirdi. Ancak soru şu: Çekilmenin ardından yaşananlar, gerçekten bir başarısızlık mıydı, yoksa kaçınılmaz mıydı?
Bölgesel düzeyde, Afganistan'ın Taliban'ın eline geçmesi, Pakistan, İran ve Orta Asya ülkeleri için güvenlik tehditleri oluşturdu. Ayrıca, Irak'ta İran'ın nüfuzu arttı, bölgesel bir istikrarsızlık kaynağı oldu. El Kaide'nin yerini daha radikal örgütlerin alması, terörle mücadelenin hiçbir zaman kazanılamadığını gösteriyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, 11 Eylül sonrası süreçte NATO müttefiki olarak Afganistan'da ISAF misyonuna katkı sağlamış, ancak savaşın getirdiği göç dalgası ve güvenlik riskleriyle de yüzleşmiştir. ABD'nin çekilmesi, Türkiye'nin sınır güvenliği ve bölgesel istikrar açısından belirsizlikleri artırmıştır. Ayrıca, Irak'ın istikrarsızlığı, Türkiye'nin PKK ile mücadelesini zorlaştırmış ve sınır ötesi operasyonları gerekli kılmıştır. Bu süreç, Türkiye'nin kendi savunma politikalarını gözden geçirmesine ve bölgesel krizlere karşı daha bağımsız hareket etmesine yol açmıştır.