İngiltere, son yıllarda hızla büyüyen teknoloji girişimlerini yurt dışına kaptırma sorunuyla karşı karşıya. Ülkenin en parlak start-up'ları, daha iyi finansman, daha geniş pazar ve daha elverişli düzenlemeler için ABD veya Asya'ya taşınıyor. Uzmanlar, bu "kazara ihracat"ı durdurmanın yolunun, girişimlere ülkede kalmaları için cazip nedenler sunmaktan geçtiğini vurguluyor; ayrılmayı zorlaştırmak ise ters etki yapabilir.
Girişimlerin Kaçışının Arka Planı
İngiltere, Avrupa'nın en büyük teknoloji ekosistemine ev sahipliği yapıyor. Londra, Silikon Vadisi'nden sonra dünyanın en çok yatırım çeken ikinci teknoloji merkezi konumunda. Ancak son dönemde, ülkedeki başarılı girişimlerin yurt dışına taşınma eğilimi hız kazandı. Örneğin, yapay zeka alanında faaliyet gösteren DeepMind, kurulduğu İngiltere'de kalsa da ABD merkezli Google tarafından satın alındı. Benzer şekilde, finans teknolojisi alanında öne çıkan TransferWise (şimdiki adıyla Wise) hisselerini Londra'da halka arz etse de operasyonlarının önemli bir kısmını yurt dışına kaydırdı.
Bu kaçışın ardında yatan temel nedenler arasında, ABD'deki risk sermayesi fonlarının daha büyük ve daha hızlı olması, İngiltere'deki büyüme sermayesi eksikliği, Nitelikli Yatırımcı Vizesi gibi göçmenlik düzenlemelerindeki belirsizlikler ve Brexit sonrası Avrupa pazarına erişimin zorlaşması yer alıyor. Ayrıca, İngiltere'de başarılı bir girişimci için şirketini büyütmek ve hisse satmak ABD'ye kıyasla daha az kârlı olabiliyor.
Hükümet, bu sorunu çözmek için çeşitli adımlar attı. 2021'de kurulan İngiliz Yatırım Bankası (British Business Bank) aracılığıyla yerli teknoloji fonlarına kaynak sağlandı. Ayrıca, "Scale-up" vizesi gibi yeni göçmenlik yolları oluşturuldu. Ancak uzmanlar, bu çabaların henüz istenen etkiyi yaratmadığını belirtiyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
İngiltere'nin teknoloji girişimlerini kaybetmesi, sadece ulusal bir sorun değil; küresel teknoloji rekabetinin bir yansıması. ABD, özellikle Silikon Vadisi, dünyanın dört bir yanından girişimleri kendine çekmeye devam ediyor. Çin ise kendi teknoloji ekosistemini kapalı bir şekilde büyütüyor. Avrupa Birliği, Horizon Europe programı ve European Innovation Council aracılığıyla start-up'lara destek olmaya çalışıyor. Ancak İngiltere, Brexit sonrası bu programlardan büyük ölçüde ayrılmış durumda.
Bu durum, İngiltere'nin küresel teknoloji sahnesindeki konumunu zayıflatabilir. Ülke, halihazırda yapay zeka, fintech ve yeşil enerji gibi alanlarda güçlü bir konumda. Ancak bu girişimler büyüdükçe ve yurt dışına taşındıkça, İngiltere'nin elde edeceği ekonomik ve stratejik kazanımlar azalıyor. Özellikle, kritik teknolojilerde (yapay zeka, yarı iletkenler, kuantum) bağımsızlık, ulusal güvenlik açısından da önem taşıyor.
Uzmanlar, İngiltere'nin girişimleri elde tutmak için şu adımları atması gerektiğini söylüyor: Büyüme aşamasındaki şirketler için daha fazla yerli sermaye sağlamak, vergi teşvikleri sunmak, yetenekli göçmenler için vize süreçlerini kolaylaştırmak, üniversitelerle sanayi arasındaki iş birliğini güçlendirmek ve düzenleyici ortamı öngörülebilir kılmak. Ayrıca, girişimlerin küresel pazarlara erişimini kolaylaştıracak ticaret anlaşmaları yapmak da kritik.
Türkiye Açısından Değerlendirme
İngiltere'nin teknoloji girişimlerini kaybetme sorunu, Türkiye için hem bir uyarı hem de bir fırsat olarak görülebilir. Türkiye, son yıllarda teknoloji ekosistemini güçlendirmeye çalışıyor; ancak benzer şekilde, başarılı girişimlerini yurt dışına kaptırma riskiyle karşı karşıya. Örneğin, Getir, Peak Games gibi şirketler yurt dışına satıldı veya taşındı. İngiltere'nin deneyimi, Türkiye'nin yerli sermaye ve teşvik mekanizmalarını güçlendirmesi gerektiğini gösteriyor. Ayrıca, Brexit sonrası İngiltere ile ticari ilişkilerini geliştiren Türkiye, teknoloji alanında iş birliklerini artırabilir. Ancak, küresel rekabette geri kalmamak için Ar-Ge ve inovasyona yatırım şart.