Birleşik Krallık, Suriye'deki Demokratik Suriye Güçleri'nin (SDG) lağvedilmesini memnuniyetle karşıladı. Birleşmiş Milletler Suriye Özel Temsilcisi Yardımcısı'nın açıklamasına göre, İngiltere Suriye'nin toprak bütünlüğünü ve egemenliğini destekliyor ve ülkenin kurumlarını güçlendirmeye devam etmesi için geçici hükümete destek vermeye hazır olduğunu bildirdi. Bu gelişme, Suriye'de Aralık 2024'te Beşar Esad rejiminin devrilmesinin ardından yaşanan siyasi dönüşüm sürecinde önemli bir adım olarak değerlendiriliyor.
SDG'nin Lağvedilmesi ve Suriye'nin Geleceği
SDG, Suriye iç savaşı sırasında ABD ve uluslararası koalisyonun desteğiyle DEAŞ'a karşı mücadelede önemli bir rol oynamıştı. Ağırlıklı olarak Kürt gruplardan oluşan SDG, Kuzey ve Doğu Suriye'de Özerk Yönetim olarak bilinen bir yapıyı kontrol ediyordu. Ancak yeni Suriye yönetimi, ülkenin birliğini sağlamak amacıyla SDG'nin lağvedilmesini ve tüm silahlı grupların ulusal orduya entegre edilmesini talep ediyordu. Bu talep doğrultusunda SDG'nin lağvedilmesi kararı, Suriye'nin geleceği açısından kritik bir dönüm noktası olarak görülüyor.
İngiltere'nin bu açıklaması, uluslararası toplumun Suriye'deki geçiş sürecine verdiği desteğin bir parçası olarak yorumlanıyor. Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nin 2254 sayılı kararı çerçevesinde Suriye'de siyasi bir çözüm ve anayasal reformlar öngörülüyor. İngiltere'nin bu süreçte yapıcı bir rol oynayacağı ve Suriye hükümetine kurumsal kapasite geliştirme konusunda teknik destek sağlayabileceği belirtiliyor.
Bölgesel ve Uluslararası Yansımalar
SDG'nin lağvedilmesi, sadece Suriye'nin iç siyasetini değil, aynı zamanda bölgesel dengeleri de etkileyecek bir gelişme. Türkiye, uzun süredir SDG'yi PKK'nın Suriye kolu olarak görüyor ve bu yapının varlığına karşı çıkıyordu. SDG'nin lağvedilmesi, Türkiye'nin sınır güvenliği endişelerini bir ölçüde hafifletebilir. Ancak sürecin nasıl işleyeceği, silahlı grupların orduya entegrasyonunun ne kadar başarılı olacağı ve olası çatışma riskleri belirsizliğini koruyor.
ABD ise SDG'nin lağvedilmesini desteklemekle birlikte, DEAŞ'a karşı mücadelede işbirliğinin devam etmesi gerektiğini vurguluyor. Washington, Suriye'nin doğusundaki hapishanelerde tutulan DEAŞ mensuplarının güvenliğinin sağlanmasının önemine dikkat çekiyor. Bu nedenle, SDG'nin lağvedilmesi sürecinin, DEAŞ tehdidine karşı uluslararası koalisyonun çıkarlarıyla uyumlu bir şekilde yürütülmesi bekleniyor.
Öte yandan, İran ve Rusya gibi aktörlerin Suriye'deki nüfuz mücadelesi, bu sürecin sonucunu etkileyebilir. Yeni Suriye yönetiminin Batı ile ilişkilerini geliştirme çabası, Rusya ve İran'ın bölgedeki etkisini zayıflatabilir. Bu bağlamda, İngiltere'nin destek açıklaması, Suriye'nin yeniden inşasında Batılı ülkelerin daha aktif bir rol üstlenmeye hazır olduğunu gösteriyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu gelişme, Türkiye'nin uzun süredir dile getirdiği bir talebin yerine getirilmesi açısından önemlidir. Türkiye, PKK/YPG olarak gördüğü SDG'nin varlığını ulusal güvenliğine tehdit olarak nitelendiriyordu. SDG'nin lağvedilmesi, Türkiye'nin sınır ötesi operasyonlarını ve güvenlik politikalarını etkileyecek potansiyele sahiptir. Ancak sürecin nasıl sonuçlanacağı ve PKK'nın Suriye'deki varlığının gerçekten sona erip ermeyeceği önemli bir soru işaretidir. Türkiye, olası yeni tehditlere karşı dikkatli olmalı ve bölgedeki gelişmeleri yakından takip etmelidir. Ayrıca, bu süreçte Türkiye'nin Suriye'nin toprak bütünlüğüne verdiği destek ile Kürtlerin haklarının korunması arasındaki dengeyi gözetmesi gerekmektedir.