Birleşik Krallık, son yıllarda savunma harcamalarında küresel sıralamada hızla geriliyor. Ülke, Soğuk Savaş döneminde dünyanın en büyük üçüncü savunma bütçesine sahipken, bugün bu sıralamada altıncı sıraya kadar düştü. Hükümet, artan jeopolitik tehditler ve NATO yükümlülükleri karşısında bütçe kısıtları ile stratejik öncelikler arasında sıkışmış durumda. Uzmanlar, mevcut harcama eğiliminin devam etmesi halinde İngiltere'nin 2030'ların başında ilk ona bile giremeyebileceği uyarısında bulunuyor.
Savunma bütçesindeki daralma ve nedenleri
Birleşik Krallık, 2023 yılında GSYİH'sının yaklaşık yüzde 2,1'ini savunmaya ayırdı. Bu oran, NATO'nun yüzde 2 hedefinin hemen üzerinde olsa da, artan enflasyon ve personel maliyetleri nedeniyle satın alma gücü ciddi şekilde azaldı. Özellikle Kraliyet Donanması ve Hava Kuvvetleri, envanterindeki platformların yaşlanması ve modernizasyon programlarının ertelenmesiyle karşı karşıya. Savunma Bakanlığı'nın 10 yıllık ekipman planında 17 milyar sterlinlik bir açık bulunuyor. Economist dergisinin analizine göre, İngiltere'nin savunma harcamaları reel olarak 2010'dan bu yana yüzde 20 azaldı. Bu durum, ülkenin küresel bir askeri güç olarak itibarını zedeliyor.
Bölgesel ve küresel boyut
İngiltere'nin savunma kapasitesindeki bu gerileme, NATO müttefikleri arasında endişe yaratıyor. Rusya'nın Ukrayna işgali sonrası Avrupa güvenliğinin yeniden şekillendiği bir dönemde, Birleşik Krallık'ın caydırıcılık rolü sorgulanıyor. Fransa ve Almanya'nın savunma bütçelerini artırdığı bir ortamda, İngiltere'nin yatırım yetersizliği, Avrupa güvenlik mimarisinde ağırlığını kaybetmesine neden olabilir. Özellikle Hint-Pasifik bölgesindeki angajmanları ve denizaşırı operasyonları için kaynak ayrılması giderek zorlaşıyor. Uzmanlar, Londra'nın ya vergileri artırmak ya da sosyal harcamaları kısmak gibi sert seçimler yapması gerektiğini belirtiyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu gelişme, Türkiye için hem fırsat hem de risk barındırıyor. İngiltere'nin savunma sanayiindeki daralma, Türk savunma firmalarının ihracat potansiyelini artırabilir. Ancak NATO içinde güç dengesinin değişmesi, Türkiye'nin ittifak içindeki ağırlığını göreceli olarak artırsa da, Avrupa güvenliğinin zayıflaması Ankara'nın güvenlik çıkarlarını olumsuz etkileyebilir. Özellikle Doğu Akdeniz ve Karadeniz'deki dengeler, İngiltere'nin azalan varlığı nedeniyle yeniden şekillenebilir. Türkiye, bu dönüşümde kendi savunma kabiliyetlerini güçlendirerek ve alternatif ittifak arayışlarını çeşitlendirerek stratejik manevra alanını korumalıdır.