İngiltere ve Galler'de sigorta şirketleri, ülke tarihinde kaydedilen en sıcak yaz mevsiminin ardından zemin çökmesi (subsidence) kaynaklı hasar taleplerinde büyük bir artış yaşandığını duyurdu. Ağustos ayında bir sigortacı, taleplerde yaklaşık %140'lık bir sıçrama olduğunu bildirdi. Uzmanlar, aşırı sıcakların toprağı kurutarak binaların temellerinde çatlaklara ve yapısal hasara yol açtığını belirtiyor.
Rekor Sıcaklıkların Yapısal Etkisi
2026 yazı, Birleşik Krallık'ta meteoroloji kayıtlarının tutulmaya başlandığı günden bu yana en sıcak yaz olarak kayıtlara geçti. Ülke genelinde sıcaklıklar uzun süre mevsim normallerinin üzerinde seyretti ve birçok bölgede kuraklık uyarıları yapıldı. Bu durum, özellikle kil içeriği yüksek toprakların aşırı su kaybetmesine neden oldu. Kuruyan toprak büzüşerek binaların temellerinin oturduğu zeminin çökmesine yol açtı. Sigorta şirketleri, bu tür hasarların genellikle yaz sonu ve sonbahar başında ortaya çıktığını, ancak bu yıl artışın hem hız hem de hacim olarak olağan dışı olduğunu vurguluyor.
İngiltere'de konut sigortası kapsamında zemin çökmesi teminatı bulunan poliçelerde, hasar tespiti için yapılan başvuruların sayısı Temmuz ayından itibaren hızla arttı. Ağustos ayında ise bazı sigorta şirketleri, geçen yılın aynı dönemine kıyasla %140'a varan oranda daha fazla talep aldıklarını açıkladı. Sektör kaynakları, bu taleplerin büyük bölümünün Londra ve Güneydoğu İngiltere'deki killi topraklara sahip bölgelerden geldiğini belirtiyor.
Sigorta Sektörü ve Ekonomik Yansımalar
Zemin çökmesi, İngiltere'de konut sigortasının en maliyetli kalemlerinden biri olarak biliniyor. Uzmanlar, her bir hasar dosyasının onarım maliyetinin ortalama 10 bin ile 50 bin sterlin arasında değişebileceğini, ciddi vakalarda ise bu rakamın çok daha yüksek olabileceğini ifade ediyor. Sigorta şirketleri, artan talepleri karşılamak için ek hasar eksperi ve mühendis istihdam etmeye başladı. Ancak sürecin yavaş ilerlediği ve bazı ev sahiplerinin aylarca belirsizlikle yaşadığı belirtiliyor.
Bu durum, sigorta primlerinde de artışa yol açabilir. Uzmanlar, iklim değişikliğine bağlı aşırı hava olaylarının sıklaşmasıyla birlikte, önümüzdeki yıllarda zemin çökmesi teminatına olan talebin artacağını ve primlerin yükseleceğini öngörüyor. Ayrıca, bazı sigorta şirketlerinin riskli bölgelerde yeni poliçe düzenlemekten kaçınabileceği veya teminatı sınırlayabileceği konuşuluyor.
İngiltere'de konut stokunun önemli bir bölümü, 20. yüzyılın başlarında inşa edilmiş ve sığ temellere sahip. Bu yapılar, toprak hareketlerine karşı daha kırılgan. Özellikle Güneydoğu İngiltere'de yaygın olan Londra Kili, su kaybettiğinde hacimsel olarak küçülüyor ve bu da temellerde çatlamalara neden oluyor. 1976 ve 1995 yazlarındaki sıcak dalgalarında da benzer zemin çökmesi vakaları yaşanmıştı, ancak uzmanlar bu yazın etkisinin daha geniş bir coğrafyada hissedildiğini söylüyor.
İklim Değişikliği Bağlantısı
Bilim insanları, iklim değişikliğinin Birleşik Krallık'ta sıcak hava dalgalarının sıklığını ve şiddetini artırdığını belirtiyor. Met Office (Birleşik Krallık Meteoroloji Ofisi) verilerine göre, son on yılda ülke genelinde ortalama sıcaklıklar arttı ve aşırı sıcak günlerin sayısı çoğaldı. Bu eğilim, zemin çökmesi gibi yavaş gelişen ve maliyetli hasarların daha sık görülmesine yol açıyor. Sigorta sektörü, iklim risklerini fiyatlandırmakta zorlanıyor ve bu durum, poliçe sahipleri ile şirketler arasında yeni anlaşmazlıklara kapı aralıyor.
Hükümet yetkilileri, konutların iklime uyumunu artırmak için yapı yönetmeliklerinde değişiklik yapılması gerektiğini kabul ediyor. Ancak henüz somut bir adım atılmış değil. Bazı yerel yönetimler, yeni binaların daha derin temellerle inşa edilmesi için çağrıda bulunuyor. Mevcut konutlar için ise, su drenaj sistemlerinin iyileştirilmesi ve toprak neminin korunması gibi önlemler öneriliyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
İngiltere'deki zemin çökmesi krizi, Türkiye için de önemli dersler içeriyor. Türkiye, iklim değişikliğinin etkilerini Akdeniz kuşağında daha şiddetli yaşıyor; kuraklık ve aşırı sıcaklar, özellikle İç Anadolu ve Güneydoğu'da killi topraklarda benzer riskler yaratabilir. Türkiye'de konut sigortası penetration oranı düşük olduğu için, olası bir zemin çökmesi dalgası, sigorta sistemi yerine doğrudan vatandaşın ve devletin üzerinde ağır bir yük oluşturur. Ayrıca, Türkiye'nin deprem kuşağında olması, zemin hareketlerine karşı yapısal dayanıklılığı daha da kritik hale getiriyor. İklim kaynaklı toprak hareketleri, deprem riskiyle birleştiğinde kentsel altyapı için çok katmanlı bir tehdit oluşturur. Bu nedenle, Türkiye'nin hem yapı denetimini iklim projeksiyonlarına göre güncellemesi hem de afet sigortası sistemini genişletmesi gerekiyor.