Birleşik Krallık'tan Türkiye'ye gönderilen plastik atıkların, Türkiye'nin tarım açısından en verimli bölgelerindeki sulama kanallarını mikro plastiklerle kirlettiği ortaya çıktı. The Guardian'ın yürüttüğü kapsamlı bir araştırma, İngiltere'den ithal edilen plastik atıkların işlendiği tesislerin bulunduğu Çukurova bölgesindeki sulama kanallarında yüksek düzeyde mikro plastik kirliliği tespit etti. Bu durum, İngiltere'nin plastik atık ithalatının gelişmekte olan ülkeler üzerindeki çevresel ve toplumsal maliyetlerine dair endişeleri artırıyor.
Atık ithalatının boyutları ve denetim eksikliği
Türkiye, 2023 yılında Birleşik Krallık'tan yaklaşık 120 bin ton plastik atık ithal etti ve bu rakam, Türkiye'yi İngiltere'nin en büyük plastik atık varış noktası haline getirdi. Ancak uluslararası anlaşmalara rağmen, bu atıkların büyük bir kısmı geri dönüşüm tesislerine ulaşmadan açık alanlarda depolanıyor ya da yakılıyor. Guardian araştırmacıları, Çukurova bölgesindeki Adana ve Mersin çevresinde, atık depolarından sızan mikroplastiklerin sulama kanallarına karıştığını gösteren su örnekleri topladı. Bölgedeki çiftçiler, plastik atıkların tarım arazilerine ve yeraltı sularına karıştığından şikayetçi. Bir çiftçi, "Yetkililer bizi duymuyor; tarlalarımız plastikle doluyor, ne yapacağımızı bilmiyoruz" dedi. Türkiye Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı, atık ithalatına yönelik denetimlerin artırıldığını açıklasa da, araştırmacılar bölgedeki tesislerin büyük bir kısmının çevre mevzuatına uymadığını belirtiyor.
Küresel atık ticareti ve "atık sömürgeciliği" tartışması
Bu durum, atık ticaretinin küresel eşitsizlikleri nasıl derinleştirdiğini gözler önüne seriyor. Birleşmiş Milletler Çevre Programı verilerine göre, gelişmiş ülkeler her yıl milyonlarca ton plastik atığı gelişmekte olan ülkelere ihraç ediyor. Greenpeace gibi çevre örgütleri, bu uygulamayı "atık sömürgeciliği" olarak nitelendiriyor. İngiltere'nin plastik atıklarını azaltma çabalarına rağmen, bu atıkların büyük bölümünün Türkiye'ye gönderilmeye devam edilmesi, Avrupa Birliği'nin atık ihracatına getirdiği kısıtlamaların yeterli olmadığını düşündürüyor. Türkiye'de ise atık ithalatının ekonomiye katkısı ile çevresel maliyet arasındaki denge, yerel halk tarafından sorgulanıyor. Uzmanlar, plastik atıkların geri dönüştürülmesi sürecinde ortaya çıkan mikroplastiklerin sadece tarımı değil, aynı zamanda insan sağlığını da tehdit ettiğini, bu kirliliğin gıda zincirine karıştığını vurguluyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu araştırma, Türkiye'nin atık ithalatı politikasının çevresel ve toplumsal maliyetlerini gözler önüne seriyor. Türkiye, plastik atıkları geri dönüştürerek ekonomiye katkı sağlamayı hedeflerken, bu durumun tarım bölgelerinde yarattığı kirlilik, ülkenin gıda güvenliği ve halk sağlığı açısından ciddi bir tehdit oluşturuyor. Avrupa Birliği'nin atık ihracatına yönelik kısıtlamaları ve İngiltere'nin yeni düzenlemeleri, Türkiye'nin bu alandaki politikalarını gözden geçirmesini zorunlu kılıyor. Ayrıca, bu durum Türkiye'nin uluslararası itibarını etkileyebilir; çünkü ülke, çevre standartlarını ihlal eden bir atık varış noktası olarak anılıyor. Türkiye'nin, hem ekonomik çıkarlarını koruyan hem de çevreyi ve halk sağlığını ön planda tutan sürdürülebilir bir atık yönetimi stratejisi geliştirmesi büyük önem taşıyor.