İngiltere’de ana muhalefet İşçi Partisi lideri Keir Starmer’ın istifa kararı, ülke siyasetinde uzun süredir devam eden başbakan değişikliği tartışmalarını yeniden alevlendirdi. Starmer, partisinin 2024 genel seçimlerinde beklentilerin altında kalmasının ardından görevi bırakırken, kamuoyundaki tepkiler ‘başbakanları sık sık değiştirmenin ülkeye zarar verdiği’ yönünde bir algıyı pekiştirdi. Başkent Londra’da, Starmer’ın Holborn ve St Pancras seçim bölgesinde yapılan röportajlarda bile seçmenlerin mevcut başbakan Rishi Sunak’ın performansına da mesafeli yaklaştığı, siyasi krizin derinleştiği görülüyor.
Starmer’ın siyasi kariyeri ve istifasının perde arkası
Keir Starmer, 2020 yılında Jeremy Corbyn’in yerine İşçi Partisi lideri seçilmişti. Covid-19 pandemisi ve Boris Johnson’ın istifasıyla şekillenen siyasi ortamda partisini toparlamaya çalışan Starmer, 2024 seçimlerinde oy oranını artırabilmiş ancak sandalye sayısında beklenen sıçramayı yapamamıştı. Özellikle İşçi Partisi’nin geleneksel kalelerinde oy kaybı yaşanması, parti içinde rahatsızlık yaratmıştı. Starmer’ın Brexit sonrası AB ile yakınlaşma politikaları ve kamu harcamaları konusundaki ılımlı tutumu, sol kanat tarafından ‘yetersiz’ ve ‘fazla merkezci’ olarak eleştiriliyordu. İstifa kararının hemen ardından parti yönetimi, 2025 yılı için olağanüstü kongre takvimi açıklarken, geçici lider olarak kadın milletvekili Angela Rayner’ın atanması bekleniyor.
Seçim bölgesinde yapılan anketler, birçok seçmenin sadece Starmer’a değil, genel olarak Westminster siyasetine olan güvenin erozyona uğradığını gösteriyor. İşsizlik ve yüksek enflasyonun vurduğu orta sınıf aileler, hem Muhafazakar hem İşçi Partisi’nin çözüm üretemediğini düşünüyor. Bu durum, iki partili sistemin sorgulanmasına ve Liberal Demokratlar gibi üçüncü partilerin yükselişine zemin hazırlıyor.
İngiltere’de siyasi istikrar ve küresel yansımalar
Starmer’ın istifası, son beş yılda dördüncü ana muhalefet lideri değişikliği anlamına geliyor. Bu süreçte ülke, Boris Johnson, Liz Truss ve Rishi Sunak olmak üzere üç farklı başbakan gördü. Muhafazakar Parti içindeki fraksiyon çatışmaları ve İşçi Partisi’nin sürekli lider değiştirmesi, uluslararası yatırımcılar nezdinde İngiltere’nin politik risk algısını yükseltti. Financial Times’a göre, ülkenin kredi notu üzerinde aşağı yönlü baskı oluşabileceği belirtiliyor. Aynı zamanda, ABD ve AB ile olan ilişkilerde belirsizlik yaratan bu istikrarsızlık, İngiltere’nin küresel diplomasideki ağırlığını da sorgulatıyor.
Özellikle Ukrayna’ya askeri yardım ve iklim değişikliği politikaları gibi konularda başbakanlık makamının istikrarlı bir pozisyon alamaması, uluslararası ortaklarını rahatsız ediyor. Bu bağlamda, keşmir ve Orta Doğu politikalarında da sürekliliğin sağlanamayacağı endişesi var. İngiltere’nin savunma harcamalarını GSYİH’nin %2’sine çıkarma taahhüdü, siyasi kriz nedeniyle gölgede kalıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
İngiltere’deki bu siyasi dalgalanma, Türkiye-İngiltere ticari ve diplomatik ilişkilerini doğrudan etkileme potansiyeli taşıyor. Brexit sonrası imzalanan Serbest Ticaret Anlaşması’nın derinleştirilmesi müzakereleri, İngiltere’deki siyasi istikrarsızlık yüzünden yavaşlamış durumda. Yeni İşçi Partisi lideri ve olası erken seçim senaryoları, Ankara’nın Londra ile olan ilişkilerinde belirsizlik yaratıyor. Öte yandan, Türkiye’nin Avrupa Birliği ile olan gümrük birliği müzakerelerinde İngiltere’nin desteği kritik önemde; ancak iç siyasi kriz bu desteğin sürdürülebilirliğini zora sokabilir. NATO müttefiki olarak iki ülke arasındaki savunma iş birliğinin aksamaması için Türk diplomasisinin Londra’daki gelişmeleri yakından izlemesi gerekiyor.