İngiltere Merkez Bankası (BoE) Başkanı Andrew Bailey, yapay zeka (YZ) sektöründe yaşanabilecek ani bir çöküşün Birleşik Krallık ekonomisini resesyona sürükleyebileceği uyarısında bulundu. Bailey, bir konuşmasında YZ şirketlerinin ABD'nin S&P 500 endeksi içindeki ağırlığının 2022'de dörtte bir iken bugün yarıya yükselmesine dikkat çekerek, bu durumun üç katmanlı bir risk oluşturduğunu belirtti. Bu riskler; YZ sektöründeki aşırı değerlemelerin düzeltilmesi, bunun reel ekonomiye yansımaları ve finansal istikrarsızlık olarak sıralandı. BoE Başkanı'nın bu sözleri, Londra ve küresel piyasalarda tedirginlik yarattı.
Gelişmenin Arka Planı: Yükselişten Düşüşe
Son iki yıldır yapay zeka teknolojilerine olan yoğun ilgi, Nasdaq ve S&P 500'de rekor yükselişlere sahne oldu. Özellikle ChatGPT gibi büyük dil modellerinin popülerleşmesiyle Nvidia, Microsoft, Alphabet gibi şirketlerin piyasa değerleri katlandı. Ancak Bailey'nin de işaret ettiği gibi, bu büyümenin sürdürülebilirliği sorgulanıyor. YZ şirketlerinin eksi karları, yüksek enerji tüketimleri ve düzenleme belirsizlikleri, bir balonun oluştuğuna işaret ediyor. BoE'nin Finansal İstikrar Raporu'nda da benzer endişelere yer verilmişti.
Bailey, "Finansal piyasalarda bir balon oluştuğunda, patlaması kaçınılmazdır. Ancak asıl soru, bu patlamanın ne kadar kontrollü olacağı ve reel ekonomiye nasıl yansıyacağıdır. YZ şirketlerindeki bir düzeltme, teknoloji hisselerinde dramatik düşüşlere ve fonlama krizine yol açabilir" ifadelerini kullandı. Bu durumda, İngiltere gibi gelişmiş ekonomilerde işsizlik artabilir, tüketici güveni kırılabilir ve resesyon kaçınılmaz hale gelebilir.
Uzmanlara göre, bir YZ çöküşü doğrudan Birleşik Krallık, Avrupa ve ABD'yi etkileyecek. İngiltere, ABD'nin ardından en büyük YZ yatırımı çeken ikinci ülke konumunda. Bu nedenle piyasa değerlerindeki ani bir düşüş, İngiltere'deki teknoloji şirketlerini de vurabilir. Öte yandan, YZ sektörünün büyümesi, geleneksel endüstrilerde verimlilik artışı sağlasa da, bu faydaların kalıcı olup olmayacağı belirsiz.
Küresel Boyut: Merkez Bankalarının Yeni Endişesi
Dünya genelinde merkez bankaları, YZ balonunun potansiyel etkilerini tartışıyor. Avrupa Merkez Bankası (ECB) ve Federal Rezerv (Fed) de benzer uyarılarda bulundu. Fed Başkanı Jerome Powell, "Teknoloji hisselerindeki aşırı değerlemeler finansal istikrar için risk oluşturabilir" demişti. Bailey'nin uyarıları da bu küresel endişeleri yansıtıyor.
S&P 500'deki YZ şirketlerinin ağırlığının iki yılda iki katına çıkması, endeksin bu sektöre bağımlı hale geldiğini gösteriyor. Bu durum, portföy yöneticileri ve yatırımcılar için "konsantrasyon riski" yaratıyor. Borsada bir düzeltme olduğunda, tüm piyasa olumsuz etkilenebilir. Ayrıca, YZ şirketlerinin yüksek değerlere ulaşması, bu sektörde fiziksel varlıkların (fabrika, bina) az olmasıyla da ilgili. Alternatif yatırım araçlarına yönelim, balonun olası etkisini artırıyor.
Analistler, merkez bankalarının bu uyarılarla faiz politikalarına yön verebileceğini belirtiyor. Faizleri düşük tutmak balonu beslerken, yüksek faizler tüketimi ve yatırımları daha da daraltarak resesyon riskini artırabilir. ECB Başkanı Christine Lagarde da bu ikilemi "karmaşık ve zorlu" olarak tanımlamıştı.
Sonuç olarak, BoE'nin uyarısı, YZ sektörünün sadece teknolojik değil, makroekonomik bir risk taşıdığını ortaya koyuyor. Bu riskin gerçekleşmesi durumunda, küresel ekonominin toparlanması beklenenden uzun sürebilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, yapay zeka sektöründe küresel oyunculardan biri olmasa da, bu gelişmelerden dolaylı olarak etkilenecek. Türkiye'nin teknoloji hisselerine doğrudan maruziyeti sınırlı olmakla birlikte, küresel bir resesyon Türk ihracatını, turizm gelirlerini ve cari açığı olumsuz etkileyebilir. Ayrıca, YZ'ye dayalı yabancı yatırımların azalması, Türkiye'nin bu alandaki büyüme potansiyelini sınırlayabilir. Merkez Bankası'nın faiz politikaları üzerinde de baskı oluşacak; zira küresel resesyon riski, Türkiye'deki enflasyonla mücadeleyi zorlaştırabilir. Bu nedenle, Türkiye'nin kısa vadede daha dayanıklı sektörlere yönelmesi ve makroekonomik kırılganlıkları azaltması kritik önem taşıyor.