İngiltere Merkez Bankası (BoE), politika faizini piyasa beklentileri doğrultusunda sabit tuttu. Banka, enflasyonun hedefin üzerinde seyretmesi ve ekonomik toparlanmanın güçlenmesi nedeniyle önümüzdeki aylarda faiz artırımına gidebileceğinin sinyalini verdi. BoE ayrıca, 2009'dan bu yana yürüttüğü varlık alım programını (APF) tamamen sonlandırmak için çok yıllı bir plan açıkladı. Bu karar, küresel piyasalar tarafından dikkatle izleniyor.
Faiz Kararının Arka Planı
İngiltere Merkez Bankası'nın Para Politikası Kurulu (MPC), politika faizini %0,10 seviyesinde sabit bıraktı. Ancak toplantı tutanaklarında, enflasyonun önümüzdeki dönemde %4'ün üzerine çıkabileceği ve bunun geçici faktörlerden kaynaklandığı belirtildi. Buna rağmen Banka, enflasyonun orta vadede hedefe dönmesi için gerekirse faiz artırımına hazır olduğunu vurguladı. Piyasalar, ilk faiz artırımının 2022'nin ilk yarısında gelebileceğini fiyatlıyor.
BoE Başkanı Andrew Bailey, karar sonrası yaptığı açıklamada, "Enflasyon baskıları geçici olsa da, kalıcı hale gelmesini önlemek için gerekli adımları atmaktan çekinmeyeceğiz" dedi. Bailey, ekonomik toparlanmanın beklenenden hızlı olduğunu ancak işgücü piyasasındaki sıkıntıların ve tedarik zinciri sorunlarının fiyatları yukarı çektiğini belirtti.
Banka ayrıca, varlık alım programını (APF) kademeli olarak azaltacağını ve 2025 yılına kadar tamamen sonlandıracağını duyurdu. APF kapsamında şu anda 875 milyar sterlinlik devlet tahvili ve şirket tahvili bulunuyor. Bu varlıkların elden çıkarılması, piyasalarda likidite azalmasına yol açabilir. BoE, satışların piyasa koşullarına göre ayarlanacağını ve ekonomiyi olumsuz etkilemeyecek şekilde yapılacağını taahhüt etti.
Küresel ve Bölgesel Etkiler
İngiltere Merkez Bankası'nın sıkılaşma sinyali, diğer merkez bankaları için de bir gösterge niteliğinde. ABD Merkez Bankası (Fed) ve Avrupa Merkez Bankası (ECB) da benzer şekilde teşvikleri azaltmayı tartışıyor. BoE'nin hamlesi, pandemi sonrası dönemde parasal genişlemeden çıkışın ilk adımlarından biri olarak yorumlanıyor. Küresel piyasalarda tahvil faizleri yükselirken, sterlin dolar karşısında değer kazandı.
İngiltere ekonomisi, Brexit sonrası ticaret anlaşmazlıkları ve pandeminin yol açtığı arz sorunlarıyla boğuşuyor. Enflasyonun yıl sonunda %4'ü aşması bekleniyor. Bu durum, hanehalkı harcamalarını ve işletme maliyetlerini olumsuz etkileyebilir. BoE'nin faiz artırımı, sterlini güçlendirerek ithalat maliyetlerini düşürebilir ancak ihracatı zorlaştırabilir.
Öte yandan, APF'nin sonlandırılması, İngiltere devlet tahvilleri üzerinde satış baskısı yaratabilir. Piyasa analistleri, BoE'nin bu adımının diğer merkez bankaları için de bir örnek teşkil edebileceğini belirtiyor. Özellikle gelişmekte olan ülkeler, sermaye akımlarındaki dalgalanmalardan etkilenebilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
İngiltere Merkez Bankası'nın sıkılaşma sinyali, küresel finansal koşulların sıkılaşacağına işaret ediyor. Bu durum, Türkiye gibi yüksek dış borcu ve cari açığı olan ülkeler için risk oluşturuyor. Gelişmiş ülkelerde faizlerin yükselmesi, gelişmekte olan ülkelere yönelik sermaye akımlarını azaltabilir ve TL üzerinde baskı yaratabilir. Ayrıca, İngiltere'nin önemli bir ticaret ortağı olması nedeniyle, sterlinin değer kazanması Türk ihracatçıları için rekabet avantajı sağlayabilir ancak ithalat maliyetlerini artırabilir. Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası'nın para politikası kararlarında bu küresel gelişmeleri dikkate alması bekleniyor.