İngiltere Merkez Bankası (BoE), enerji fiyatlarının yüksek seviyelerde kalması durumunda Kasım ayında faiz artırımına gidebileceği sinyalini verdi. Financial Times'ın Para Politikası Radarı ekibi tarafından yayımlanan Eylül ayı tahmin raporuna göre, enerji maliyetlerindeki kalıcı artış enflasyonu yukarı yönlü baskılıyor ve Banka'nın para politikasını sıkılaştırma ihtimalini güçlendiriyor.
Faiz Artırımının Arka Planı
İngiltere Merkez Bankası, Covid-19 salgınının ekonomik etkileriyle mücadele için politika faizini tarihi düşük seviye olan %0,1'e indirmiş ve 895 milyar sterlinlik tahvil alım programını sürdürmekteydi. Ancak 2021 yılının ikinci yarısından itibaren enerji fiyatlarında yaşanan hızlı yükseliş, başta doğalgaz olmak üzere petrol ve elektrik fiyatlarını rekor seviyelere taşıdı. Avrupa'da doğalgaz fiyatları bir yıl içinde yaklaşık beş kat artarken, İngiltere'de de benzer bir seyir izlendi.
Bu gelişmeler, tüketici fiyat endeksinin (TÜFE) yıllık bazda %3'ün üzerine çıkmasına neden oldu ve BoE'nin %2'lik enflasyon hedefini aşmasına yol açtı. Para Politikası Komitesi (MPC), Eylül toplantısında faiz oranlarını değiştirmeyerek %0,1'de bıraktı; ancak toplantı tutanaklarında "enflasyonun hedefin üzerinde seyretmeye devam etmesi halinde, para politikasının erken bir şekilde sıkılaştırılması gerekebilir" ifadesine yer verildi. Piyasalar bu mesajı, Kasım ayında bir faiz artırımı gelebileceği yönünde yorumladı.
FT'nin Para Politikası Radarı ekibi, Eylül ayı tahmin raporunda, enerji fiyatlarının yüksek kalması durumunda BoE'nin Kasım toplantısında politika faizini 15 baz puan artırarak %0,25'e çıkarabileceğini öngörüyor. Raporda ayrıca, faiz artırımının zamanlamasının büyük ölçüde enerji piyasalarındaki gelişmelere ve işgücü piyasasındaki ücret artışlarına bağlı olduğu vurgulanıyor.
Küresel ve Bölgesel Boyut
İngiltere Merkez Bankası'nın faiz artırım sinyali, küresel merkez bankalarının pandemi sonrası normalleşme sürecinde attığı adımlarla paralellik gösteriyor. ABD Merkez Bankası (Fed) varlık alımlarını azaltmaya hazırlanırken, Avrupa Merkez Bankası (ECB) da tahvil alımlarını kademeli olarak düşüreceğini açıklamıştı. Ancak İngiltere, enerji fiyatlarındaki şokun enflasyon üzerindeki etkisini diğer gelişmiş ülkelere göre daha erken ve sert bir şekilde hissediyor.
Enerji fiyatlarındaki artışın temel nedenleri arasında, pandemi sonrası toparlanan talep, arz kısıtlamaları, düşük stok seviyeleri ve Rusya'nın Avrupa'ya gaz akışını sınırlaması gibi jeopolitik faktörler yer alıyor. Avrupa'da doğalgaz depolama tesislerinin doluluk oranlarının mevsim normallerinin altında olması, kış aylarında arz sıkıntısı yaşanabileceği endişelerini artırıyor. Bu durum, enerji ithalatçısı ülkelerin ekonomileri üzerinde ciddi bir yük oluşturuyor.
İngiltere özelinde, enerji fiyatlarındaki artışın hanehalkı harcamalarını baskılaması ve ekonomik büyümeyi yavaşlatması bekleniyor. Ayrıca, işgücü piyasasındaki sıkılık ve ücret artışları, enflasyonun daha da yükselmesine neden olabilir. BoE'nin faiz artırımı, sterlinin değer kazanmasına ve ithal enflasyonun bir miktar hafiflemesine yardımcı olabilir; ancak aynı zamanda borçlanma maliyetlerini artırarak ekonomik toparlanmayı yavaşlatabilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
İngiltere Merkez Bankası'nın faiz artırım sinyali, küresel para politikalarının sıkılaşma yönünde olduğunu gösteriyor. Türkiye gibi yüksek enerji ithalatına bağımlı ülkeler için enerji fiyatlarındaki artış, cari açığı ve enflasyonu olumsuz etkiliyor. Ayrıca, gelişmiş ülkelerin faiz artırması, gelişmekte olan piyasalardan sermaye çıkışına ve Türk lirası üzerinde baskıya yol açabilir. Türkiye'nin para politikası açısından, küresel faiz artırım döngüsü, TL'de değer kaybını ve ithal enflasyonu beraberinde getirebilir. Bu nedenle, enerji fiyatlarındaki gelişmeler ve merkez bankalarının adımları Türkiye ekonomisi için yakından takip edilmesi gereken bir risk unsuru oluşturuyor.