İngiltere İçişleri Bakanlığı (Home Office), yüksek mahkemenin insan kaçakçılığı mağdurlarının Fransa'ya gönderilmesini durdurma kararına rağmen, bu politikayı uygulamaya devam edeceğini açıkladı. Mahkeme, geçtiğimiz hafta verdiği kararla, "bire bir" (one in, one out) planı kapsamında sığınmacıların korunmasını azaltan politikayı durdurmuştu. Bakanlık, karara rağmen, kaçakçılık iddialarını incelemeden sığınmacıları Fransa'ya göndermeye devam edecek.
Mahkeme kararı ve hükümetin tutumu
Yüksek mahkeme, geçtiğimiz hafta aldığı kararla, İngiltere'nin sığınmacıları Fransa'ya gönderme planının, insan kaçakçılığı mağdurlarının korunmasını ihlal ettiğine hükmetti. Karar, özellikle "bire bir" sistemi kapsamında, sığınmacıların şikayetlerini dinlemeden sınır dışı edilmesini engellemeyi amaçlıyor. Ancak İçişleri Bakanlığı, kararın yalnızca belirli bir davayla sınırlı olduğunu ve genel politikayı etkilemediğini savunuyor.
Bakanlık yetkilileri, mahkeme kararının uygulanması için gerekli adımları attıklarını, ancak bu süreçte sığınmacıların Fransa'ya gönderilmesine devam edileceğini belirtti. Bu tutum, insan hakları örgütleri ve sığınmacı savunucuları tarafından sert bir şekilde eleştiriliyor. Amnesty International ve Human Rights Watch gibi kuruluşlar, uygulamanın uluslararası hukuku ihlal ettiğini ve mağdurların adalete erişimini engellediğini vurguluyor.
İngiltere ve Fransa arasındaki bu anlaşma, 2023 yılında imzalanan ve her iki ülkenin de sığınmacı akınını kontrol altına almak için işbirliğini artırmasını öngören bir protokolün parçası. Anlaşma, İngiltere'nin Manş Denizi üzerinden gelen düzensiz göçü engellemek amacıyla Fransa'ya 500 milyon sterlinlik bir yardım paketi sağlamasını da içeriyor. Ancak mahkeme kararı, bu işbirliğinin insan hakları boyutunu sorguluyor.
Bölgesel ve küresel boyut
Bu gelişme, Avrupa genelinde sığınmacı politikalarının katılaştığı bir dönemde yaşanıyor. Birçok Avrupa ülkesi, göç akınını kontrol altına almak için sınır kontrollerini sıkılaştırırken, insan kaçakçılığı mağdurlarının korunması ikinci planda kalabiliyor. Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği (UNHCR), bu tür uygulamaların sığınmacıların temel haklarını ihlal ettiğini ve uluslararası koruma yükümlülüklerine aykırı olduğunu belirtiyor.
Özellikle Manş Denizi rotası, son yıllarda düzensiz göçün en tehlikeli güzergahlarından biri haline geldi. 2024 yılında bu rotada 50'den fazla kişi hayatını kaybetti. İnsan kaçakçıları, sığınmacıları botlarla denize açılmaya zorlarken, birçok kişi aileleriyle birlikte tehlikeyi göze alıyor. İngiltere'nin bu politikası, göçmenlerin can güvenliğini riske atarken, aynı zamanda uluslararası sığınma hukukunun temel ilkelerini zedeliyor.
Fransa da bu durumdan rahatsız. Fransız yetkililer, İngiltere'nin mahkeme kararına rağmen uygulamayı sürdürmesinin, iki ülke arasındaki güveni sarstığını ve sığınmacıların Fransa'da birikmesine neden olacağını belirtiyor. Bu durum, Fransa'nın kendi sığınmacı politikalarını da zorluyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, uzun yıllardır düzensiz göçün önemli bir transit ve hedef ülkesi konumunda. İngiltere'nin bu politikası, Avrupa'nın sığınmacı krizine yaklaşımındaki değişimin bir yansıması. Türkiye, 2016 AB-Türkiye mutabakatı kapsamında benzer bir geri kabul anlaşması yürütüyor. Bu tür uygulamaların insan hakları boyutu, Türkiye'nin de dikkatle izlemesi gereken bir konu. Türkiye, uluslararası koruma yükümlülüklerine uygun hareket ederken, Avrupa'daki katı politikaların Türkiye'ye yönelik göç baskısını artırabileceği değerlendiriliyor.