İngiltere, geçen yaz döneminde İsrail ile mevcut ticaret anlaşmasını askıya almayı ciddi şekilde değerlendirdi. Hükümetin, askıya alma işleminin olası ekonomik ve siyasi etkilerini haritalandırmak için bir etki değerlendirmesi başlattığı öğrenildi. Bu bilgi, İngiltere Dışişleri Bakanlığı’na bağlı kaynaklardan sızdırılan belgelere dayandırılıyor. Söz konusu değerlendirme, İsrail’in uluslararası hukuka aykırı politikaları ve Filistin topraklarındaki işgal faaliyetlerine karşı artan uluslararası baskının bir parçası olarak görülüyor. Londra, uzun süredir İsrail ile dengeli bir ilişki yürütmeye çalışırken, son dönemdeki insani kriz ve bölgesel gerilimlerin ticari boyuta yansıması kaçınılmaz oldu.
Gelişmenin arka planı
İngiltere ve İsrail arasındaki ticaret hacmi yıllık 6 milyar sterlinin üzerinde seyrediyor. İki ülke arasında 2019’da imzalanan Serbest Ticaret Anlaşması, Brexit sonrası dönemde İngiltere’nin bağımsız ticaret politikasının önemli bir parçası olarak görülüyordu. Ancak son iki yılda, özellikle Gazze’deki askeri operasyonlar ve Batı Şeria’daki yasa dışı yerleşim birimlerinin genişletilmesi, İngiliz kamuoyunda ve parlamentoda İsrail’e yönelik eleştirileri artırdı. İşçi Partisi’nden bazı milletvekilleri, anlaşmanın askıya alınması için hükümete çağrı yaparken, Muhafazakar Parti içinde de benzer sesler yükselmeye başladı.
Etki değerlendirmesi raporu, askıya almanın İngiliz ihracatçılarına olan etkisini, savunma sanayii işbirliklerini ve iki ülke arasındaki teknoloji transferlerini kapsıyor. Raporda ayrıca, askıya almanın Orta Doğu barış sürecine olası yansımaları ve İngiltere’nin bölgedeki diplomatik konumu da inceleniyor. Kaynaklar, değerlendirmenin tamamlandığını ancak hükümetin henüz nihai bir karar almadığını belirtiyor.
Bölgesel ve küresel boyut
İngiltere’nin bu adımı, sadece ikili ilişkileri değil, uluslararası ticaret hukukunu ve Avrupa ülkelerinin İsrail’e yönelik tutumunu da etkileyebilir. Fransa ve Almanya, benzer endişeleri dile getirmiş ancak şimdiye kadar ticari yaptırıma başvurmamıştı. Avrupa Birliği, İsrail ile ortaklık anlaşması kapsamında insan hakları ihlallerine karşı bazı önlemler alabileceğini sinyallemişti. İngiltere’nin olası bir askıya alma kararı, diğer ülkeler için emsal teşkil edebilir ve İsrail’in uluslararası ticaret ağını daraltabilir.
Öte yandan, ABD yönetimi İngiltere’nin bu yöndeki adımlarını endişeyle izliyor. Washington, İsrail’e yönelik herhangi bir ticari kısıtlamanın bölgesel istikrarı bozabileceğini ve İran’a karşı ortak savunma işbirliğini zayıflatabileceğini düşünüyor. İngiltere Dışişleri Bakanı, bir yandan ABD ile ittifakı korumaya çalışırken, diğer yandan iç kamuoyunda yükselen İsrail karşıtı dalgayı yönetmek zorunda. Bu durum, İngiltere’nin dış politikasında bir ikilem yaratıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, İsrail ile ticari ilişkilerinde son dönemde benzer bir süreçten geçiyor. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın İsrail yönetimine yönelik sert eleştirileri, Ankara’nın ticari ve diplomatik adımlarını da şekillendiriyor. İngiltere’nin askıya alma değerlendirmesi, Türkiye’nin kendi politikaları için bir referans olabilir; ancak Türkiye’nin İsrail ile ticaret hacmi ve enerji işbirliği, İngiltere’den farklı dinamikler içeriyor. Ankara, özellikle Doğu Akdeniz’deki enerji kaynakları ve Libya dosyası gibi konularda İsrail ile rekabet ederken, ticari ambargonun bu alanlardaki işbirliğini de etkileyebileceğini hesaba katmalı. Bölgesel güç dengeleri açısından, İngiltere’nin bu girişimi, ABD-İsrail ittifakında bir çatlak yaratıp yaratmayacağı merak konusu.