Çin sahil güvenlik gemileri, Doğu Çin Denizi'nde Japonya'nın münhasır ekonomik bölgesi (MEB) olarak tanımladığı sularda 'yargı yetkisi' uyguladı. Pekin yönetimi, uluslararası sularda olduğunu iddia ettiği bölgede devriye gezen gemilerinin, Tokyo'nun itirazlarına rağmen egemenlik haklarını kullandığını duyurdu. Japonya Dışişleri Bakanlığı, olayı 'kabul edilemez' olarak nitelendirirken, bölgedeki gerilim tırmanıyor.
Gelişmenin arka planı
Çin, 1 Ocak 2024'te yürürlüğe giren yeni deniz polisi yasasıyla, kıyılarından 200 deniz miline kadar olan alanlarda sahil güvenlik gemilerine daha geniş yetkiler verdi. Bu yasa kapsamında, Çin gemileri 'yabancı gemileri durdurma, denetleme ve gerektiğinde uzaklaştırma' hakkına sahip. Pekin, Senkaku/Diaoyu Adaları çevresindeki suların kendi kıta sahanlığının bir parçası olduğunu savunuyor.
Japonya ise 2012'de adaları millileştirerek Çin'in itirazlarına yol açmıştı. O tarihten bu yana iki ülke arasında düzenli olarak sahil güvenlik gemileri karşı karşıya geliyor. Son olayda, Çin gemilerinin Japon gemilerine 'yargı yetkisi' sinyali vererek manevra yaptığı bildirildi.
Bölgesel ve küresel boyut
Çin'in bu hamlesi, yalnızca Japonya ile değil, aynı zamanda ABD ve müttefikleriyle de gerilimi artırıyor. Washington, 1960 tarihli ABD-Japonya Güvenlik Antlaşması kapsamında Senkaku Adaları'nın savunmasını üstlenmiş durumda. Çin'in eylemleri, Hint-Pasifik bölgesinde serbest seyrüsefer ilkesine yönelik bir meydan okuma olarak yorumlanıyor. Ayrıca, ASEAN ülkeleri de Çin'in Güney Çin Denizi'ndeki '9 çizgili harita' iddialarına benzer bir tutum sergilemesinden endişe duyuyor. Tokyo, konuyu Birleşmiş Milletler Deniz Hukuku Sözleşmesi kapsamında uluslararası tahkime taşımayı değerlendiriyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Doğrudan Türkiye'yi ilgilendirmese de bu gelişme, küresel deniz gücü rekabetinin bir yansımasıdır. Türkiye, Doğu Akdeniz'de benzer yetki alanı tartışmaları yaşamış bir ülke olarak, uluslararası hukukun üstünlüğü ve sınırların barışçıl yollarla belirlenmesi gerektiğini savunmaktadır. Çin-Japonya geriliminin bölgesel istikrarı tehdit etmesi, Türkiye'nin enerji ve ticaret rotalarını da dolaylı olarak etkileyebilir. Ayrıca, Türkiye'nin NATO üyesi olması nedeniyle, ittifakın Hint-Pasifik stratejisine uyumlu adımlar atması beklenebilir.