İngiltere ve İsrail, Doğu Kudüs'teki İngiliz konsolosluğunun statüsü konusunda bir uzlaşmaya vardı. İki taraf da anlaşmayı kendi lehine bir kazanım olarak sunarken, İngiltere'nin Batı Şeria'daki Yahudi yerleşimlerine yönelik yaptırım planları nedeniyle ikili ilişkiler son aylarda belirgin şekilde gerildi.
İngiliz hükümeti, Doğu Kudüs'teki konsolosluğun Filistinlilere hizmet vermeye devam edeceğini, ancak diplomatik statüsünün İsrail'in talepleri doğrultusunda yeniden düzenlendiğini açıkladı. İsrail makamları ise bu düzenlemeyi, Doğu Kudüs üzerindeki egemenlik iddialarının uluslararası alanda daha fazla tanınması yönünde bir adım olarak yorumladı.
Anlaşmanın Arka Planı ve Tarafların Pozisyonları
İngiltere'nin Doğu Kudüs'teki konsolosluğu, 1948'den bu yana faaliyet gösteriyor ve Filistin topraklarında yaşayan İngiliz vatandaşlarına ve Filistinlilere hizmet veriyor. İsrail, 1967'de Doğu Kudüs'ü işgal etmiş ve 1980'de ilhak etmişti; ancak uluslararası toplum bu ilhakı tanımıyor. İngiltere de dahil olmak üzere birçok ülke, Doğu Kudüs'ü işgal altındaki Filistin toprağı olarak kabul ediyor ve diplomatik temsilciliklerini Tel Aviv'de tutuyor.
Yeni uzlaşma kapsamında, İngiltere konsolosluğunun Doğu Kudüs'teki varlığını sürdüreceği, ancak bazı idari ve mali düzenlemelerin İsrail makamlarıyla koordineli hale getirileceği belirtiliyor. İsrail Dışişleri Bakanlığı'ndan yapılan açıklamada, "Bu düzenleme, Kudüs'ün birleşik başkentimiz olduğu gerçeğiyle uyumludur" denildi. İngiliz tarafı ise "Konsolosluğumuzun statüsünde Filistin halkına verdiğimiz hizmetleri etkileyecek bir değişiklik yoktur" ifadesini kullandı.
Ancak diplomatik kaynaklar, görüşmelerin zorlu geçtiğini ve İngiltere'nin Batı Şeria'daki yerleşim birimlerine yönelik yaptırım hazırlıklarının süreci gölgelediğini aktarıyor. İngiltere, uluslararası hukuka aykırı olduğu gerekçesiyle Batı Şeria'daki yerleşimlerde faaliyet gösteren bazı İsrailli şirketlere ve bireylere yönelik yaptırım paketi üzerinde çalışıyor. İsrail Başbakanı, bu planı "kabul edilemez bir müdahale" olarak nitelendirdi ve karşı önlemler alınabileceği uyarısında bulundu.
Bölgesel ve Küresel Boyut
İngiltere'nin yaptırım planı, ABD'nin de benzer adımlar atmaya hazırlandığı bir dönemde geldi. Washington yönetimi, yerleşimci şiddetini ve yerleşim genişlemesini protesto etmek için bazı İsrailli yerleşimcilere vize kısıtlaması getirmişti. Avrupa Birliği de İsrail'e yönelik tutumunu sertleştirme sinyali veriyor. Bu bağlamda İngiltere'nin hamlesi, Batı'nın İsrail politikasında bir eksen kaymasının işareti olarak yorumlanıyor.
Öte yandan, İsrail hükümeti içinde de farklı sesler yükseliyor. Aşırı sağcı koalisyon ortakları, İngiltere'ye karşı sert bir yanıt verilmesini isterken, Dışişleri Bakanlığı bürokratları ilişkilerin tamamen koparılmasının İsrail'in çıkarlarına zarar vereceği uyarısında bulunuyor. İngiltere ise İsrail ile güvenlik işbirliğini sürdürmek istiyor; özellikle istihbarat paylaşımı ve İran'ın nükleer programına karşı ortak tutum bu işbirliğinin temelini oluşturuyor.
Uzmanlar, uzlaşmanın kırılgan olduğunu ve yaptırım planının hayata geçmesi halinde yeniden bir krize yol açabileceğini belirtiyor. İngiltere'nin Filistin meselesindeki tarihsel sorumluluğu (Balfour Deklarasyonu ve manda yönetimi) göz önüne alındığında, Londra'nın atacağı adımlar hem bölgesel hem de küresel dengeler açısından yakından izleniyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
İngiltere'nin Batı Şeria'daki yerleşimlere yönelik yaptırım hazırlığı ve Doğu Kudüs'teki konsolosluk statüsünde İsrail lehine yapılan düzenleme, Türkiye'nin Filistin politikası açısından doğrudan önem taşıyor. Ankara, Doğu Kudüs'ün Filistin devletinin başkenti olduğunu savunuyor ve İsrail'in yerleşim faaliyetlerini uluslarlararası hukuka aykırı olarak nitelendiriyor. İngiltere'nin yaptırım adımı, Türkiye'nin uluslararası platformlarda dile getirdiği tezleri güçlendirebilir. Ancak konsolosluk uzlaşması, İsrail'in Kudüs üzerindeki egemenlik iddialarına dolaylı meşruiyet kazandırma riski taşıyor. Bu gelişme, Türkiye'nin İngiltere ve AB ile Filistin konusundaki işbirliğini derinleştirmesi için bir fırsat olarak görülebilir.