Birleşik Krallık'ta İşçi Partisi'nin (Labour) üye sayısı, Keir Starmer'ın liderliğinde hızla eriyor. Partinin 2025 yılına ait resmi hesaplarına göre, üye sayısı 264 bin 754'ye geriledi. Bu rakam, 2010'ların sonunda yarım milyonu aşan üye sayısının yarısından bile daha az. Düşüş, partinin iç dinamikleri, politikaları ve liderlik algısı üzerine önemli soruları gündeme getiriyor. Özellikle 2024 genel seçimlerindeki zaferin ardından üye kaybının devam etmesi, partinin tabanıyla ilişkisinde derin bir krize işaret ediyor.
Üyelikteki Düşüşün Arka Planı
İşçi Partisi'nin üye sayısı, Jeremy Corbyn'in liderliği döneminde 2017'de 564 bin ile zirve yapmıştı. Ancak 2019'daki seçim yenilgisi ve ardından Starmer'ın 2020'de görevi devralmasıyla birlikte üye sayısı istikrarlı bir şekilde azaldı. Parti hesaplarına göre, 2023'te 370 bin, 2024'te 290 bin ve 2025'te 264 bin 754 olarak kaydedildi. Rakamlardaki düşüş, özellikle Sol kanat üyelerin Starmer yönetiminden memnuniyetsizliğiyle ilişkilendiriliyor. Starmer'ın parti içinde Corbyn'i dışlaması, sol politikaları geri plana atması ve merkez sağa kayan politikaları, pek çok üyenin aidat ödemeyi bırakmasına neden oldu. Üyelikteki kan kaybı, partinin mali kaynaklarını da olumsuz etkilerken, yerel teşkilatların da güç kaybetmesine yol açıyor.
Parti yetkilileri, üye sayısındaki düşüşü 'ulusal dönemlerde üyelikte yaşanan doğal inişler' olarak nitelese de, uzmanlar bunun gelecekteki seçimlere etkisinin büyük olabileceğini belirtiyor. Üyelik, kampanyaların motoru, gönüllü kaynağı ve tabandan gelen bağışların ana unsuru. Üye sayısındaki azalma, özellikle yerel seçimlerde Parti'nin halkla temas kurma kapasitesini zayıflatabilir. Ayrıca, parti içi demokrasi açısından da seçmen güvenini sarsıyor; delegelerin belirlenmesinde ve politika oluşturma süreçlerinde daha az ses duyulmasına neden oluyor. Bu durum, İşçi Partisi'nin ana muhalefet partisi olarak konumunu zayıflatabilecek uzun vadeli bir trend olarak değerlendiriliyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
İşçi Partisi'nin üye kaybı, yalnızca Birleşik Krallık iç siyasetiyle sınırlı kalmıyor; Avrupa'daki merkez sol partilerin genel seçmen eğilimleriyle de paralellik gösteriyor. Avrupa genelinde sosyal demokrat partiler, özellikle genç seçmenler arasında popülerliklerini yitiriyor. Yeni nesil, geleneksel parti yapılarından çok çevre, dijital haklar ve sosyal adalet gibi konularda daha esnek hareket eden hareketlere yöneliyor. İşçi Partisi'nin yaşadığı bu iç kriz, Avrupa'daki diğer sol partilere de bir uyarı niteliği taşıyor. Örneğin, Fransa'daki Sosyalist Parti ve Almanya'daki SPD de benzer üye kayıplarıyla mücadele ediyor. Bu durum, Avrupa'da sağ popülizmin yükselişine karşı solun etkili bir alternatif olamaması riskini de beraberinde getiriyor.
Küresel ölçekte ise, İşçi Partisi'nin zayıflaması, Birleşik Krallık'ın dış politika tercihlerini de etkileyebilir. Starmer hükümetinin, AB ile yakın ilişkiler kurma ve iklim değişikliği gibi küresel meselelerde aktif olma söylemleri, üye tabanından gelecek baskılara karşı kırılgan hale gelebilir. Parti içinde yaşanacak bir iktidar mücadelesi, hükümetin dış politika önceliklerini de sekteye uğratabilir. Özellikle Ukrayna'ya verilen destek, NATO iş birliği ve ticaret anlaşmaları konusunda tutum değişiklikleri yaşanabilir. Üye sayısındaki düşüş, Birleşik Krallık'ın uluslararası sahnedeki rolünü dolaylı olarak etkileyen bir faktör olarak değerlendiriliyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
İşçi Partisi'ndeki bu iç kriz, Türkiye açısından doğrudan bir etki yaratmasa da, dolaylı olarak önem taşıyor. Türkiye, Birleşik Krallık ile ticaret, savunma ve diplomasi alanlarında derin ilişkilere sahip. İşçi Partisi'nin iktidarda olması, 2024 seçimlerinden sonra Türkiye-İngiltere ilişkilerinde yeni bir dönem başlatmıştı. Starmer hükümeti, Türkiye ile AB arasındaki ilişkilerin geliştirilmesinde ve bazı bölgesel konularda yapıcı bir tutum sergileme çabasında. Ancak parti içindeki istikrarsızlık, hükümetin dış politika önceliklerini zayıflatabilir. Türkiye'nin özellikle ticaret anlaşmalarını güncelleme ve savunma sanayi iş birliğini derinleştirme beklentileri, İşçi Partisi'nin içine kapanması durumunda sekteye uğrayabilir. Ayrıca, partide güçlenen sol kanadın Türkiye'ye yönelik eleştirel tutumu, ilişkilerde gerilim yaratma potansiyeli taşıyor. Bu nedenle, İşçi Partisi'ndeki üye kaybı, Türkiye-İngiltere ilişkilerinin geleceği açısından da izlenmesi gereken bir gelişme.