LONDRA (Reuters) - İngiltere'de iki İran vatandaşı, geçtiğimiz cumartesi günü Londra'daki bir mahkemede hakim karşısına çıkarak, ülkenin kuzeyinde yaşayan Yahudi toplumuna yönelik ev yapımı bombalı saldırı planlamakla suçlandı. Yetkililer, saldırı emrini İran rejimiyle bağlantılı olduğu düşünülen bir ismin verdiğini belirtti. Olay, İran'ın yurt dışındaki muhalif ve azınlık gruplara yönelik operasyonlarının Avrupa topraklarında giderek arttığına dair endişeleri yeniden gündeme taşıdı.
Suçlamalar ve Mahkeme Süreci
İsmi açıklanmayan iki İranlı, Londra Westminster Sulh Ceza Mahkemesi'nde hakim karşısına çıktı. Savcılık, zanlıların "terörizm eylemi planlamak" ve "patlayıcı madde bulundurmak" suçlamalarıyla yargılandığını duyurdu. Mahkeme belgelerine göre, şüphelilerin Kuzey İngiltere'deki Manchester, Leeds ve Liverpool gibi şehirlerdeki sinagoglara ve toplum merkezlerine yönelik keşif yaptıkları, ev yapımı patlayıcı için malzeme temin etmeye çalıştıkları öne sürüldü. İngiliz güvenlik birimleri, istihbarat destekli bir operasyon sonucu zanlıların gözaltına alındığını açıkladı.
Savcı, zanlıların "İran merkezli bir ismin talimatıyla" hareket ettiğini iddia etti. Bu kişinin kimliği güvenlik gerekçesiyle açıklanmadı; ancak İngiliz basını, şüphelinin İran Devrim Muhafızları Ordusu (DMO) ile bağlantılı olabileceğini yazdı. İran hükümeti ise suçlamaları reddederek, olayın "İngiltere'nin İran karşıtı propagandasının bir parçası" olduğunu savundu. Tahran, konuya ilişkin resmi bir açıklama yapmadı.
İngiltere İçişleri Bakanlığı, olayın ardından ülkedeki Yahudi toplumuna yönelik güvenlik önlemlerinin artırıldığını bildirdi. Yahudi grupları, son yıllarda Avrupa genelinde artan antisemitik saldırılara dikkat çekerek, hükümetten daha fazla koruma talep etti.
İran'ın Avrupa'daki Gölge Savaşı
Bu dava, İran'ın Avrupa'daki muhalif sesleri susturmak için yürüttüğü gizli operasyonlar zincirinin son halkası olarak değerlendiriliyor. Son yıllarda İngiltere, Almanya, Fransa ve Hollanda'da İran bağlantılı suikast ve sabotaj girişimleri rapor edildi. 2018'de Danimarka'da İran istihbaratının bir muhalif lideri kaçırmaya çalıştığı iddia edilmiş, 2019'da Almanya'da bir İranlı diplomatın Avrupa'daki muhaliflere yönelik saldırı planladığı gerekçesiyle sınır dışı edilmesi gündeme gelmişti. İngiltere'de ise 2022'de İranlı bir gazeteciye yönelik saldırı girişimi kamuoyuna yansımıştı.
Uzmanlar, İran'ın özellikle nükleer anlaşma müzakerelerinin tıkandığı ve iç baskıların arttığı dönemlerde yurt dışı operasyonlarını yoğunlaştırdığını belirtiyor. İngiltere merkezli düşünce kuruluşu Henry Jackson Society'ye göre, İran 2018-2023 arasında Avrupa'da en az 15 saldırı veya kaçırma girişiminde bulundu. Bu operasyonlar genellikle İran rejimine muhalif kişiler, İsrailli hedefler ve Yahudi toplumu üzerinde yoğunlaşıyor.
İngiltere hükümeti, İran'ın bu tür eylemlerini "kabul edilemez" olarak nitelendirirken, Tahran yönetimi suçlamaları sürekli reddediyor. Ancak istihbarat raporları, İran'ın Avrupa'daki diplomatik misyonlarını ve yerel suç ağlarını kullanarak bu operasyonları finanse ettiğini ortaya koyuyor.
Uluslararası Yansımalar ve Tansiyon
Olay, İngiltere-İran ilişkilerinde yeni bir gerilim hattı oluşturabilir. İngiltere, İran'ın nükleer programına ilişkin müzakerelerde Batılı güçlerle birlikte hareket ediyor ve Tahran'a yönelik yaptırımları destekliyor. Bu dava, İngiltere'nin İran'a karşı tutumunu daha da sertleştirmesine yol açabilir. Ayrıca, İran'ın Avrupa'daki faaliyetleri, NATO ve AB'nin İran politikasını gözden geçirmesine neden olabilir.
İsrail, olayı yakından takip ettiğini açıkladı. İsrail Dışişleri Bakanlığı, "İran'ın küresel terörizme sponsorluğunun bir kez daha kanıtlandığını" öne sürdü. İsrail, Avrupa'daki Yahudi hedeflere yönelik İran bağlantılı saldırı girişimlerinin artması üzerine geçtiğimiz yıl Avrupa başkentlerinde güvenlik işbirliğini güçlendirmişti. Bu dava, İsrail'in endişelerini haklı çıkarır nitelikte.
ABD yönetimi henüz resmi bir açıklama yapmadı; ancak Washington'un İran'ın yurt dışı operasyonlarına karşı istihbarat paylaşımını artırdığı biliniyor. İngiliz istihbarat kaynakları, zanlıların yakalanmasında ABD ve İsrail istihbaratının kritik rol oynadığını belirtiyor.
İran'ın Avrupa'daki faaliyetleri, son yıllarda İran ile Batı arasındaki güven bunalımını derinleştiriyor. Nükleer anlaşmanın canlandırılması çabaları sürerken, bu tür olaylar müzakereleri zora sokabilir. Avrupa ülkeleri, İran'a yönelik yaptırımları sıkılaştırma ve İranlı diplomatları sınır dışı etme gibi adımları değerlendirebilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
İran'ın Avrupa'daki gizli operasyonları, Türkiye'nin güvenlik ve dış politikası açısından doğrudan olmasa da dolaylı sonuçlar doğurabilir. Türkiye, İran ile uzun sınırı olan ve bölgesel istikrarı hassas dengeler üzerine kurulu bir ülke olarak, İran'ın Batı ile artan geriliminden olumsuz etkilenebilir. Özellikle İran'a yönelik yeni yaptırımlar ve diplomatik krizler, Türkiye'nin enerji ithalatı ve ticaret yollarını etkileyebilir. Ayrıca, İran'ın Avrupa'da Yahudi hedeflere saldırı planlaması, Türkiye'nin bölgede artan antisemitizm ve terörizmle mücadelesinde dikkatli bir denge gözetmesini gerektiriyor. Türkiye, İran ile Batı arasında arabuluculuk rolünü sürdürmek isteyebilir; ancak bu tür olaylar, Ankara'nın Tahran'a yönelik eleştirel tutum almasını zorlaştırabilir. Sonuç olarak, gelişme, Türkiye'nin İran politikasında temkinli bir yaklaşımı sürdürmesini gerektiriyor.