Yemen ordusu Cumartesi günü yaptığı açıklamada, ülke genelinde çeşitli cephelerde düzenlenen 257 operasyonda en az 700 Husi savaşçının öldürüldüğünü duyurdu. Askeri sözcü Albay Majed el-Nuzaili, sosyal medya üzerinden yaptığı açıklamada, hükümet güçlerinin operasyonları savaş uçakları, insansız hava araçları (dronlar), topçu birlikleri ve füzeler kullanarak gerçekleştirdiğini belirtti. El-Nuzaili, operasyonların Husi milislerinin askeri kapasitesini hedef aldığını ve örgütün lojistik hatlarına ağır darbe vurulduğunu ifade etti.
Operasyonların Ayrıntıları ve Bölgesel Dağılım
Yemen hükümet güçlerinin son haftalarda yoğunlaştırdığı askeri operasyonlar, ülkenin kuzey ve orta kesimlerindeki kritik cephe hatlarında gerçekleştirildi. Albay el-Nuzaili'nin verdiği bilgilere göre, söz konusu 257 operasyon, Marib, El-Cavf, Saada ve Hudeyde gibi stratejik bölgelerde yoğunlaştı. Bu bölgeler, Husi milislerinin ana ikmal yolları ve askeri üsleri açısından büyük önem taşıyor.
Askeri kaynaklar, operasyonlarda hedeflenen noktaların Husi milislerinin komuta merkezleri, mühimmat depoları ve insansız hava aracı üretim tesisleri olduğunu belirtiyor. Yemen ordusunun açıklamasına göre, son bir ayda düzenlenen bu geniş kapsamlı harekat, Husi milislerinin savaş kabiliyetini ciddi şekilde zayıflattı. Ancak bağımsız kaynaklar, verilen kayıp rakamlarını doğrulayamıyor; bölgedeki iletişim kısıtlamaları ve güvenlik endişeleri nedeniyle sahadaki gerçek durum net olarak bilinemiyor.
Yemen ordusu ayrıca, operasyonlar sırasında çok sayıda Husi milisinin yaralandığını ve bazı bölgelerde milislerin mevzilerini terk etmek zorunda kaldığını iddia etti. Hükümet güçleri, son dönemde artan hava saldırıları ve insansız hava aracı operasyonlarıyla Husi milislerinin hareket kabiliyetini kısıtlamayı hedefliyor.
Çatışmaların Arka Planı ve İnsani Boyut
Yemen'de 2014 yılından bu yana süren iç savaş, ülkeyi derin bir insani krize sürüklemiş durumda. İran destekli Husi milisleri, başkent Sana ve çevresini kontrol ederken, Suudi Arabistan liderliğindeki koalisyonun desteklediği Yemen hükümeti ise güney ve doğu bölgelerinde hakimiyetini sürdürüyor. Çatışmalar, son yıllarda zaman zaman ateşkes girişimleriyle kesintiye uğrasa da kapsamlı bir barış anlaşması sağlanamadı.
Birleşmiş Milletler'in son raporlarına göre, Yemen'deki savaşta on binlerce sivil hayatını kaybetti ve milyonlarca kişi yerinden edildi. Ülke, dünyanın en büyük insani krizlerinden biriyle karşı karşıya; nüfusun büyük bir kısmı gıda, temiz su ve sağlık hizmetlerine erişimde zorluk çekiyor. Son operasyonların da sivil yerleşim bölgelerine yakın alanlarda gerçekleşmesi, insani endişeleri artırıyor.
Öte yandan, Yemen hükümeti, Husi milislerinin son aylarda Suudi Arabistan topraklarına yönelik füze ve insansız hava aracı saldırılarını artırması üzerine askeri operasyonlarını yoğunlaştırdı. Riyad yönetimi, Husilerin saldırılarını kendi ulusal güvenliğine tehdit olarak görüyor ve koalisyon güçleri aracılığıyla Yemen hükümetine destek veriyor.
Bölgesel ve Uluslararası Boyut
Yemen'deki çatışma, yalnızca ülke içi bir mesele olmanın ötesinde, bölgesel güç dengelerini de yakından ilgilendiriyor. Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri, Yemen hükümetini desteklerken, İran'ın Husi milislerine askeri ve finansal destek sağladığı biliniyor. Bu durum, Yemen'i İran ile Suudi Arabistan arasındaki vekalet savaşının merkezlerinden biri haline getirmiş durumda.
ABD, son yıllarda Kızıldeniz ve Bab-el-Mendeb Boğazı'ndaki güvenlik endişeleri nedeniyle Yemen'e olan ilgisini artırdı. Husilerin deniz ticaret yollarına yönelik saldırıları, uluslararası deniz taşımacılığını tehdit ediyor ve küresel ekonomiyi olumsuz etkiliyor. Bu nedenle, Yemen ordusunun son operasyonları, bölgesel istikrar açısından da önem taşıyor.
Birleşmiş Milletler ve uluslararası toplum, Yemen'de kalıcı bir ateşkes sağlanması ve siyasi çözüm için çağrılarını sürdürüyor. Ancak taraflar arasındaki güvensizlik ve dış müdahaleler, barış sürecini zorlaştırıyor. Son askeri operasyonlar, çatışmanın daha da tırmanabileceği yönünde endişeleri artırıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Yemen'deki çatışmalar, Türkiye'nin bölgesel güvenlik ve ekonomik çıkarlarını dolaylı yoldan etkiliyor. Kızıldeniz ve Bab-el-Mendeb Boğazı, Türkiye'nin Asya ve Afrika'ya açılan deniz ticaret yollarının kritik bir parçası. Husilerin deniz ticaretini tehdit eden saldırıları, Türk ihracat ve ithalatında aksamalara yol açabilir; bu da enerji maliyetleri ve tedarik zincirleri üzerinden Türkiye ekonomisine yansıyabilir. Ayrıca, Yemen'deki istikrarsızlık, bölgesel göç hareketlerini tetikleyerek Türkiye'yi sosyal ve güvenlik açısından etkileyebilir. Türkiye, Yemen krizinde diplomatik çözümden yana tavır alarak, bölgesel istikrarın sağlanması için uluslararası çabalara destek vermeyi sürdürüyor.