İngiltere'de menopoz semptomlarının tedavisinde yaygın olarak kullanılan hormon replasman tedavisi (HRT) ürünlerinde yeniden kıtlık yaşanıyor. Uzmanlar, sıkıntının haftalarca devam edebileceği uyarısında bulunurken, hastalara aynı yöntemle aynı dozda östrojen sağlayan alternatiflere yönelmeleri tavsiye ediliyor. Bu durum, ülkede HRT'ye erişimde son yıllarda yaşanan dalgalı arz sorununun son halkası olarak dikkat çekiyor.
Kıtlığın arka planı ve etkilenen ürünler
İngiltere'de HRT ürünlerinde zaman zaman ortaya çıkan tedarik sorunları, özellikle son birkaç yılda daha belirgin hale geldi. Kıtlık, genellikle belirli marka ve dozajlardaki östrojen içeren tablet, jel ve patch (bant) formlarını etkiliyor. Sağlık yetkilileri, sorunun ham madde eksikliği, üretim kapasitesi kısıtlamaları ve küresel lojistik aksamalarından kaynaklanabileceğini belirtiyor. Ancak bu kez hangi ürünlerin etkilendiğine dair resmi bir liste yayımlanmadı; eczacılar ve hasta grupları, bazı popüler markaların raflarda bulunamadığını bildiriyor.
Uzmanlar, HRT kullanan kadınların endişelenmemesi gerektiğini, ancak doktorlarıyla iletişime geçerek eşdeğer dozda alternatif bir ürüne geçmelerinin önemli olduğunu vurguluyor. Aynı östrojen dozunu aynı uygulama yöntemiyle (örneğin ağızdan alınan tablet yerine yine tablet, cilt üzerine uygulanan jel yerine yine jel) sağlayan seçeneklerin tercih edilmesi gerektiği belirtiliyor. Bu, tedavinin etkinliğini korumak ve semptomların geri dönmesini önlemek açısından kritik.
İngiltere'de HRT kıtlığı ilk olarak 2018'de gündeme gelmiş, ardından 2019 ve 2020'de de çeşitli ürünlerde sıkıntılar yaşanmıştı. Son dönemde ise pandemi sonrası tedarik zinciri sorunları ve artan talep, sorunu daha da derinleştirdi. Ulusal Sağlık Hizmeti (NHS) ve İlaç ve Sağlık Ürünleri Düzenleme Kurumu (MHRA), sorunun çözümü için üreticilerle görüşmeler yürütüyor. Ancak kıtlığın ne zaman sona ereceğine dair net bir tarih verilmiyor.
Bölgesel ve küresel boyut
HRT kıtlığı yalnızca İngiltere'ye özgü değil; benzer sorunlar ABD, Kanada ve bazı Avrupa ülkelerinde de rapor edildi. Küresel ölçekte HRT talebi, menopoz konusundaki farkındalığın artması ve yaşam süresinin uzamasıyla birlikte yükseliyor. Bu talep artışı, üretim kapasitesinin sınırlı olduğu bazı ürünlerde arz açığına yol açabiliyor. Ayrıca, HRT ürünlerinin patent koruması ve tekelleşme eğilimleri, alternatif üreticilerin pazara girişini zorlaştırarak kırılganlığı artırıyor.
İngiltere özelinde ise Brexit sonrası ilaç tedarik zincirinde yaşanan aksaklıklar ve gümrük süreçlerindeki değişiklikler, kıtlığı daha da kötüleştirebilir. Uzmanlar, hükümetin ilaç stoklarını güçlendirmesi ve yerli üretimi teşvik etmesi gerektiğini savunuyor. Ancak kısa vadede, hastaların eczanelerden temin edebileceği alternatifler konusunda bilgilendirilmesi ve doktorların reçete yazarken esnek davranması önem taşıyor.
HRT kıtlığı, kadın sağlığı hizmetlerine erişimde yaşanan eşitsizlikleri de gözler önüne seriyor. Özellikle düşük gelirli bölgelerde eczanelerin stok sıkıntısı çekmesi, hastaların tedaviye devam etmesini zorlaştırıyor. Hasta savunucuları, hükümetin bu konuda acil bir eylem planı açıklaması çağrısında bulunuyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
İngiltere'deki HRT kıtlığı, doğrudan Türkiye'yi ilgilendiren bir gelişme olmasa da küresel ilaç tedarik zincirindeki kırılganlıkları yansıtması bakımından önemli. Türkiye'de de benzer hormon replasman ürünlerinin temininde zaman zaman sorunlar yaşanabiliyor; ancak Sağlık Bakanlığı'nın yerli üretim ve stok yönetimi politikaları sayesinde kıtlık riski daha düşük. Yine de küresel ham madde sıkıntısı ve lojistik aksamalar, Türkiye'nin ilaç güvenliğini tehdit edebilir. Bu gelişme, Türkiye'nin ilaç sanayisinde kendi kendine yeterliliği artırması ve tedarik zincirini çeşitlendirmesi gerektiğini hatırlatıyor. Ayrıca, Avrupa'daki kıtlık, Türkiye'nin ilaç ihracat potansiyelini artırabilir; ancak iç pazar ihtiyaçlarının öncelikli tutulması şart.