BBC'nin yaptığı kapsamlı bir analize göre, İngiltere'de gerçekleşen her dört doğumdan biri artık acil sezaryen yöntemiyle gerçekleşiyor. Bu oran, son beş yılda belirgin bir artış göstererek kayda değer bir sağlık istatistiği haline geldi. Uzmanlar, bu yükselişin tek ve net bir açıklaması olmadığını, ancak çeşitli faktörlerin bir araya gelmesiyle ortaya çıktığını ifade ediyor. Analiz, İngiltere genelindeki hastanelerin verilerini temel alarak hazırlandı ve doğum yöntemlerinde yaşanan bu değişimin anne ve bebek sağlığı üzerindeki etkilerini de mercek altına alıyor.
Artışın arkasındaki olası nedenler
Uzmanlar, acil sezaryen oranlarındaki artışın birden fazla faktörden kaynaklanabileceğini belirtiyor. Bunlar arasında anne yaşının ilerlemesi, obezite oranlarının yükselmesi, tüp bebek gibi yardımcı üreme tekniklerinin daha yaygın hale gelmesi ve sağlık hizmetlerindeki değişiklikler sayılabilir. Ayrıca, doğum sırasında fetal distres (bebeğin sıkıntıya girmesi) gibi durumların daha sık teşhis edilmesi ve doktorların riskli durumlarda daha ihtiyatlı davranması da acil sezaryen kararlarını artırmış olabilir. Bazı uzmanlar, doğumhanelerdeki personel eksikliğinin ve artan iş yükünün de bu durumu tetiklediğini düşünüyor. NHS verileri, 2019-2020 yıllarında her beş doğumdan birinin acil sezaryen olduğunu gösterirken, 2023-2024'te bu oranın dörtte bire yükseldiğini ortaya koyuyor. Bu artış, özellikle büyük şehirlerdeki hastanelerde daha belirgin.
Küresel bir eğilim mi?
İngiltere'deki bu artış, küresel bir eğilimin parçası olarak da değerlendirilebilir. Dünya Sağlık Örgütü (WHO), sezaryen oranlarının dünya genelinde arttığını ve ideal oranın yüzde 10-15 arasında olması gerektiğini belirtirken, birçok ülkede bu oran çok daha yüksek. Örneğin, Brezilya'da sezaryen oranları yüzde 55'in üzerine çıkarken, Çin'de yüzde 36'ya ulaştı. Türkiye'de ise Sağlık Bakanlığı verilerine göre sezaryen oranı yüzde 53 civarında. Ancak acil sezaryen ile planlı sezaryen arasındaki fark, annenin risklerini ve deneyimini önemli ölçüde etkiliyor. Acil sezaryenler genellikle daha yüksek komplikasyon riski taşıyor. İngiltere'deki artışın, doğum öncesi bakımın iyileştirilmesi ve gereksiz sezaryenlerin önlenmesi için yeni politikalar geliştirilmesine yol açması bekleniyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
İngiltere'de acil sezaryen oranlarındaki artış, Türkiye'deki sağlık politikaları açısından da önemli bir gösterge. Türkiye'de halihazırda yüksek olan sezaryen oranları, özellikle acil sezaryenlerin artışıyla daha da kritik bir hal alabilir. Türkiye'nin doğum öncesi bakım hizmetlerini güçlendirmesi, risk faktörlerini azaltması ve doğum yöntemleri konusunda kadınları daha iyi bilgilendirmesi gerekiyor. İngiltere'deki deneyim, acil sezaryen artışının sadece tıbbi değil, aynı zamanda sosyal ve yönetsel nedenleri olduğunu gösteriyor. Türkiye, bu bulguları kendi sağlık sistemiyle karşılaştırarak, gereksiz acil müdahaleleri önlemek ve anne-bebek sağlığını iyileştirmek için stratejiler geliştirebilir.