İngiltere ile Fransa arasındaki göçmen krizi derinleşirken, sınır bölgesinde görev yapan polis güçlerinin müdahale şiddetinin son bir yılda yüzde 40 oranında arttığı bildirildi. Çok sayıda insan hakları örgütü tarafından yapılan ortak açıklamada, özellikle kadınlar ve çocuklar olmak üzere göçmenlerin göz yaşartıcı gaz, plastik mermi ve fiziksel şiddete maruz kaldığı, kemik kırıklarının yaşandığı belirtildi. Sınır polisinin 'sıfır tolerans' politikası kapsamında uyguladığı sert müdahalelerin Avrupa'nın insan hakları standartlarıyla çeliştiği ifade ediliyor.
Manş Denizi geçişleri ve artan polis baskısı
Son yıllarda düzensiz göçmenlerin İngiltere'ye ulaşmak için kullandığı Manş Denizi rotası, iki ülke arasında diplomatik gerilime neden oluyor. İngiliz hükümeti, göçü caydırmak için Fransa ile ortak devriyeler ve teknolojik önlemler uyguluyor. Ancak hayır kurumlarına göre bu önlemler, göçmenleri daha tehlikeli yollara itiyor. Fransa'nın kuzey kıyısındaki Calais ve Dunkirk'teki göçmen kamplarında yaşam koşulları giderek ağırlaşıyor. Aşırı kalabalık kamplar, hijyen eksikliği ve sürekli polis baskısı, insani krize dönüşen bir tablo oluşturuyor.
Rapora göre, 2024 yılında İngiltere'ye ulaşmaya çalışan 36 bini aşkın göçmen kaydedildi. Ancak bu sayı, yakalanan veya geri itilenlerin yalnızca küçük bir bölümünü oluşturuyor. Polis müdahaleleri sırasında yaşanan yaralanmalar ve travmatik deneyimler, özellikle çocuklu aileler arasında ciddi psikolojik sorunlara neden oluyor. Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği (UNHCR) yetkilileri, sınırda güvenlik güçlerinin orantısız güç kullanımını kınayarak, uluslararası hukukun ihlal edildiği uyarısında bulundu.
İnsan hakları örgütleri, Fransa ve İngiltere'ye göçmenlerin güvenli yasal yollar oluşturması çağrısında bulunuyor. Sınır politikalarının yalnızca güvenlik odaklı değil, insani boyutu da dikkate alan bir yaklaşımla yeniden yapılandırılması gerektiğini vurguluyor. Aksi takdirde göçmenlerin daha riskli girişimlerde bulunacağı ve ölümlerin artacağı belirtiliyor.
Avrupa'nın göç politikalarında sınav
Avrupa genelinde yükselen milliyetçi söylemler, göçmen karşıtı politikaları güçlendiriyor. İngiltere'nin Ruanda planı ve Fransa'nın sınır ötesi operasyonları, insan hakları kuruluşlarının tepkisini çekiyor. Avrupa Birliği'nin ortak göç politikası üzerindeki müzakereler, üye ülkeler arasındaki anlaşmazlıklar nedeniyle çıkmaza girmiş durumda. Uzmanlar, bu durumun insan kaçakçılığı ağlarını daha da güçlendirdiğini ve düzensiz göçü dizginlemek yerine teşvik ettiğine dikkat çekiyor. İngiltere-Fransa sınırındaki kriz, Avrupa'nın göç yönetimindeki zafiyetlerini gözler önüne seriyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
İngiltere-Fransa sınırındaki göç krizi, Türkiye'nin göç politikalarıyla karşılaştırmalı bir örnek sunuyor. Türkiye, düzensiz göçmenler için Avrupa'ya açılan bir kapı olduğundan, AB'nin göç yönetimi yaklaşımları Türkiye'yi doğrudan etkiliyor. Bu krizde uygulanan sert güvenlik politikaları, Türkiye-AB arasındaki göç anlaşmalarının geleceğine dair tartışmalara yol açabilir. Ayrıca, insan hakları örgütlerinin eleştirdiği polis şiddeti, Avrupa'nın göçmenlere yaklaşımını sorgulatırken, Türkiye'nin uluslararası platformlarda göç yönetimindeki yükünü hafifletecek yeni mekanizmalar talep etme fırsatı doğuyor. Türkiye'nin, göçmenlerin haklarına saygılı ve sürdürülebilir bir politika izlemesi bekleniyor.