İngiltere'nin Liverpool kentinde düzenlenen İşçi Partisi konferansı önünde toplanan Filistin yanlısı göstericiler, hükümetin Filistin Eylem (Palestine Action) örgütünü 'terör örgütü' ilan etme kararını protesto etti. Polis, gösteriler sırasında aralarında Filistin Eylem üyelerinin de bulunduğu çok sayıda kişiyi gözaltına aldı. Gözaltılar, İngiltere İçişleri Bakanlığı'nın örgütü yasaklama kararının ardından artan gerilimin son yansıması oldu.
Yasaklama Kararının Arka Planı
İngiltere hükümeti, Filistin Eylem'i 'terör örgütü' olarak tanımlayarak yasaklı örgütler listesine ekledi. Bu karar, örgütün İsrail'e ait savunma sanayi şirketlerine yönelik eylemlerini ve Filistin yanlısı kampanyalarını gerekçe gösteriyor. Karar, 2023 yılında alınmış olup, 2024 yılı başlarında yürürlüğe girdi. İçişleri Bakanlığı, örgütün 'şiddet içeren eylemler' düzenlediğini iddia ederken, Filistin Eylem sözcüleri bu suçlamaları reddediyor ve eylemlerinin tamamen barışçıl olduğunu savunuyor.
Yasaklama, İngiltere'de ifade özgürlüğü ve protesto hakkı konusunda tartışmaları da beraberinde getirdi. Muhalefet partileri ve sivil toplum kuruluşları, kararın orantısız olduğunu ve meşru siyasi faaliyetleri kısıtlayabileceğini belirtiyor. İşçi Partisi içinde de bu konuda görüş ayrılıkları olduğu biliniyor; partinin sol kanadı, Filistin yanlısı gösterilere destek verirken, liderlik daha temkinli bir tutum sergiliyor.
Konferans Önündeki Protestolar ve Gözaltılar
İşçi Partisi'nin yıllık konferansının yapıldığı Liverpool'daki etkinlik alanının çevresinde toplanan yüzlerce gösterici, 'Filistin'e özgürlük' ve 'Yasaklama faşizmdir' sloganları attı. Polis, güvenlik gerekçesiyle geniş bir alanı kordon altına aldı. Göstericilerin bir kısmı konferans salonuna yaklaşmaya çalışınca polis müdahale etti ve aralarında Filistin Eylem üyelerinin de bulunduğu en az 10 kişiyi gözaltına aldı. Gözaltına alınanlar arasında örgütün önde gelen isimlerinin de olduğu öne sürüldü.
İşçi Partisi lideri Keir Starmer, konferans açılış konuşmasında protestolara doğrudan değinmedi; ancak partinin İsrail-Filistin çatışmasına ilişkin tutumunun 'uluslararası hukuka ve insan haklarına saygılı' olduğunu vurguladı. Starmer, daha önce yaptığı açıklamalarda Filistin Eylem'in yasaklanmasını desteklediğini belirtmişti. Bu tutum, partinin tabanında ve sol çevrelerde tepkiyle karşılanmıştı.
Protestolar sırasında yaşanan gözaltılar, İngiltere'de polis ve protesto hakkı arasındaki hassas dengeyi bir kez daha gündeme getirdi. İnsan hakları örgütleri, gözaltıların orantısız olduğunu ve barışçıl göstericilere yönelik baskı anlamına geldiğini savunuyor. Polis ise kamu düzenini korumak için gerekli müdahalelerde bulunduğunu açıkladı.
Uluslararası Yansımalar ve Benzer Uygulamalar
İngiltere'nin Filistin Eylem'i yasaklama kararı, diğer Avrupa ülkelerindeki benzer örgütlere yönelik tutumları da etkileyebilir. Almanya, Fransa ve Hollanda gibi ülkelerde de Filistin yanlısı gruplara yönelik kısıtlamalar tartışılıyor. Avrupa Birliği, terör örgütü listesini güncelleme sürecinde üye ülkelerin kararlarını dikkate alıyor. İngiltere'nin kararı, Brexit sonrası dönemde Avrupa ile hukuki işbirliği açısından da önem taşıyor.
Öte yandan, İsrail hükümeti kararı memnuniyetle karşılarken, Filistin yönetimi ve insan hakları grupları endişelerini dile getirdi. Birleşmiş Milletler uzmanları, terör tanımının siyasi amaçlarla kullanılmaması gerektiği uyarısında bulundu. Uluslararası Af Örgütü, İngiltere'yi ifade özgürlüğünü kısıtlamakla eleştirdi.
Türkiye Açısından Değerlendirme
İngiltere'nin Filistin Eylem'i terör örgütü olarak yasaklaması ve ardından gelen protestolar, Türkiye'nin Filistin politikası ve Avrupa ile ilişkileri açısından yakından takip edilmesi gereken bir gelişmedir. Türkiye, Filistin davasını destekleyen ve İsrail'in Gazze'deki saldırılarını eleştiren bir tutum sergiliyor. İngiltere'de Filistin yanlısı göstericilere yönelik gözaltılar, Batı'da ifade özgürlüğü ve protesto hakkı konusundaki çifte standardı gözler önüne seriyor. Bu durum, Türkiye'nin uluslararası platformlarda dile getirdiği 'Filistinlilerin haklı davası' söylemini güçlendirebilir. Ayrıca, Avrupa'da Filistin yanlısı hareketlere yönelik baskılar, Türkiye'nin Avrupa Birliği ile yürüttüğü diyalogda insan hakları ve özgürlükler başlığını daha fazla öne çıkarmasına neden olabilir. Türkiye, benzer yasaklama kararlarının kendi iç politikasında da yansımaları olabileceğini dikkate alarak, uluslararası hukuk çerçevesinde pozisyonunu netleştirmeli.