Birleşik Krallık, son on yılda birbiri ardına gelen başbakanların ekonomi politikalarıyla sarsıldı. David Cameron'dan Rishi Sunak'a kadar her lider, mali disiplinsizlik, popülist vaatler veya küresel krizlerin etkisiyle ülkeyi daha derin bir durgunluğa sürükledi. İngiltere’nin GBP’nin değer kaybı, yüksek enflasyon ve düşük büyüme oranlarıyla boğuştuğu bu dönemde, her hükümetin kendine has bir “ekonomik kırılma anı” oldu.
Kemer Sıkma Politikasının Bedeli: Cameron ve May
David Cameron’ın 2010’da başlattığı kemer sıkma politikaları, kamu harcamalarını kısarak bütçe açığını kapatmayı hedefliyordu. Ancak bu politikalar, kamu hizmetlerini zayıflattı, sosyal eşitsizliği derinleştirdi ve ekonomik büyümeyi yavaşlattı. Theresa May döneminde Brexit belirsizliği eklenince, yatırımlar durma noktasına geldi. İngiltere, AB ile ticaret anlaşması yapamayınca ihracat ve ithalat dengeleri bozuldu. May’in gümrük birliği konusundaki kararsızlığı, iş dünyasını kaosa sürükledi.
Truss’un 44 Günlük Çöküşü: Mini Bütçe Krizi
Liz Truss, 2022’de göreve gelir gelmez büyüme odaklı bir mini bütçe açıkladı. Vergi indirimleri ve enerji sübvansiyonları içeren paket, finans piyasalarında paniğe yol açtı. Sterlin bir günde rekor düşüş yaşarken, İngiltere Merkez Bankası acil faiz artırımına gitmek zorunda kaldı. Sonuçta Truss istifa etti, ancak ekonomi derin bir yara aldı: Mortgage faizleri fırladı, inşaat sektörü durdu. Bu dönem, “İngiltere’nin küresel güvenilirliği sarsıldı” sözleriyle özetlendi.
Sunak Dönemi: Durgunluk ve Yoksulluk
Rishi Sunak, “ekonomiyi istikrara kavuşturma” vaadiyle geldi. Ancak enflasyonu dizginlemek için uyguladığı sıkı para politikaları, resesyon riskini artırdı. 2023’te İngiltere ekonomisi yüzde 0,1 daraldı, yoksulluk sınırı altında yaşayanların sayısı 14 milyona ulaştı. Sunak’ın vergi artışları ve kamu harcaması kesintileri, özellikle sağlık ve eğitim sektörlerini vurdu. İşçi grevleri dalga dalga yayıldı. Uzmanlar, “Sunak’ın kemer sıkması, Cameron’unkinden daha acımasız” yorumunu yapıyor.
İngiltere Ekonomisinin Yapısal Sorunları
Her başbakanın kader anı, aslında İngiltere’nin kronik yapısal sorunlarını gün yüzüne çıkardı. Üretim sektörünün küçülmesi, hizmet ekonomisine aşırı bağımlılık, düşük verimlilik ve bölgesel eşitsizlikler, hiçbir hükümetin kısa vadede çözemediği sorunlar. Brexit, bu yapısal zayıflıkları daha da derinleştirdi. AB pazarından kopuşun getirdiği ticaret maliyetleri, özellikle KOBİ’leri vurdu. Ayrıca, pandemi sonrası uygulanan teşviklerin ani şekilde geri çekilmesi, talebi baskıladı.
Türkiye Açısından Değerlendirme
İngiltere’deki ekonomik kriz, Türkiye için iki açıdan önemli. Birincisi, Türkiye’nin en büyük ticaret ortaklarından biri olan İngiltere’deki talep daralması, Türk ihracatını olumsuz etkileyebilir. Özellikle otomotiv ve tekstil sektörleri risk altında. İkincisi, İngiltere’nin yaşadığı enflasyon ve para birimi değer kaybı, Türkiye için bir uyarı niteliğinde. Benzer yapısal reform eksiklikleri ve popülist politikalar, Türkiye’de de benzer sonuçlar doğurabilir. Ancak Türkiye’nin daha genç nüfusu ve esnek işgücü piyasası, şimdilik bir tampon görevi görüyor.