İngiltere, Doğu Kudüs'teki başkonsolosluğunda görev yapan diplomatlarının büyük bir kısmını geri çekme kararı aldı. Dışişleri Bakanı David Miliband, yaptığı açıklamada, İngiltere'nin bölgedeki diplomatik "misyonunun devam edeceğini" ancak personel sayısında önemli bir azaltıma gidileceğini belirtti. Kararın, İsrail'in Eylül ayında İngiltere'nin Batı Şeria'daki yasa dışı yerleşimlere yönelik yaptırımlarına misilleme olarak aldığı önlemler sonrasında geldiği kaydedildi. İsrail, İngiltere'nin yasa dışı yerleşimlerdeki mal ve hizmetlere getirdiği kısıtlamalara yanıt olarak, İngiliz diplomatlara yönelik vize ve hareket kısıtlamaları getireceğini duyurmuştu.
Kararın Arka Planı
İngiltere, geçtiğimiz yılın sonlarında Batı Şeria'daki yasa dışı İsrail yerleşimlerinde faaliyet gösteren şirketlere yönelik bir dizi yaptırım paketini yürürlüğe koymuştu. Bu yaptırımlar, yerleşimlerde üretilen ürünlerin etiketlenmesi ve İngiliz şirketlerinin bu bölgelerdeki iş faaliyetlerine destek vermemesi gibi önlemleri içeriyordu. İsrail yönetimi, bu adımları "kabul edilemez" olarak nitelendirmiş ve İngiltere'ye karşı "orantılı" karşılık vereceğini açıklamıştı. Eylül ayında İsrail, İngiliz diplomatların bazılarına vize kısıtlaması getireceğini ve Doğu Kudüs'teki İngiliz temsilciliğine yönelik idari zorluklar çıkaracağını duyurdu. İngiltere'nin şimdi attığı adım, bu gerilimin son halkası olarak yorumlanıyor.
Doğu Kudüs'teki İngiliz başkonsolosluğu, Filistinlilerle ilişkilerin yürütülmesi ve bölgedeki insani yardım projelerinin koordinasyonu açısından stratejik öneme sahip. Diplomatik kaynaklara göre, konsolosluktaki yaklaşık 30 kişilik ekibin büyük bir kısmı önümüzdeki haftalarda İngiltere'ye dönecek. Ancak Dışişleri Bakanı Miliband, "Kudüs'teki varlığımızı sürdüreceğiz. Misyonumuz devam ediyor, ancak personel sayımızı geçici olarak azaltıyoruz" ifadelerini kullandı. Miliband, bu kararın İsrail ile diplomatik kanalların açık tutulmasına engel olmayacağını vurguladı.
İsrail Dışişleri Bakanlığı'ndan konuya ilişkin henüz resmi bir açıklama yapılmadı. Ancak İsrailli yetkililerin, İngiltere'nin yaptırım kararlarından duyduğu rahatsızlığı daha önce defalarca dile getirdiği biliniyor. İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, geçtiğimiz ay yaptığı bir konuşmada, "Avrupa ülkelerinin yerleşimlere yönelik yaptırımları, barış sürecine zarar veriyor" demişti.
Bölgesel ve Küresel Boyut
İngiltere'nin bu adımı, Avrupa Birliği ve diğer Batılı ülkelerin İsrail'e yönelik tutumunda bir yumuşama sinyali olarak değerlendirilmiyor. Aksine, İngiltere'nin yaptırımlardan geri adım atmadığı, ancak sahadaki diplomatik varlığını İsrail'in kısıtlamaları nedeniyle küçültmek zorunda kaldığı belirtiliyor. Londra'nın kararı, Filistin yönetimi tarafından endişeyle karşılandı. Filistin Dışişleri Bakanlığı sözcüsü, "İngiltere'nin Doğu Kudüs'teki varlığını azaltması, Filistin halkına verilen desteğin zayıflaması anlamına gelir" dedi.
Uluslararası ilişkiler uzmanları, İngiltere'nin bu hamlesinin İsrail ile Batı arasındaki gerilimin bir göstergesi olduğunu vurguluyor. Son aylarda İrlanda, İspanya ve Belçika gibi ülkeler de İsrail'e yönelik eleştirilerini artırmış, bazıları Filistin devletini tanıma yönünde adımlar atmıştı. İngiltere ise Filistin devletini henüz resmen tanımamış olsa da, yerleşim karşıtı politikasıyla Avrupa'daki ana akım çizgide yer alıyor.
Öte yandan, İsrail'in Eylül ayındaki misilleme kararı, yalnızca İngiltere'ye yönelik değil, aynı zamanda diğer Avrupa ülkelerine de gözdağı verme amacı taşıyor. İsrail, Batı Şeria'daki yerleşim faaliyetlerine yönelik uluslararası baskıyı kırmak için diplomatik ve ekonomik araçları kullanmaktan çekinmiyor. Ancak bu taktik, İsrail'in uluslararası izolasyonunu daha da derinleştirebilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Doğu Kudüs'teki diplomatik temsilciliklerin statüsüne ve Filistin davasına büyük önem veriyor. İngiltere'nin başkonsolosluğundan personel çekmesi, Türkiye'nin bölgedeki diplomatik dengeleri yeniden değerlendirmesine yol açabilir. Ankara, İsrail'in yasa dışı yerleşimlerine karşı tutumunu sürdürürken, Batılı müttefiklerinin Filistin konusundaki kararlılığını yakından izliyor. İngiltere'nin geri adımı, Türkiye'nin Filistin'e verdiği desteğin önemini artırırken, aynı zamanda İsrail'in diplomatik baskı araçlarını çeşitlendirdiğini gösteriyor. Türkiye, bu süreçte Filistin yönetimiyle dayanışmasını sürdürecek ve uluslararası platformlarda yerleşim karşıtı çabaları desteklemeye devam edecektir.