ABD ve müttefikleri, yeni bir savaş döneminde savunma sanayilerini birlikte ölçeklendirmek zorunda. Bu, Soğuk Savaş sonrası dönemde ihmal edilen üretim kapasitesinin yeniden inşası anlamına geliyor. Ukrayna savaşı, Batı'nın mühimmat ve silah sistemleri üretiminde ne kadar yetersiz kaldığını gözler önüne serdi. Şimdi Washington ve ortakları, demokrasinin cephaneliğini yeniden yapılandırmak için ortak bir strateji geliştirmeye çalışıyor.
Arka Plan: Soğuk Savaş Sonrası Barışın Bedeli
Soğuk Savaş'ın bitişiyle birlikte Batılı ülkeler savunma bütçelerini ve sanayi altyapılarını küçülttü. Barış zamanı ekonomisine geçiş, silah üretim hatlarının kapanmasına, tedarik zincirlerinin zayıflamasına ve nitelikli işgücünün kaybına yol açtı. Örneğin, ABD'de savunma sanayii istihdamı 1980'lerdeki zirvesinden önemli ölçüde düştü. Avrupa'da ise birçok ülke ortak projeler yerine ulusal çözümlere yöneldi; bu da ölçek ekonomilerini engelledi.
Rusya'nın 2022'de Ukrayna'yı işgali, bu ihmalin bedelini acı bir şekilde gösterdi. Batı, Ukrayna'ya yüz binlerce top mermisi sağlamakta zorlandı; üretim hatları yıllardır atıl durumdaydı. Benzer şekilde, hava savunma sistemleri, insansız hava araçları ve elektronik harp ekipmanlarında da tedarik sıkıntıları yaşandı. Çin'in Tayvan'a yönelik artan baskısı ve Orta Doğu'daki istikrarsızlık, çok cepheli bir tehdit algısını güçlendirdi.
Yeni Dönemin Gereksinimleri: Birlikte Ölçeklendirme
ABD ve müttefiklerinin yeni dönemde başarılı olması için üç temel alanda eşgüdüm sağlaması gerekiyor: üretim kapasitesi, tedarik zinciri güvenliği ve teknolojik yenilik. Üretim kapasitesini artırmak için ortak yatırımlar, çok uluslu projeler ve stok önceliklendirmesi şart. Avrupa Birliği'nin Avrupa Savunma Fonu ve NATO'nun Savunma Yatırım Programı bu yönde adımlar olsa da henüz istenen düzeyde değil.
Tedarik zinciri güvenliği açısından kritik hammaddeler (nadir toprak elementleri, yarı iletkenler) ve bileşenler (motorlar, sensörler) konusunda Çin'e bağımlılık risk oluşturuyor. Batı, bu bağımlılığı azaltmak için dost ülkelerle (near-shoring/friend-shoring) işbirliğini artırıyor. Teknolojik yenilikte ise yapay zeka, hipersonik silahlar ve otonom sistemler yarışı hızlanmış durumda. ABD'nin Replicator girişimi gibi projeler, hızlı ve düşük maliyetli insansız sistemlerin seri üretimini hedefliyor.
Ancak bu dönüşüm kolay değil. Savunma sanayii yatırımları uzun vadeli ve risklidir; şirketler devlet garantisi olmadan kapasite artırımına gitmekte isteksiz. Ayrıca, müttefikler arasında farklı öncelikler ve rekabet, işbirliğini zorlaştırıyor. Örneğin, Fransa'nın Avrupa stratejik özerkliği vurgusu ile ABD'nin NATO merkezli yaklaşımı arasında gerilim var. Yine de Ukrayna deneyimi, ortak hareket etmenin önemini gösterdi.
Küresel ve Bölgesel Yansımalar
Batı'nın savunma sanayii hamlesi, küresel güç dengelerini etkileyecek. Çin ve Rusya, kendi savunma sanayilerini modernize ederken Batı'nın toparlanma çabasını yakından izliyor. Asya-Pasifik'te Japonya, Güney Kore ve Avustralya gibi ülkeler savunma bütçelerini artırıyor ve Batı ile ortak projelere yöneliyor. Orta Doğu'da ise Suudi Arabistan, BAE ve Katar gibi ülkeler hem Batı hem de Çin ile işbirliği yaparak denge politikası izliyor.
NATO'nun doğu kanadında, Polonya ve Baltık ülkeleri savunma yatırımlarını hızlandırdı. Almanya, tarihi bir dönüşümle savunma bütçesini GSYH'nin %2'sinin üzerine çıkardı. Avrupa'da ortak projeler (FCAS, MGCS) gündemde olsa da somut ilerleme yavaş. ABD ise Indo-Pasifik'te AUKUS ve QUAD gibi yapılarla Çin'e karşı bir denge kurmaya çalışıyor.
Türkiye, bu dönüşümde kritik bir konumda. Kendi savunma sanayii (Baykar, Aselsan, TUSAŞ) son yıllarda önemli atılım yaptı ve ihracatını artırdı. Ancak Batı ile ilişkilerdeki dalgalanmalar, özellikle S-400 krizi ve F-35 programından çıkarılma, işbirliğini zorlaştırıyor. Yine de Türkiye, Ukrayna'ya İHA satışı ve tahıl koridoru gibi girişimlerle stratejik önemini gösterdi. Yeni dönemde Türkiye'nin hem Batı ile hem de Rusya ile dengeli ilişkiler yürütmesi, savunma sanayii için fırsatlar ve riskler barındırıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Batı'nın savunma sanayii hamlesi, Türkiye için hem fırsat hem de zorluk anlamına geliyor. Türkiye, güçlü ve rekabetçi savunma sanayii sayesinde Batı'nın tedarik zincirinde önemli bir oyuncu olabilir; özellikle İHA, mühimmat ve zırhlı araç alanında. Ancak S-400 krizi ve F-35'ten çıkarılma gibi sorunlar, işbirliğini gölgeliyor. Türkiye'nin Batı ile savunma sanayii işbirliğini yeniden tesis etmesi, hem NATO içindeki konumunu güçlendirir hem de ekonomik kazanç sağlar. Öte yandan, Rusya ile dengeli ilişkiler, Türkiye'nin manevra alanını korumasına yardımcı oluyor. Yeni dönemde Türkiye, kendi kapasitesini artırırken müttefikleriyle ortak projelere açık olmalı.