İngiltere'de bilimsel araştırmalar için ayrılan kamu fonları tarihin en yüksek seviyesine ulaşmış durumda. Ancak bu rekor bütçeye rağmen, aralarında dünyaca ünlü Wellcome Sanger Enstitüsü, MRC Laboratuvarı Moleküler Biyoloji ve Francis Crick Enstitüsü gibi devlet destekli büyük araştırma merkezlerinin de bulunduğu birçok kurum, ciddi bütçe kesintileriyle mücadele ediyor. Bu durum, İngiltere'nin küresel bilimsel liderliğini sürdürme kabiliyeti konusunda endişelere yol açıyor.
Artan bütçeye rağmen laboratuvarlar neden kesintiye uğruyor?
İngiltere Araştırma ve Yenilik Ofisi'nin (UKRI) verilerine göre, 2024-2025 mali yılı için bilimsel araştırma bütçesi 25,3 milyar sterline yükseltildi. Bu, bir önceki yıla göre yaklaşık yüzde 10'luk bir artış anlamına geliyor. Ancak bu artış, enflasyon ve enerji maliyetlerindeki yükselişle birleştiğinde, gerçek anlamda bir artış sağlamıyor.
Asıl sorun, bütçenin dağıtım şeklinde yatıyor. Hükümet, Horizon Europe'a yeniden katılım, küresel sağlık girişimleri ve yapay zeka gibi öncelikli alanlara kaynak aktarırken, geleneksel temel bilim araştırmaları yürüten büyük laboratuvarların fonları azaltılıyor. Örneğin, genom araştırmalarında dünya lideri olan Wellcome Sanger Enstitüsü'nün bütçesi bu yıl yüzde 15 oranında kesildi. Enstitü, bunun sonucunda 100'den fazla araştırmacıyı işten çıkarmak zorunda kalacağını açıkladı.
Bir diğer önemli faktör ise, hükümetin bütçe kesintilerini daha çok kısa vadeli ve 'somut çıktı' odaklı projelere yönlendirmesi. Uzun vadeli temel bilim projeleri, bu yeni yaklaşımın kurbanı oluyor. Bilim dünyası, bu durumun İngiltere'nin yenilikçilik kapasitesini ve küresel rekabet gücünü zayıflatacağı konusunda uyarıyor.
Küresel yankılar ve bilim dünyasının tepkisi
İngiltere'nin bilim alanındaki bu çelişkili durumu, uluslararası bilim camiasında da geniş yankı uyandırdı. Dünyanın dört bir yanından araştırmacılar, İngiltere'nin bilimsel altyapısının bu şekilde zayıflamasının, küresel iş birliklerine ve ortak araştırma projelerine zarar vereceğini belirtiyor.
Özellikle COVID-19 pandemisi sırasında önemi bir kez daha anlaşılan temel bilim araştırmaları, iklim değişikliği, yeni nesil aşılar ve kanser tedavileri gibi kritik alanlarda ilerlemenin temelini oluşturuyor. İngiltere Kraliyet Cemiyeti (Royal Society) yaptığı açıklamada, hükümeti 'kısa görüşlü' olmakla eleştirdi ve bilimsel yatırımların uzun vadeli ve sürdürülebilir olması gerektiğini vurguladı.
Önde gelen bilim dergileri ve akademik kuruluşlar da bu durumu protesto ediyor. Nature dergisi başyazısında, "İngiltere hükümeti bir yandan bilime rekor bütçe ayırdığını iddia ederken, diğer yandan en başarılı araştırma merkezlerini baltalıyor" ifadelerine yer verdi. Bu durumun, Brexit sonrası bilimsel rekabette geri kalmak istemeyen İngiltere için ciddi bir risk oluşturduğu belirtiliyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
İngiltere'nin bilim bütçesindeki bu çelişki, Türkiye açısından dolaylı ancak önemli bir ders barındırıyor. Türkiye de son yıllarda Ar-Ge harcamalarını artırmış ve bilimsel yayın sayısında yükseliş yakalamıştır. Ancak bu fonların doğru dağıtılmaması, kısa vadeli ve popüler alanlara yoğunlaşıp temel bilimi ihmal etmesi durumunda benzer sorunlarla karşılaşabilir. Ayrıca, İngiltere ile yürütülen ortak araştırma projeleri ve akademik iş birlikleri, bu kesintilerden olumsuz etkilenebilir. Türkiye'nin kendi bilim politikasını oluştururken, İngiltere'deki bu deneyimi dikkate alarak dengeli ve sürdürülebilir bir yaklaşım benimsemesi büyük önem taşımaktadır.