İngiltere'de aile içi cinayet işleyen kişiler, hükümetin hazırladığı yeni yasa taslağı kapsamında 10 yıl daha fazla hapis cezasıyla karşı karşıya kalabilir. Adalet Bakanlığı tarafından duyurulan değişiklikle, aile içi cinayetlerde asgari başlangıç cezası olan 15 yılın 25 yıla çıkarılması öngörülüyor. Bu sayede aile içi cinayetler, diğer kasten adam öldürme suçlarıyla aynı ceza seviyesine yükseltilecek. Yeni düzenleme, özellikle kadın cinayetlerindeki artış ve ev içi şiddet mağdurlarının korunması talepleri üzerine gündeme geldi. İngiltere'de her yıl ortalama 100 kadın partneri veya eski partneri tarafından öldürülüyor. Adalet Bakanı, bu tür suçların diğer cinayetlerden daha az cezalandırılmasının kabul edilemez olduğunu belirtti.
Yeni düzenlemenin arka planı
İngiltere'de cinayet suçlamasıyla yargılanan bir kişi, suçlu bulunması halinde ömür boyu hapis cezası alıyor ancak asgari hapis süresi hakim takdirine göre belirleniyor. Mevcut uygulamada aile içi cinayetlerde asgari süre genellikle 15 yıl olarak belirlenirken, çocuk cinayetleri, terör bağlantılı cinayetler veya birden fazla kişinin öldürüldüğü vakalarda bu süre 30 yıla kadar çıkabiliyor. Yeni düzenlemeyle aile içi cinayetlere de 25 yıl asgari süre getirilerek bu fark ortadan kaldırılacak.
Tasarı, özellikle mağdur hakları savunucuları ve kadın örgütleri tarafından memnuniyetle karşılandı. "Kadın Cinayetlerini Durdurun" kampanyası yürüten sivil toplum kuruluşları, yıllardır aile içi cinayetlerin cezasız kaldığını ve bu tür suçlara verilen cezaların caydırıcı olması gerektiğini vurguluyor. Hükümet yetkilileri, yasanın sadece cezaları artırmakla kalmayıp, aynı zamanda polis ve yargı süreçlerini de iyileştirecek önlemler içerdiğini belirtiyor.
Küresel boyut ve benzer uygulamalar
İngiltere'nin bu adımı, aile içi şiddet ve kadın cinayetleriyle mücadelede uluslararası alanda dikkat çeken bir gelişme. Avrupa'da birçok ülke, benzer suçlara yönelik cezaları ağırlaştırma eğiliminde. Fransa, İspanya ve Almanya gibi ülkelerde kadın cinayetlerine özel ağırlaştırılmış müebbet hapis cezaları bulunuyor. Birleşmiş Milletler verilerine göre, dünya genelinde her yıl yaklaşık 50 bin kadın partneri veya aile üyesi tarafından öldürülüyor. İngiltere'deki bu düzenleme, diğer ülkelerde de benzer yasal düzenlemelerin önünü açabilecek bir emsal teşkil edebilir.
Ancak eleştirmenler, cezaların artırılmasının tek başına yeterli olmadığını, aynı zamanda önleyici tedbirlerin ve mağdur destek mekanizmalarının güçlendirilmesi gerektiğini savunuyor. Psikologlar ve sosyologlar, aile içi şiddetin kökeninde toplumsal cinsiyet eşitsizliği, ekonomik bağımlılık ve kültürel normlar gibi faktörlerin yattığını belirtiyor. Bu nedenle yasal düzenlemelerin yanı sıra eğitim, farkındalık ve sosyal hizmetlerin de ön planda olması gerekiyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye'de de kadın cinayetleri ve aile içi şiddet önemli bir toplumsal sorun olarak öne çıkıyor. İngiltere'nin bu düzenlemesi, benzer bir ceza artırımının Türkiye'de de tartışılmasına zemin hazırlayabilir. Türkiye'de 2024 yılında 300'den fazla kadın cinayeti işlendiği tahmin ediliyor. İngiltere örneği, failin aile bağının cezai süreçte ağırlaştırıcı unsur olarak kabul edilmesinin caydırıcılık açısından önemli olduğunu gösteriyor. Ancak Türkiye'nin İstanbul Sözleşmesi'nden çekilmesi sonrası kadın hakları alanındaki uluslararası işbirliği zayıflamış durumda. Bu tür küresel gelişmeler, Türkiye'deki sivil toplum kuruluşlarının mevzuat değişikliği taleplerini güçlendirebilir.