İngiltere Başbakanı Burnham, Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron ile yaptığı görüşmede, Avrupa Birliği'nin (AB) planladığı yeni kamu alım politikasının İngiliz sanayisi için önemli riskler taşıdığını dile getirdi. "Made in Europe" olarak adlandırılan girişim, AB üyesi ülkelerin kamu ihalelerinde Avrupa'da üretilmiş ürünlere öncelik tanınmasını öngörüyor. Burnham, bu politikanın İngiltere'nin AB ile ticari ilişkilerini olumsuz etkileyebileceği ve özellikle otomotiv, savunma ve yeşil teknoloji sektörlerinde İngiliz firmalarının rekabet gücünü zayıflatabileceği uyarısında bulundu.
Gelişmenin Arka Planı
AB'nin "Made in Europe" girişimi, uzun süredir tartışılan bir dizi düzenlemeyi içeriyor. Avrupa Komisyonu, 2023 yılında sunduğu Yeşil Anlaşma Sanayi Planı ve Net-Sıfır Sanayi Yasası ile temiz teknoloji üretimini Avrupa'ya çekmeyi hedefliyor. Bu kapsamda, rüzgar türbinleri, güneş panelleri, bataryalar ve elektrikli araçlar gibi stratejik sektörlerde kamu alımlarında yerli üretim şartı getirilmesi planlanıyor. Ayrıca, AB'nin karbon sınır düzenleme mekanizması (CBAM) da ithal ürünlere karbon vergisi getirerek Avrupalı üreticileri korumayı amaçlıyor.
İngiltere, Brexit sonrası AB ile Ticaret ve İşbirliği Anlaşması çerçevesinde ticari ilişkilerini sürdürüyor. Ancak bu anlaşma, kamu alımları konusunda AB'nin iç düzenlemelerine müdahale hakkı tanımıyor. İngiliz hükümeti, AB'nin "Made in Europe" politikasının Dünya Ticaret Örgütü (WTO) kurallarına aykırı olabileceğini ve ayrımcılık yarattığını savunuyor. Burnham, görüşmede Macron'a bu tür bir politikanın sadece İngiltere'yi değil, AB'nin diğer ticaret ortaklarını da olumsuz etkileyeceğini iletti.
Fransa Cumhurbaşkanı Macron ise AB'nin stratejik özerkliğini güçlendirmek istediğini, ancak İngiltere ile işbirliğine açık olduklarını belirtti. Macron, Avrupa'nın yeşil dönüşümde liderlik etmesi gerektiğini ve bunun için yerli üretimin teşvik edilmesinin kaçınılmaz olduğunu vurguladı. Ancak İngiliz tarafı, bu politikaların korumacılık yarattığını ve serbest ticareti zedelediğini düşünüyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
AB'nin "Made in Europe" hamlesi, küresel ticarette artan korumacılık eğiliminin bir parçası olarak görülüyor. ABD'nin Enflasyon Azaltma Yasası (IRA) ile başlattığı yeşil sanayi teşvikleri, Avrupa'yı benzer adımlar atmaya zorladı. Çin'in küresel temiz teknoloji pazarındaki hakimiyeti ise Batı'yı kendi üretim kapasitesini artırmaya itiyor. Bu bağlamda, AB'nin kamu alımlarında yerli ürün şartı getirmesi, transatlantik ilişkilerde de gerginliğe yol açabilir. ABD, IRA kapsamında Avrupalı şirketlere ayrımcılık yapıldığı gerekçesiyle AB'yi eleştirmişti; şimdi benzer bir eleştiri İngiltere'den geliyor.
İngiltere için bu gelişme, Brexit sonrası dış ticaret stratejisini yeniden gözden geçirmesini gerektirebilir. İngiltere, AB ile ticaretinde yaşanabilecek aksaklıkları telafi etmek için ABD, Japonya ve Körfez ülkeleriyle yeni ticaret anlaşmaları peşinde. Ancak AB, İngiltere'nin en büyük ticaret ortağı olmaya devam ediyor. "Made in Europe" politikası, İngiliz firmalarının AB kamu ihalelerine erişimini kısıtlayarak yıllık milyarlarca sterlinlik kayba neden olabilir.
Uzmanlar, AB'nin bu politikayı hayata geçirmesi durumunda İngiltere'nin DTÖ nezdinde itiraz hakkını kullanabileceğini, ancak sürecin uzun ve belirsiz olacağını belirtiyor. Ayrıca, İngiltere'nin kendi kamu alımlarında benzer bir "Made in UK" politikası izlemesi halinde ticaret savaşlarının derinleşebileceği öngörülüyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
AB'nin "Made in Europe" girişimi, Türkiye'nin AB ile Gümrük Birliği çerçevesindeki ticari ilişkilerini doğrudan etkileyebilir. Türkiye, Gümrük Birliği sayesinde AB kamu ihalelerine katılım hakkına sahip olsa da, yeni politika bu hakkı sınırlayabilir. Özellikle otomotiv, beyaz eşya ve yeşil teknoloji ihracatında Türk firmaları dezavantaj yaşayabilir. Ayrıca, AB'nin karbon sınır vergisi (CBAM) Türkiye'nin AB'ye ihracatını zorlaştırabilir. Türkiye'nin bu gelişmelere karşı Gümrük Birliği'nin güncellenmesi müzakerelerinde bu konuları gündeme getirmesi ve kendi yeşil sanayi dönüşümünü hızlandırması kritik önem taşıyor.