ABD Merkez Bankası (Fed) Başkanı Christopher Waller'ın, enflasyon baskılarının azalması durumunda politika faizini sabit tutmayı destekleyebileceğini açıklaması, küresel piyasalarda olumlu bir hava yarattı. Waller'ın bu açıklaması, yatırımcıların Fed'in faiz artırım döngüsünün sonuna yaklaşıldığına dair beklentilerini güçlendirdi. Bu gelişme üzerine ABD borsaları yükselişe geçerken, tahvil getirileri geriledi. Truist Baş Yatırım Yetkilisi (CIO) Keith Lerner, piyasadaki bu hareketleri ve Fed'e ilişkin beklentileri değerlendirerek S&P 500 endeksinin geleceğine dair öngörülerini paylaştı.
Waller'ın Açıklamaları ve Piyasa Tepkisi
Fed Başkanı Christopher Waller, yaptığı açıklamada, fiyat baskılarının düşmeye devam etmesi halinde faiz oranlarını sabit tutmayı destekleyeceğini belirtti. Waller, "Eğer enflasyon verileri beklediğimiz yönde gelmeye devam ederse, mevcut faiz seviyesini korumak mantıklı olacaktır" ifadelerini kullandı. Bu açıklama, Fed'in Aralık ayındaki toplantısında faiz artırımına gitmeyebileceği yönündeki beklentileri artırdı.
Waller'ın sözleri sonrası ABD'de hisse senedi piyasaları günü yükselişle tamamladı. S&P 500 endeksi %0,8, Dow Jones %0,6 ve Nasdaq %1,1 değer kazandı. Tahvil piyasasında ise 10 yıllık ABD Hazine tahvili faizi 10 baz puan düşerek %4,25 seviyesine geriledi. Altın fiyatları da bu gelişmeden olumlu etkilenerek ons başına 2.040 dolara yükseldi.
Piyasa analistleri, Waller'ın açıklamalarının Fed'in şahin duruşunun yumuşadığının bir işareti olarak yorumluyor. Fed'in son toplantı tutanaklarında da bazı yetkililerin faiz artırımında temkinli olunması gerektiğini belirttiği görülmüştü. Waller'ın bu açıklaması, bu görüşü destekler nitelikte.
Ekonomistlerin ve Piyasa Uzmanlarının Görüşleri
Truist Baş Yatırım Yetkilisi Keith Lerner, konuya ilişkin değerlendirmesinde, "Fed'in faiz artırım döngüsünün sona ermek üzere olduğu yönündeki beklentiler, risk iştahını artırıyor. Ancak enflasyonun seyri hala belirsizliğini koruyor. Yatırımcılar, Fed'in bir sonraki adımını dikkatle izliyor" dedi.
Lerner, S&P 500 endeksinin yıl sonuna kadar 4.600 seviyesini test edebileceğini öngörüyor. "Piyasalar, Fed'in faiz indirimine ne zaman başlayacağını fiyatlamaya çalışıyor. Eğer enflasyon düşüş eğilimini sürdürürse, 2024'ün ilk yarısında faiz indirimi görebiliriz" diye ekledi.
Diğer ekonomistler ise Fed'in temkinli olmaya devam edeceğini vurguluyor. Enflasyonun hala Fed'in %2 hedefinin üzerinde seyretmesi, faiz indirimi için erken olduğu görüşünü destekliyor. Ancak son gelen veriler, enflasyonda yavaşlama olduğunu gösteriyor. ABD'de TÜFE Ekim ayında yıllık %3,2 artış göstererek beklentilerin altında kaldı.
Küresel Piyasalara Etkileri
Fed'in faiz artırım döngüsünün sona ereceği beklentisi, küresel piyasaları da olumlu etkiledi. Avrupa borsaları da günü yükselişle tamamladı. Almanya'da DAX endeksi %0,7, Fransa'da CAC 40 %0,6 ve İngiltere'de FTSE 100 %0,5 değer kazandı. Asya piyasalarında ise karışık bir seyir izlendi; Japonya'da Nikkei 225 %0,3 gerilerken, Çin'de Şanghay Bileşik endeksi %0,2 yükseldi.
Gelişmekte olan ülke para birimleri de dolar karşısında değer kazandı. Türk Lirası da dolar karşısında hafif bir toparlanma gösterdi. Analistler, Fed'in faiz artırımını durdurmasının gelişmekte olan ülkelere sermaye akışını artırabileceğini belirtiyor.
Öte yandan, Fed'in faiz politikasındaki değişiklik sinyali, emtia fiyatlarını da etkiledi. Petrol fiyatları, doların zayıflamasıyla birlikte yükselişe geçti. Brent petrol varili 82 dolar seviyesine çıktı.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Fed'in faiz artırım döngüsünü durdurma sinyali, Türkiye ekonomisi için kritik önem taşıyor. ABD'de faizlerin sabit kalması veya düşmesi, küresel risk iştahını artırarak gelişmekte olan ülkelere sermaye girişini teşvik edebilir. Bu durum, Türkiye'nin dış finansman ihtiyacı ve cari açık açısından olumlu bir gelişme olarak değerlendiriliyor. Ayrıca, doların zayıflaması TL üzerindeki baskıyı hafifletebilir ve enflasyonla mücadelede Merkez Bankası'na alan açabilir. Ancak, Fed'in politikasındaki belirsizlikler ve jeopolitik riskler, bu olumlu etkinin sınırlı kalmasına neden olabilir. Türkiye'nin yapısal reformları hızlandırması ve makroekonomik istikrarı güçlendirmesi, bu tür dışsal iyileşmelerden daha fazla fayda sağlaması için önem arz ediyor.