Birleşik Krallık hükümeti, 16 yaş altındaki çocukların sosyal medya platformlarına erişimini yasaklayan radikal bir adım attı. Başbakan Keir Starmer tarafından Pazartesi günü açıklanan bu karar, dünyada yalnızca birkaç ülkenin uyguladığı türden sıkı bir yaş sınırlaması getiriyor. Yeni düzenleme, TikTok, Instagram, Snapchat ve benzeri platformları kapsarken, uymayan şirketlere ağır para cezaları kesilecek. Yasağın arkasında, çocukların siber zorbalık, çevrimiçi istismar, uygunsuz içerik ve aşırı ekran süresine maruz kalmasıyla ilgili artan endişeler yatıyor. İngiltere, bu hamlesiyle çocukları dijital tehlikelerden koruma konusunda öncü ülkeler arasında yer almayı hedefliyor.
Gelişmenin arka planı
Yasağın temelini oluşturan Çevrimiçi Güvenlik Yasası (Online Safety Bill), uzun süren tartışmalar ve hükümet değişikliklerinin ardından geçen yıl yasalaştı. Ancak Starmer yönetimi, özellikle 16 yaş altını kapsayan kısmı daha da sertleştirdi. Yeni düzenlemeye göre platformlar, kullanıcıların yaşlarını doğrulamak için yüz tanıma veya kimlik belgesi gibi yöntemler kullanmak zorunda. Aksi takdirde, küresel cirolarının yüzde 10'una varan para cezalarıyla karşılaşabilirler.
İngiltere, bu konuda yalnız değil. Fransa, geçtiğimiz yıl 15 yaş altına ebeveyn izni olmadan sosyal medya kullanımını yasaklayan bir yasa çıkardı. Avustralya ise bu yıl başında 14 yaş altı çocuklar için sosyal medya yasağını yürürlüğe koydu. Ancak İngiltere'nin 16 yaş sınırı, diğerlerine kıyasla daha kapsayıcı ve katı. Teknoloji şirketleri yasak konusunda hükümetle iş birliği yapacaklarını açıklarken, dijital hak savunucuları getirilen kısıtlamanın ifade özgürlüğünü kısıtlayabileceği ve çocukların mahremiyetini tehdit edebileceği uyarısında bulunuyor.
Araştırmalar, çocukların sosyal medyada geçirdiği sürenin giderek arttığını ve bunun ruh sağlığı üzerinde olumsuz etkileri olduğunu ortaya koyuyor. İngiltere Sağlık Bakanlığı'na göre, 12-16 yaş arasındaki her üç çocuktan biri sosyal medya kaynaklı kaygı bozukluğu belirtileri gösteriyor. Bu veriler, hükümetin kararını bilimsel temele dayandırdığını gösteriyor.
Bölgesel ve küresel boyut
İngiltere'nin bu hamlesi, Avrupa Birliği'nde de benzer tartışmaları alevlendirdi. AB, Dijital Hizmetler Yasası (DSA) ile çevrimiçi platformlara yaş doğrulama gibi yükümlülükler getirmişti ancak İngiltere'ninki kadar katı bir yaş sınırı yok. Uzmanlar, İngiltere kararının AB'nin yanı sıra ABD ve Kanada gibi diğer Batılı ülkeler için de emsal teşkil edebileceğini belirtiyor. ABD'de Kongre'de bekleyen Çocuk Çevrimiçi Güvenliği Yasası (Kids Online Safety Act) benzer hükümler içeriyor ancak henüz yasalaşmadı.
Küresel teknoloji şirketleri, uyum maliyetleri ve operasyonel zorluklar nedeniyle bu tür düzenlemelere sıcak bakmıyor. Ancak kamuoyu baskısı ve hukuki süreçler, şirketleri daha sorumlu davranmaya itiyor. Öte yandan, gelişmekte olan ülkelerde internet erişimine getirilen bu tür kısıtlamaların dijital uçurumu derinleştirebileceği ve ifade özgürlüğünü kısıtlayabileceği endişesi dile getiriliyor. Çin ve Rusya gibi ülkeler, çocukları koruma gerekçesiyle uzun süredir sosyal medyaya sıkı kontroller uyguluyor, ancak bu ülkelerdeki kısıtlamalar daha çok siyasi denetim amacı taşıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye'de de çocukların sosyal medya kullanımına yönelik benzer tartışmalar yaşanıyor. İngiltere'nin bu kararı, TBMM'de bekleyen Dijital Güvenlik Yasası gibi düzenlemelere referans oluşturabilir. Ancak Türkiye'deki uygulamalar (örneğin 13 yaş sınırı) genellikle denetimden yoksun. Bu gelişme, Türkiye'nin dijital çocuk güvenliği politikalarını gözden geçirmesi için bir fırsat. Küresel bir norm oluşması halinde, Türkiye'nin uyum sağlamaması uluslararası alanda eleştirilere yol açabilir.