Etiyopya'nın 19. yüzyıldan kalma nadir bir el yazması olan Gondar İncili'nin, İngiliz kuvvetleri tarafından çalınmasının ardından iadesi için başlatılan kampanya, Birleşik Krallık'ta sömürge dönemi eserlerinin geri verilmesi konusunda yeni bir tartışma başlattı. El yazması, İmparator II. Tewodros'un kütüphanesine aitti ve 1868'deki Maqdala Savaşı'nda İngiliz birlikleri tarafından ele geçirilmişti.
Gondar İncili'nin Hikayesi
Gondar İncili, adını Etiyopya'nın eski başkenti Gondar'dan alıyor. 17. yüzyılda derlenen ve ciltlenen bu el yazması, Etiyopya Ortodoks Kilisesi'nin dini ve kültürel mirasının önemli bir parçası. İmparator II. Tewodros, ülkeyi modernleştirme çabasıyla birçok el yazmasını ve dini metni saray kütüphanesinde toplamıştı. Ancak 1868'de İngiliz seferi sırasında, Tewodros'un kalesi Maqdala'da çıkan çatışmada İngiliz askerleri bu değerli eseri yağmaladı. İngiliz kuvvetleri, Tewodros'un intiharıyla sonuçlanan bu seferde binlerce el yazması, dini eser ve kraliyet hazinesini ülkeye götürdü.
El yazması, o günden bu yana çeşitli İngiliz müzelerinde ve özel koleksiyonlarda bulunuyor. Şu anda Londra'daki British Library'de saklandığı düşünülüyor. Etiyopya hükümeti ve kültürel miras kuruluşları, uzun yıllardır eserin iadesi için çağrıda bulunuyor. Son dönemde Etiyopyalı aktivistler ve akademisyenler, konuyu uluslararası kamuoyunun gündemine taşıdı.
İade Talepleri ve İngiltere'nin Tutumu
İngiltere'de müzeler, 1963 tarihli British Museum Act gibi yasal düzenlemeler nedeniyle belirli eserleri iade etmekte zorlanıyor. Ancak son yıllarda birçok kurum, sömürge dönemi kökenli eserler için "uzun süreli ödünç" veya "ortak koruma" gibi alternatif yollar arıyor. British Library, konuyla ilgili doğrudan bir açıklama yapmaktan kaçınırken, Etiyopya'nın talebinin uluslararası hukuk çerçevesinde değerlendirilmesi gerektiği belirtiliyor.
Etiyopya'nın Birleşik Krallık Büyükelçiliği, eserin iadesi için resmi girişimlerde bulundu. Büyükelçilik yetkilileri, Gondar İncili'nin sadece bir dini metin değil, aynı zamanda Etiyopya halkının kimliğinin bir parçası olduğunu vurguluyor. Etiyopya Kültür ve Turizm Bakanlığı da konuyu yakından takip ediyor.
İngiltere'deki Etiyopya diasporası, konuyu protesto gösterileri ve imza kampanyalarıyla gündemde tutuyor. Bazı İngiliz milletvekilleri de hükümete çağrıda bulunarak, sömürge dönemi eserlerinin iadesi için yasal çerçevenin gözden geçirilmesini istedi.
Küresel Sömürgecilik Mirası Tartışması
Gondar İncili vakası, Batı müzelerindeki sömürge dönemi eserlerinin iadesi konusundaki küresel tartışmanın bir parçası. Fransa'nın Afrika'dan götürülen eserleri iade etme kararı, Almanya'nın Benin Bronzları'nı Nijerya'ya geri verme süreci ve Yunanistan'ın Parthenon Mermerleri için yürüttüğü kampanya, bu konudaki hassasiyetin arttığını gösteriyor.
Etiyopya, 1868 Maqdala seferi sırasında yağmalanan diğer eserlerin de peşinde. Ülke, 2000'li yıllardan bu yana çeşitli ülkelerden eserlerinin iadesini talep ediyor. 2019'da bir İngiliz kuruluşu, Maqdala'dan götürülen bir taç ve diğer bazı objeleri Etiyopya'ya iade etmişti. Ancak Gondar İncili gibi nadir el yazmaları hâlâ İngiltere'de bulunuyor.
Uzmanlar, bu tür iadelerin sadece hukuki değil, aynı zamanda ahlaki ve siyasi bir boyutu olduğunu belirtiyor. Sömürgecilik döneminde yağmalanan kültürel varlıkların geri verilmesi, eski sömürge ülkeleri ile eski sömürgeler arasındaki ilişkilerin düzelmesine katkı sağlayabilir. Ancak İngiltere gibi ülkelerde müzelerin ve koleksiyonerlerin direnci, süreci yavaşlatıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu gelişme, Türkiye'nin kültürel mirasın iadesi konusundaki hassasiyetiyle doğrudan ilgili. Türkiye, uzun yıllardır yurt dışına kaçırılan tarihi eserlerin iadesi için mücadele ediyor ve son dönemde önemli başarılar elde etti. Etiyopya'nın Gondar İncili için verdiği mücadele, sömürgecilik ve yağma sonucu el konulan eserlerin iadesi konusunda uluslararası bir emsal oluşturabilir. Türkiye, bu tür davaları destekleyerek kendi taleplerini güçlendirebilir. Ayrıca, Afrika ülkeleriyle kültürel diplomasi alanında işbirliği yaparak, sömürgecilik karşıtı söylemini pekiştirebilir. Bu tür gelişmeler, Batı müzelerindeki eserlerin hukuki statüsünü sorgulatmakta ve Türkiye'nin argümanlarına dolaylı katkı sağlamaktadır.