İsveç'in başkenti Stockholm'de polis tarafından gözaltına alınan ve sınırdışı edilme riski bulunan İngiliz vatandaşının eşi, Greater Manchester Belediye Başkanı Andy Burnham'a çağrıda bulunarak duruma müdahale etmesini istedi. Olay, Brexit sonrası İsveç'in İngiliz vatandaşlarına yönelik yüksek oturma izni reddi oranı nedeniyle eleştirildiği bir dizi sınırdışı vakasının son halkası olarak gündeme geldi.
Olayın Arka Planı ve İsveç'in Tutumu
İsveç makamları, Brexit sonrası İngiliz vatandaşlarının ülkede kalma başvurularını değerlendirirken son derece katı bir tutum sergilemekle suçlanıyor. Ülkedeki İngiliz göçmenler, oturma izni başvurularının sıklıkla keyfi gerekçelerle reddedildiğini ve sınırdışı kararlarının hızla uygulandığını belirtiyor. Gözaltına alınan İngiliz vatandaşının durumu da bu çerçevede değerlendiriliyor. Eşi, kocasının İsveç'te yasal olarak yaşadığını ve herhangi bir suç işlemediğini savunarak, kararın gözden geçirilmesi için yetkililere baskı yapılması gerektiğini ifade etti.
Andy Burnham, daha önce de benzer mağduriyetler yaşayan İngiliz vatandaşlarına destek vermiş bir siyasi figür olarak biliniyor. Ancak İsveç'in göç politikaları üzerinde Birleşik Krallık'ın yerel yönetimlerinin doğrudan bir etkisi bulunmuyor. Yine de kamuoyu baskısı yaratmak ve konuyu ulusal gündeme taşımak amacıyla Burnham'a çağrı yapıldığı anlaşılıyor.
Brexit Sonrası Göç Krizi ve Diplomatik Gerilim
Brexit'in ardından İngiliz vatandaşlarının Avrupa Birliği ülkelerindeki statüsü belirsizliğe girdi. İsveç, AB üyesi olarak, İngiliz vatandaşlarının oturma izni başvurularını AB hukuku çerçevesinde değerlendiriyor. Ancak uygulamada, özellikle düşük gelirli veya serbest çalışan İngilizlerin başvuruları sıklıkla reddediliyor. İsveç Göçmenlik Dairesi'nin verilerine göre, son yıllarda İngiliz vatandaşlarının oturma izni başvurularında red oranı yüzde 30'u aşmış durumda. Bu oran, diğer AB ülkelerindeki İngiliz başvurularına kıyasla oldukça yüksek.
İngiliz hükümeti, vatandaşlarının yaşadığı mağduriyetleri diplomatik kanallarla çözmeye çalışsa da somut sonuç alınamıyor. İsveçli yetkililer, her vakanın kendi koşullarında değerlendirildiğini ve AB kurallarına uygun hareket edildiğini savunuyor. Ancak eleştirmenler, uygulamada İngilizlere yönelik ayrımcı bir tutum olduğunu öne sürüyor. Sınırdışı edilen İngilizlerin sayısı her geçen yıl artıyor ve bu durum iki ülke arasında zaman zaman diplomatik gerilime yol açıyor.
Gözaltına alınan İngiliz vatandaşının kimliği henüz kamuoyuyla paylaşılmadı. Eşinin çağrısı, sosyal medyada ve İngiliz basınında geniş yankı buldu. Konunun kısa süre içinde İngiliz Parlamentosu'nda da gündeme gelmesi bekleniyor. İsveç'teki İngiliz Büyükelçiliği'nin olaya müdahil olduğu ve vatandaşına konsolosluk desteği sağladığı öğrenildi. Ancak sınırdışı kararının iptali için yapılan başvurular genellikle sonuçsuz kalıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Brexit sonrası İngiliz vatandaşlarının AB ülkelerinde yaşadığı göç mağduriyetleri, Türkiye'yi de yakından ilgilendiriyor. Türk vatandaşları da benzer şekilde vize ve oturma izni süreçlerinde katı uygulamalarla karşılaşabiliyor. İsveç'in İngilizlere yönelik tutumu, AB'nin göç politikalarındaki genel sertleşmenin bir yansıması. Bu durum, Türkiye'nin AB ile vize serbestisi müzakerelerinde elini zayıflatabilir. Ayrıca, İngiltere ile Türkiye arasındaki ticaret ve insan hareketliliği anlaşmaları, Brexit sonrası dönemde daha da önem kazanıyor. Türkiye, benzer mağduriyetlerin önlenmesi için AB nezdinde girişimlerde bulunmalı ve vatandaşlarının haklarını koruyacak ikili anlaşmalar geliştirmeli.