İngiltere'nin Buckinghamshire bölgesindeki Piddington köyünde yapılan sembolik bağımsızlık referandumu, Büyük Manchester Belediye Başkanı Andy Burnham'ın sığınmacı politikasına yönelik tepkileri gün yüzüne çıkardı. Köy sakinleri, hükümetin sığınmacıları yerleştirme planlarını protesto etmek için düzenledikleri oylamada ezici çoğunlukla "bağımsızlık" yönünde oy kullandı. Bu eylem, Burnham'ın göç konusundaki tutumunu sorgulayan eleştirmenlere güç verirken, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nden (AİHS) çıkılmasını savunan grupları da cesaretlendirdi.
Piddington'da Sembolik Başkaldırı
Piddington, yaklaşık 2.000 nüfuslu sessiz bir köy. Ancak son haftalarda, İçişleri Bakanlığı'nın köydeki eski bir oteli sığınmacı barınağına dönüştürme planı ortaya çıkınca köyde gerilim arttı. Yerel halk, ani nüfus artışının altyapıyı zorlayacağını, güvenlik riski yaratacağını ve köyün dokusunu bozacağını savunuyor. Köy meclisi, durumu protesto etmek için bağlayıcı olmayan bir referandum düzenledi. Oylamaya katılım yüksek oldu ve seçmenlerin %92'si "Piddington bağımsız olsun" seçeneğine evet dedi. Bu sonuç, Londra'daki merkezi yönetime ve göç politikalarına duyulan öfkeyi simgeliyor.
Referandumun ardından köyde bir "bağımsızlık komitesi" kuruldu. Komite sözcüsü, "Bu bir şaka değil, ciddi bir uyarıdır. Hükümet bizi dinlemiyor. Biz de sesimizi duyurmak için bu yola başvurduk" dedi. Piddington örneği, İngiltere'nin kırsal bölgelerinde göçmen karşıtlığının arttığının somut bir göstergesi olarak yorumlanıyor.
Andy Burnham'ın Zorlu Sınavı
Andy Burnham, İşçi Partisi'nin önde gelen isimlerinden ve Büyük Manchester Belediye Başkanı olarak göç konusunda denge politikası izlemeye çalışıyor. Bir yandan sığınmacılara insani yaklaşımı savunurken, diğer yandan yerel halkın endişelerini dikkate almak zorunda. Ancak Piddington olayı, Burnham'ın bu dengeyi ne kadar koruyabildiğini sorgulatıyor. Muhalefetteki Muhafazakâr Parti ve sağ popülist Reform UK, Burnham'ı "göç konusunda yumuşak" olmakla suçluyor. Burnham ise geçtiğimiz günlerde yaptığı açıklamada, "Göç kontrolsüz değil, ancak yerel toplulukların kaygılarını anlıyorum. Çözüm, AİHS'den çıkmak değil, adil bir sistem kurmaktır" ifadelerini kullandı.
Burnham'ın söylemleri, İşçi Partisi içindeki sol kanadı memnun etse de, kırsal kesimdeki seçmen nezdinde yeterince karşılık bulmuyor. Piddington'daki referandum, Burnham'ın 2024 genel seçimlerinde Büyük Manchester dışındaki bölgelerde de oy toplama hedefini zora sokabilir. Ayrıca Burnham'ın olası bir liderlik yarışında göç politikasını nasıl yöneteceği şimdiden tartışılıyor.
AİHS Tartışması Yeniden Alevlendi
Piddington'daki gelişmeler, İngiltere'de Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nden (AİHS) çıkılmasını savunanları cesaretlendirdi. Muhafazakâr Parti'nin sağ kanadı ve Reform UK, AİHS'nin sığınmacı haklarını genişlettiğini ve hükümetin sınır dışı etme yetkisini kısıtladığını öne sürüyor. Bu görüş, özellikle Ruanda planı sonrası daha da güçlenmişti. Piddington referandumu, "AİHS'den çıkalım" kampanyasına somut bir örnek olarak sunuluyor.
İşçi Partisi lideri Keir Starmer ise AİHS'ye bağlılığını yineleyerek, "İnsan hakları koruması olmadan göç yönetilemez" diyor. Ancak parti içinde bile bazı milletvekilleri, AİHS'nin reforme edilmesi gerektiğini dile getiriyor. Bu durum, İngiltere'nin göç politikasında derin bir bölünme olduğunu gösteriyor.
Göçün Avrupa'daki Yansımaları
İngiltere'deki bu tartışma, Avrupa genelinde yükselen göçmen karşıtı dalganın bir parçası. Fransa'da Ulusal Birlik, Almanya'da AfD, İtalya'da Meloni hükümeti benzer politikalar izliyor. AB'nin yeni Göç ve İltica Paktı, üye ülkeler arasında dayanışma mekanizmaları getirse de, kırsal bölgelerdeki hoşnutsuzluk devam ediyor. Piddington gibi küçük yerleşim yerlerinde patlak veren olaylar, merkezi yönetimlerin göç politikalarını gözden geçirmesine yol açabilir.
Uzmanlar, İngiltere'nin AİHS'den çıkmasının Avrupa'daki insan hakları mimarisine zarar verebileceği uyarısında bulunuyor. Ayrıca böyle bir adım, İngiltere ile AB arasındaki ilişkileri de gerebilir. Piddington'daki sembolik isyan, aslında küresel ölçekte göç yönetiminin ne kadar zorlu bir denklem olduğunu gösteriyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
İngiltere'deki bu gelişme, Türkiye'yi doğrudan etkilemese de, Avrupa'daki göç politikalarının seyrini göstermesi açısından önemli. Türkiye, 2016'dan bu yana AB ile yaptığı anlaşma çerçevesinde sığınmacı akınını kontrol altında tutuyor. AİHS'den çıkış tartışmaları, Türkiye'nin de zaman zaman gündemine gelen bir konu. Ancak Türkiye, AİHS'ye taraf ve bu konudaki taahhütlerini sürdürüyor. İngiltere'deki tartışma, Avrupa'da göçmen karşıtlığının yükselmesi halinde Türkiye'ye yönelik baskıların artabileceğini gösteriyor. Ayrıca, AİHS'nin zayıflaması, Türkiye'nin kendi insan hakları sicili üzerindeki uluslararası baskıyı da etkileyebilir.