İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu, 2019 yılında kazandığı seçimle Türkiye'nin en büyük şehrinin yöneticisi olmuş ve 2028 cumhurbaşkanlığı seçimleri için adaylığını açıklamıştı. Ancak şimdi tutuklu bulunan İmamoğlu, dolandırıcılık, rüşvet ve organize suç gibi ağır suçlamalarla yargılanıyor. Davanın 12 yıl sürebileceği belirtilirken, İmamoğlu'nun avukatları sürecin bir işkence biçimine dönüştüğünü ifade ediyor.
Gelişmenin Arka Planı
Ekrem İmamoğlu, Mart 2019 yerel seçimlerinde İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı'nı kazanarak Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın en güçlü siyasi rakibi haline gelmişti. 2023 yılında cumhurbaşkanlığı seçimlerinde aday olmayan İmamoğlu, 2028 seçimleri için haziran ayında adaylığını duyurdu. Ancak bu duyurunun ardından hakkında başlatılan soruşturma genişledi ve İmamoğlu, İstanbul Büyükşehir Belediyesi'ne ait ihalelerde usulsüzlük yaptığı iddiasıyla gözaltına alındı. Mart 2025'te tutuklanan İmamoğlu, cezaevinde beklerken dava süreci devam ediyor.
İmamoğlu'nun avukatı Gökhan Günaydın, müvekkilinin masum olduğunu ve suçlamaların siyasi motivasyonlu olduğunu savunuyor. Günaydın, "Bu dava, Türkiye'de muhalefete yönelik bir sindirme girişimidir. İmamoğlu'nun adaylığından kısa süre sonra başlatılan bu soruşturma, zamanlama itibarıyla manidardır" dedi. Mahkeme, İmamoğlu'nun tutukluluk halinin devamına karar verirken, davanın 2027 yılına kadar sürebileceği tahmin ediliyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Bu dava, Türkiye'de demokrasinin durumu ve yargı bağımsızlığı konusunda uluslararası alanda tartışmalara yol açtı. Avrupa Birliği, İmamoğlu'nun tutuklanmasını "endişe verici" olarak nitelendirirken, ABD Dışişleri Bakanlığı da adil yargılanma hakkına vurgu yaptı. İnsan Hakları İzleme Örgütü (HRW) ise davanın siyasi saiklerle açıldığını iddia eden bir rapor yayımladı. Öte yandan, İmamoğlu'nun cezaevinden yaptığı açıklamalarda "Bu süreç bir işkence biçimine dönüştü" ifadelerini kullanması, uluslararası kamuoyunun dikkatini çekti.
Dava, Türkiye'nin iç siyasetinde kutuplaşmayı derinleştirirken, muhalefet partileri İmamoğlu'na destek için ortak bir tavır sergiliyor. CHP Genel Başkanı Özgür Özel, İmamoğlu'nun serbest bırakılması için imza kampanyası başlattı. İYİ Parti ve DEVA Partisi de bu girişime destek verdi. Ancak hükümet kanadı, davanın bağımsız yargı tarafından yürütüldüğünü ve suçlamaların ciddi olduğunu savunuyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
İmamoğlu davası, Türkiye'nin AB üyelik süreci ve Batı ile ilişkileri açısından kritik bir sınav niteliği taşıyor. Yargı bağımsızlığına ilişkin endişeler, Türkiye'nin uluslararası itibarını zedelerken, olası yaptırım risklerini de beraberinde getirebilir. İç politikada ise bu dava, 2028 seçimleri öncesinde muhalefeti birleştirirken, iktidarın elini güçlendirebilir. Ancak uzun vadede, yargının siyasallaştığı algısı Türkiye'nin demokratik meşruiyetini sorgulatabilir. Bu gelişmeler, Türkiye'nin bölgesel güç olarak konumunu da etkileyebilir.