Uzmanlar, bu yıl yaşanan olağandışı sıcaklıkların Nepal ve çevresindeki dağlık bölgelerde buzulların erimesine ve onları yerinde tutan buzul bağlarının çözülmesine yol açarak felaketlere zemin hazırlayabileceği konusunda uyardı. Bilim insanlarına göre, iklim krizi yüksek dağ ekosistemlerini benzeri görülmemiş bir hızla değiştiriyor ve bu durum yalnızca Nepal için değil, Himalaya boyunca milyonlarca insan için ciddi riskler oluşturuyor.
Nepal'deki Buzul Felaketinin Arka Planı
Nepal'in kuzeyindeki Thame köyünde 16 Ağustos'ta meydana gelen ve bir buzul gölünün taşması sonucu oluşan ani sel felaketi, bu endişeleri doğrular nitelikte. Ülkenin Everest Bölgesi'ndeki bu köyde yaşanan sel, en az dokuz kişinin ölümüne yol açtı. Himalaya'daki buzul göllerinin sayısı ve hacmi, küresel ısınmanın etkisiyle hızla artıyor. Bu göller, buzulların erimesiyle oluşan suları tutuyor ve setlerinin yıkılması halinde ani ve yıkıcı taşkınlara (glof) neden olabiliyor.
Uluslararası Buzul Bilimleri Derneği üyesi Dr. Jakob Steiner, bu yılki sıcaklık anomalilerinin bölgedeki yüksek irtifa buzullarını ciddi şekilde etkilediğini belirtiyor. Steiner'a göre, sıcak hava dalgaları yalnızca buzulları eritmekle kalmıyor, aynı zamanda buzul altındaki zeminin doygun hale gelmesine ve kayganlaşmasına neden olarak devasa heyelan riskini artırıyor. Bu durum, 2021'de Hindistan'da yaşanan ve bir buzul kütlesinin kopmasıyla oluşan yıkıcı sele benzer felaketlere yol açabilir.
Küresel ve Bölgesel Boyut
Uzmanlar, Himalayalar'daki buzul kaybının yalnızca Güney Asya'yı değil, küresel deniz seviyesini de etkilediğine dikkat çekiyor. Bölgedeki buzullar, Asya'nın büyük nehirlerine (İndus, Ganj, Brahmaputra) su sağlayan devasa bir tatlı su rezervuarı oluşturuyor. Milyonlarca insanın içme suyu ve tarım sulaması için bağımlı olduğu bu sistemlerin bozulması, gıda güvenliği ve su kaynakları üzerinde yıkıcı sonuçlar doğurabilir. Nepal'deki dağ toplulukları, yaşamlarını geçim kaynaklarını ve altyapıyı tehdit eden bu değişimlerin ön saflarında yer alıyor.
Bilim insanları, iklim değişikliğinin etkilerinin azaltılması için acil küresel eylem çağrısında bulunuyor. Uydu teknolojileri ve erken uyarı sistemleri gibi adaptasyon önlemleri, riskleri azaltmak için kritik öneme sahip. Ancak uzun vadede, sera gazı emisyonlarının azaltılması, bu kırılgan ekosistemlerin korunması için kaçınılmaz bir gereklilik.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Himalayalar'daki buzul erimesi ve ani taşkın riskleri, yalnızca Güney Asya'yı ilgilendiren bölgesel bir mesele değil, aynı zamanda iklim değişikliğinin küresel etkilerinin bir göstergesi olarak Türkiye için de önemli dersler barındırıyor. Türkiye, Doğu Anadolu'daki buzulların erimesi ve kuraklık riski gibi benzer iklim kaynaklı tehditlerle karşı karşıya. Bu nedenle, iklim değişikliğine uyum ve afet risk yönetimi konularında uluslararası iş birliğine katkıda bulunması gerekiyor.