Yeni bir bilimsel araştırma, insan kaynaklı iklim değişikliğinin, Kanada'nın geçen yaz yaşadığı ve ülke tarihinin en yıkıcı orman yangınlarına yol açan aşırı kuru ve sıcak hava koşullarının olasılığını iki katına çıkardığını ortaya koydu. Çalışma, yangınların çıkışını tetikleyen 'çakmaktaşı gibi kuru' ortamın iklim değişikliğiyle doğrudan bağlantılı olduğunu vurgularken, bu bulgular eski ABD Başkanı Donald Trump'ın Kanada yönetimini 'beceriksizlikle' suçlayan açıklamalarıyla da çelişiyor. Araştırma, iklim krizinin artık sadece geleceğin sorunu olmadığını, bugün yaşanan felaketlerin boyutunu doğrudan etkilediğini gözler önüne seriyor.
Bilim insanları: İklim değişikliği yangın riskini artırdı
Kanada'nın 2023 yazında yaşadığı orman yangınları, 18 milyon hektardan fazla alanı kül ederek ülke tarihinde bir rekor kırmıştı. Yangınlar, ABD'nin doğu kıyısına kadar ulaşan duman bulutlarıyla da küresel çapta dikkat çekmişti. Nature Communications dergisinde yayımlanan yeni araştırmaya göre, iklim değişikliği bu yangınları tetikleyen hava koşullarının oluşma ihtimalini yüzde 100 artırdı. Araştırmanın başyazarı, Kanada Çevre ve İklim Değişikliği Bakanlığı'ndan bilim insanı Yan Boulanger, 'Bu yangınlar için uygun koşulların oluşmasında iklim değişikliğinin rolü tartışılmaz' dedi.
Araştırma ekibi, 2023 yazındaki sıcaklık, nem ve rüzgar verilerini, iklim değişikliğinin olmadığı senaryolarla karşılaştırarak analiz etti. Sonuçlar, küresel ısınmanın bu tür aşırı kurak ve sıcak dönemlerin olasılığını önemli ölçüde artırdığını gösterdi. Özellikle Quebec ve Britanya Kolumbiyası gibi bölgelerdeki yangınların şiddetinin, iklim değişikliği nedeniyle yüzde 40 ila 50 oranında arttığı tahmin ediliyor.
Trump'ın suçlamaları bilimsel gerçeklerle örtüşmüyor
Eski ABD Başkanı Donald Trump, geçtiğimiz aylarda Kanada'nın yangın yönetimini eleştirerek, ülkenin 'ormanlarını temizlemediğini' ve 'beceriksizlik' gösterdiğini öne sürmüştü. Ancak bilim insanları, bu tür suçlamaların yangınların asıl nedenini gizlediğini belirtiyor. Boulanger, 'Yangın yönetimi elbette önemli, ancak iklim değişikliği yangınların çıkışını ve yayılımını bu kadar şiddetli hale getiren temel faktör' dedi. Araştırma, yangınların önlenmesi ve mücadele stratejilerinin iklim değişikliği gerçeğiyle uyumlu hale getirilmesi gerektiğinin altını çiziyor.
Kanada Başbakanı Justin Trudeau ise iklim değişikliğinin yangınlarla mücadeleyi zorlaştırdığını kabul ederek, ülkesinin karbon emisyonlarını azaltma hedeflerine bağlılığını yinelemişti. Ancak çevre örgütleri, Kanada'nın fosil yakıt üretimini artırmaya devam etmesinin bu hedeflerle çeliştiğini savunuyor.
Küresel boyut ve gelecek endişesi
Kanada yangınları, iklim değişikliğinin etkilerinin artık sadece tropikal bölgelerle sınırlı olmadığını, gelişmiş ülkeleri de vurduğunu gösteriyor. Bilim insanları, küresel sıcaklık artışı 2 santigrat dereceyi bulursa bu tür yangınların olasılığının iki kat daha da artacağını öngörüyor. BM İklim Değişikliği Hükümetler Arası Paneli (IPCC) raporları, orman yangınlarının iklim değişikliğiyle birlikte daha sık ve şiddetli hale geleceğini defalarca vurguladı.
ABD'de de California ve Oregon gibi eyaletlerde benzer yangın felaketleri yaşanırken, uzmanlar ülkelerin yangın yönetimi politikalarını gözden geçirmesi gerektiğini belirtiyor. Çalışma, orman yangınlarının sadece ekolojik değil, aynı zamanda ekonomik ve sosyal etkileri olduğuna dikkat çekiyor; milyarlarca dolarlık hasar, binlerce insanın yerinden edilmesi ve hava kirliliğinin sağlık üzerindeki olumsuz etkileri bunlardan sadece birkaçı.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Kanada'daki yangınlar, iklim değişikliğinin küresel ölçekte yarattığı tehdidin bir yansıması olarak Türkiye için de önemli bir uyarı niteliği taşıyor. Türkiye, Akdeniz kuşağında yer alması nedeniyle orman yangınlarına karşı yüksek riskli ülkeler arasında. 2021 yılında yaşanan ve tarihin en büyük yangınlarından biri olarak kaydedilen felaket, ülkenin bu konudaki kırılganlığını ortaya koymuştu. Bu nedenle Türkiye'nin yangın yönetimi stratejilerini iklim değişikliği senaryolarına göre güncellemesi, erken uyarı sistemlerine yatırım yapması ve uluslararası işbirliğini güçlendirmesi hayati önem taşıyor. Ayrıca, küresel karbon emisyonlarını azaltma çabalarına katkı sağlamak, Türkiye'nin hem çevresel hem de diplomatik açıdan sorumluluğunu yerine getirmesi açısından kritik bir adım olacaktır.