İklim değişikliği, Sahra Altı Afrika'da çocukluk çağı sıtma riskini önemli ölçüde değiştiriyor. Carbon Brief'te yayımlanan yeni bir analize göre, artan sıcaklıklar sıtma bulaşma alanlarını kaydırarak bazı bölgelerde “yeni risk” alanları oluştururken, bazı bölgelerde riski azaltıyor. Bu durum, kıtada sıtmayla mücadele stratejilerinin yeniden gözden geçirilmesi gerektiğine işaret ediyor.
Gelişmenin arka planı
Sıtma, özellikle beş yaş altı çocuklar olmak üzere Sahra Altı Afrika'da ciddi bir halk sağlığı sorunu. Dünya Sağlık Örgütü'ne göre, 2022'de dünya genelinde yaklaşık 249 milyon sıtma vakası görüldü ve bu vakaların yüzde 95'i Afrika kıtasında kaydedildi. Ölümlerin büyük çoğunluğu ise yine bu bölgede, özellikle çocuklarda meydana geldi.
İklim değişikliği, sıtma bulaşmasında kritik rol oynayan sıcaklık, nem ve yağış düzenlerini doğrudan etkiliyor. Anofel sivrisinekleri, sıtma parazitini taşıyan vektörlerdir ve belirli iklim koşullarında daha hızlı ürerler. Artan sıcaklıklar, sivrisineklerin yaşam döngüsünü hızlandırabilir ve parazitin sivrisinek içinde gelişme süresini kısaltabilir, bu da bulaşma oranını artırabilir.
Carbon Brief'in analizi, 2000'li yılların başından bu yana sıcaklık eğilimlerini ve bunların sıtma riskine etkilerini inceliyor. Çalışma, özellikle yüksek rakımlı bölgelerde (örneğin Etiyopya, Kenya ve Uganda'nın yaylaları) sıcaklıkların artmasıyla birlikte sıtma bulaşmasının daha önce görülmediği yeni alanlara yayıldığını ortaya koyuyor. Aynı zamanda, bazı düşük rakımlı bölgelerde aşırı sıcaklıkların sivrisineklerin yaşamını olumsuz etkileyerek riski azalttığı da belirtiliyor.
Bölgesel ve küresel boyut
Sahra Altı Afrika'daki bu değişim, yalnızca bölgesel değil, küresel ölçekte de önemli etkiler taşıyor. Sıtma, uluslararası toplumun öncelikli sağlık hedeflerinden biri. Birleşmiş Milletler Sürdürülebilir Kalkınma Hedefleri arasında sıtmanın ortadan kaldırılması yer alıyor. Ancak iklim değişikliği, bu hedefe ulaşmayı zorlaştırıyor.
Yeni risk bölgeleri, mevcut sıtma kontrol programlarının (örneğin ilaçlı cibinlik dağıtımı, iç mekan ilaçlaması) bu alanlara genişletilmesini gerektiriyor. Ayrıca, sağlık altyapısı zayıf olan bölgelerde hastalık yükünün artması, ekonomik kalkınmayı olumsuz etkileyebilir. Sıtma, okula devamsızlık, işgücü kaybı ve sağlık harcamalarının artmasına neden olarak yoksulluk döngüsünü derinleştiriyor.
Küresel iklim politikaları, bu tür sağlık etkilerini giderek daha fazla dikkate alıyor. Paris Anlaşması çerçevesinde ülkelerin iklim değişikliğine uyum planları, sağlık sektörü risklerini içermeli. Ancak iklim finansmanı yetersiz kaldığı için gelişmekte olan ülkelerin bu uyum süreci yavaş ilerliyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Afrika kıtasıyla siyasi, ekonomik ve insani alanlarda giderek artan bir iş birliği içinde. Sahra Altı Afrika'daki sıtma riskinin iklim değişikliğiyle yeniden şekillenmesi, Türkiye'nin afrika politikasını yakından ilgilendiriyor. Türkiye, Sağlık Bakanlığı aracılığıyla bazı Afrika ülkelerine sağlık desteği sağlıyor. Yeni risk bölgelerinde sağlık altyapısının güçlendirilmesi, Türkiye'nin insani yardım ve kalkınma iş birliği fırsatları sunuyor. Ayrıca, iklim değişikliğinin sağlık üzerindeki etkileri, Türkiye'nin ev sahipliği yaptığı uluslararası iklim diyaloğunda gündeme gelebilir ve Türkiye'nin küresel sağlık diplomasisindeki rolünü artırabilir. Ancak bu, somut verilere dayanmayan spekülatif bir yorumdur; doğrudan bir bağlantı kurulmamalıdır.