İstanbul'da bu hafta düzenlenen İkinci Uluslararası Hukuk Konferansı, "İsrail'in Filistin'deki İşgal Suçları: Yasal Hesap Verebilirlik ve Adalete Ulaşma Arasında" temasıyla bir araya gelen yargıçlar, avukatlar, akademisyenler, uluslararası hukuk uzmanları ve baro temsilcileri tarafından sona erdi. Konferans, Uluslararası Ceza Mahkemesi'ni (UCM) savunmak ve güçlendirmek amacıyla önemli bir girişime imza attı. Katılımcılar, İsrail'in Filistin topraklarındaki eylemlerinin uluslararası hukuk kapsamında soruşturulması ve yargılanması için UCM'ye destek çağrısında bulundu. Ayrıca, uluslararası toplumun İsrail'e yönelik yaptırımları artırması gerektiği vurgulandı. Konferans, Filistin davasının uluslararası hukuk çerçevesinde ele alınmasının önemine dikkat çekerken, UCM'nin bağımsızlığının korunması için bir yol haritası belirledi.
Gelişmenin Arka Planı: İsrail-Filistin Çatışması ve Uluslararası Hukuk
Konferans, İsrail işgali altındaki Filistin topraklarında işlenen suçların uluslararası hukuk çerçevesinde hesap verebilirliğini sağlamak amacıyla düzenlendi. Filistin devleti, 2015 yılında UCM'ye taraf olarak, İsrail'in işgal altındaki topraklardaki eylemlerini mahkemeye taşımıştı. Ancak UCM, siyasi baskılar ve finansal zorluklar nedeniyle soruşturmaları sürdürmekte zorlanıyor. Konferansta, ABD ve İsrail'in UCM'ye yönelik baskıları kınandı ve mahkemenin bağımsız işleyişinin önündeki engeller ele alındı. Ayrıca, 2021'deki Gazze çatışmaları ve Doğu Kudüs'teki ev yıkımları gibi son gelişmelerin hukuki boyutları tartışıldı.
Konferansa katılan Filistinli yetkililer, İsrail'in işgal suçlarının BM Güvenlik Konseyi tarafından UCM'ye sevk edilmesi için çağrıda bulundu. Ancak ABD'nin veto tehdidi nedeniyle bu adımın atılamadığı belirtildi. Bunun üzerine konferans, UCM'nin kendi inisiyatifiyle (proprio motu) soruşturma başlatma yetkisini kullanması gerektiğini vurguladı. Ayrıca, uluslararası hukuk uzmanları, İsrail'in yerleşim birimleri inşasının Cenevre Sözleşmeleri'nin ihlali olduğuna dair görüş birliğine vardı.
Bölgesel ve Küresel Boyut: UCM'nin Geleceği ve Uluslararası Adalet
Konferans, yalnızca Filistin meselesine odaklanmakla kalmayıp, küresel çapta uluslararası hukukun üstünlüğünü tehdit eden eğilimlere de dikkat çekti. ABD'nin UCM'ye yönelik yaptırımları ve İsrail'in mahkemeyi tanımama politikası, konferansta sert bir şekilde eleştirildi. Katılımcılar, bu tür baskıların uluslararası hukukun temel prensiplerini zedelediğini ve diğer bölgelerde de benzer suçların cezasız kalmasına yol açabileceğini belirtti. Özellikle Suriye, Myanmar ve Ukrayna'daki savaş suçlarının UCM tarafından soruşturulması sürecinde, mahkemenin siyasi müdahalelerden korunmasının hayati önemi vurgulandı.
Konferansın sonuç bildirgesinde, UCM'nin Roma Statüsü'nün tüm devletler tarafından kabul edilmesi ve mahkemenin finansmanının güvence altına alınması çağrısı yapıldı. Ayrıca, İsrail'in işgal suçlarının soruşturulması için uluslararası bir komisyon kurulması önerildi. Bu girişim, benzer vakalarda (örneğin, Bosna ve Ruanda özel mahkemeleri) oluşturulan modeller dikkate alınarak tasarlandı. Ancak, siyasi irade eksikliği ve büyük güçlerin çıkarları nedeniyle bu tür mekanizmaların işlerliği konusunda katılımcılar arasında farklı görüşler ortaya çıktı.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Konferansın İstanbul'da düzenlenmesi, Türkiye'nin uluslararası hukuk ve adalet alanında bir merkez olma vizyonuyla uyumludur. Türkiye, Filistin davasına verdiği diplomatik destek ve İsrail ile ilişkilerindeki denge politikası çerçevesinde, bu tür girişimlerin ev sahibi olarak bölgesel etkisini artırmaktadır. UCM'nin korunmasına yönelik bu girişim, Türkiye'nin bağımsız bir Filistin devleti kurulması ve Kudüs'ün statüsü konusundaki tutumuyla örtüşmektedir. Ekonomik ve güvenlik açısından, Türkiye'nin Orta Doğu'da istikrarı hedefleyen dış politikası çerçevesinde, İsrail-Filistin çatışmasının hukuki yollarla çözülmesi, bölgesel gerilimleri azaltabilir ve Türkiye'nin enerji ve ticaret koridorlarındaki çıkarlarını olumlu etkileyebilir.