Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Yüksek Komiseri Volker Türk, ABD ile İran arasında yeniden alevlenen gerilimin ve Hürmüz Boğazı'nın olası bir şekilde kapatılmasının bölgedeki milyonlarca sivil için 'ciddi riskler' oluşturduğu uyarısında bulundu. Türk, yaptığı yazılı açıklamada, boğazın ticari deniz trafiğine kapatılmasının gıda, ilaç ve temel ihtiyaç maddelerinin akışını kesintiye uğratarak özellikle Yemen, Irak ve Suriye gibi kırılgan ülkelerde insani felakete yol açabileceğini vurguladı. BM yetkilisi, ayrıca, bu tür bir adımın uluslararası hukukun açık ihlali anlamına geldiğini ve bölgesel istikrarı daha da zayıflatacağını belirtti.
Artan ABD-İran Gerilimi ve Boğazın Stratejik Önemi
ABD ile İran arasındaki ilişkiler, son haftalarda ABD'nin yeni yaptırımları ve İran'ın uranyum zenginleştirme faaliyetlerini hızlandırmasıyla yeniden tırmanışa geçti. Bu gerilimin odağında, dünya petrol arzının yaklaşık beşte birinin geçtiği Hürmüz Boğazı bulunuyor. İran, daha önce defalarca, ulusal çıkarları tehdit edildiğinde boğazı kapatabileceği tehdidinde bulunmuştu. Ancak BM yetkilisine göre, böyle bir eylem yalnızca küresel enerji piyasalarını sarsmakla kalmayacak, aynı zamanda bölge halklarının temel insan haklarına doğrudan bir darbe vuracaktır.
Volker Türk, özellikle Yemen'deki duruma dikkat çekti. Ülke, yıllardır süren iç savaş ve insani krizle boğuşurken, yardım kuruluşları gıda ve tıbbi malzemelerin büyük kısmını Hürmüz Boğazı üzerinden taşıyor. Boğazın kapatılması, halihazırda kitlesel açlık ve salgın hastalıklarla mücadele eden Yemen halkını daha da zor durumda bırakacak. Ayrıca, Irak ve Suriye'deki insani operasyonlar da ciddi şekilde aksayacak. Türk, tarafları itidale ve uluslararası hukuka uymaya çağırarak, sivil halkın bu güç mücadelesinin bedelini ödememesi gerektiğini vurguladı.
Küresel ve Bölgesel Yansımalar
Hürmüz Boğazı'nın kapatılması senaryosu, yalnızca bölge ülkelerini değil, tüm dünya ekonomisini etkileyecek potansiyele sahip. Petrol fiyatlarının aniden yükselmesi, enerji arzında kesintiler ve tedarik zincirlerinin bozulması bekleniyor. Özellikle Asya ülkeleri, petrol ithalatlarının büyük kısmını bu boğaz üzerinden yaptığı için krizden en çok etkilenecek bölgeler arasında yer alıyor. ABD ve müttefikleri, olası bir kapatma durumunda askeri müdahale dahil seçenekleri değerlendiriyor. Ancak BM İnsan Hakları Ofisi, askeri müdahalenin siviller için daha büyük bir felakete yol açabileceği uyarısında bulunuyor.
Volker Türk, ayrıca, her iki tarafın da insan hakları yükümlülüklerini hatırlatarak, özellikle ABD'nin yaptırımlarının İran'daki sivil halka etkisine değindi. ABD yaptırımları, İran'da ilaç ve gıda fiyatlarının artmasına, halkın alım gücünün düşmesine neden oldu. Türk, yaptırımların insani muafiyetler kapsamında daha esnek uygulanması gerektiğini söyledi. İran yönetimi ise, yaptırımlar nedeniyle ekonomik krizin derinleştiğini ve halkın zor durumda olduğunu dile getiriyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, enerji ihtiyacının önemli bir kısmını ithal ettiği için Hürmüz Boğazı'nın kapatılmasından doğrudan etkilenecek ülkeler arasında yer alıyor. Türkiye'nin petrol ve doğalgaz alımında Körfez ülkelerine olan bağımlılığı, olası bir krizde enerji maliyetlerinin artmasına ve cari açığın büyümesine yol açabilir. Ayrıca, İran ve Irak ile olan ticari ilişkiler de boğazın kapanmasıyla sekteye uğrayabilir. Türk dış politikası, bölgede istikrarın korunmasını ve tansiyonun düşürülmesini savunurken, BM'nin çağrısına paralel olarak diyalog yollarının açık tutulmasının önemini vurguluyor. Ankara, aynı zamanda, krizin Türkiye'nin enerji güvenliğine yönelik risklerini azaltmak için alternatif tedarik rotaları ve kaynak çeşitlendirmesi arayışlarını sürdürüyor.