ABD Posta Servisi'nin (USPS), Başkan Donald Trump'ın posta yoluyla oy kullanımını sınırlandıran kararnamesini uygulamak için federal bir mahkeme kararını hiçe sayarak henüz test edilmemiş bir çevrimiçi portalı devreye sokmaya çalıştığı öne sürüldü. Bir ihbarcının iddialarına göre, kurum yönetimi mahkeme tarafından geçici olarak durdurulan bu girişimi, yasal süreci askıya alarak sürdürmeye çalıştı. Olay, posta oylamasının güvenliği ve seçim idaresinin bağımsızlığı konusunda yeni bir tartışma başlattı.
Olayın Arka Planı: Kararname, Dava ve İddialar
Başkan Trump, görev süresi boyunca posta yoluyla oy kullanımına yönelik çeşitli eleştirilerde bulunmuş ve 2020 seçimlerine ilişkin asılsız iddialarını defalarca dile getirmişti. Bu kapsamda imzaladığı yürütme kararnamesi, posta oylamasını sınırlayacak düzenlemeler içeriyordu. Kararname, USPS'in posta oylarının toplanması ve işlenmesi süreçlerinde yeni güvenlik önlemleri almasını ve bazı eyaletlerin genişletilmiş posta oylaması uygulamalarını denetlemesini öngörüyordu. Ancak federal bir yargıç, kararnamenin bazı hükümlerinin yasal dayanaktan yoksun olduğu gerekçesiyle yürütmesini geçici olarak durdurdu. Karar, yönetim tarafından temyiz edildi ve süreç devam ediyor.
İhbarcıya göre, USPS yönetimi mahkeme kararına rağmen, kararname kapsamında geliştirilen ve "test edilmemiş" olarak nitelendirilen bir çevrimiçi portalı kullanıma açmaya çalıştı. Portalın, posta oylarının izlenmesi ve doğrulanması için tasarlandığı ancak güvenlik açıkları ve teknik yetersizlikler nedeniyle uzmanlar tarafından defalarca uyarıldığı belirtiliyor. İhbarcı, bu girişimin seçim güvenliğini riske atacağını ve mahkeme kararının açıkça ihlal edildiğini savundu.
USPS'ten konuya ilişkin henüz resmi bir açıklama yapılmadı. Ancak kurum içi kaynaklar, portalın geliştirilmesinde görev alan bazı çalışanların, sistemin henüz hazır olmadığını ve siyasi baskı altında aceleyle devreye alınmaya çalışıldığını ifade ettiği öğrenildi. Öte yandan, Beyaz Saray sözcüsü, iddiaları reddederek yönetimin yasalara tamamen uyduğunu ve posta hizmetlerinin iyileştirilmesinin hedeflendiğini belirtti.
Hukuki Süreç ve Olası Sonuçlar
Federal yargıcın kararı, yönetim tarafından temyiz edildi. Dava, temyiz mahkemesinde görüşülüyor; ancak nihai kararın ABD Yüksek Mahkemesi'ne taşınması bekleniyor. Yüksek Mahkeme, son yıllarda muhafazakar çoğunluğuyla dikkat çekiyor ve Trump döneminde atanan üç yargıç, mahkemenin dengelerini değiştirmiş durumda. Bu nedenle davanın seyri, posta oylamasına ilişkin federal düzenlemelerin geleceği açısından kritik önem taşıyor.
Uzmanlar, mahkeme kararına rağmen bir devlet kurumunun kararnameyi uygulamaya çalışmasının, yargıya saygı ve kuvvetler ayrılığı ilkeleri açısından ciddi bir kriz yaratabileceğini vurguluyor. Seçim hukuku uzmanları, USPS'in bağımsız bir kurum olarak siyasi baskılardan arındırılması gerektiğini, aksi halde seçim sonuçlarına yönelik güvenin sarsılacağını belirtiyor. Ayrıca, portalın seçim dönemlerinde kullanılması halinde, oy sayım süreçlerinde kaosa yol açabileceği ve seçmen mahremiyetini ihlal edebileceği ifade ediliyor.
Demokratlar, konuyu Kongre gündemine taşıyarak USPS yönetiminden hesap sorulması çağrısında bulundu. Temsilciler Meclisi'ndeki bazı komiteler, ihbarcının ifadesine başvurarak soruşturma başlatmayı planlıyor. Cumhuriyetçiler ise iddiaları siyasi bir manevra olarak nitelendiriyor ve posta oylamasının güvenliği konusundaki endişelerin meşru olduğunu savunuyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
ABD'deki posta oylaması tartışması, sadece ülke içi bir mesele olarak kalmıyor; küresel demokrasi standartları ve seçim güvenliği açısından da yakından izleniyor. ABD, dünya genelinde seçim gözlemcisi ve demokrasi savunucusu olarak konumlanırken, kendi seçim sistemindeki krizler, uluslararası alanda itibarını zedeliyor. Avrupa Birliği ve diğer Batılı müttefikler, ABD'deki seçim süreçlerini yakından takip ediyor; olası bir kaos, transatlantik ilişkileri ve küresel istikrarı da etkileyebilir.
Özellikle otoriter rejimler, ABD'deki bu tür tartışmaları kendi propaganda malzemesi olarak kullanarak Batı demokrasilerinin çifte standart uyguladığını iddia ediyor. Bu da ABD'nin yumuşak gücüne zarar veriyor. Ayrıca, posta oylamasına yönelik kısıtlamalar, seçmen katılımını düşürerek özellikle azınlık ve düşük gelirli grupların temsilini azaltabilir; bu da uzun vadede ABD iç siyasetinde temsiliyet krizine yol açabilir.
Uluslararası seçim gözlem kuruluşları, ABD'deki gelişmeleri endişeyle izlediklerini ve seçim idaresinin bağımsızlığının korunması gerektiğini bildirdi. Birçok ülke, kendi posta oylaması sistemlerinde benzer güvenlik endişelerini dile getirirken, ABD'deki uygulamaları referans alarak düzenlemeler yapıyor. Bu nedenle ABD'deki dava, küresel seçim hukuku açısından emsal teşkil edebilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, ABD'deki posta oylaması tartışmalarını doğrudan ilgilendiren bir konumda olmasa da, küresel demokrasi ve seçim güvenliği standartları açısından yakından takip etmek durumundadır. Türkiye'de yurt dışı seçmenlerin oy kullanma süreçleri ve posta yoluyla oylama gibi konular zaman zaman gündeme gelmektedir. ABD'deki bu kriz, seçim güvenliği konusunda uluslararası işbirliğinin önemini bir kez daha ortaya koymaktadır. Ayrıca, ABD'nin kendi içindeki demokratik kurumlara yönelik baskılar, Türkiye-ABD ilişkilerinde de dolaylı etkiler yaratabilir; zira Washington'un dış politikadaki tutarlılığı ve güvenilirliği sorgulanabilir. Türkiye, seçim güvenliği konusundaki uluslararası normlara uyum sağlayarak, kendi demokratik standartlarını güçlendirme fırsatına sahiptir.