ABD'de birçok eyalet, idam cezalarının infazını basına kapalı gerçekleştirmek için 'mahkumun onuru' (dignity) kavramını gerekçe olarak kullanıyor. Ancak eleştirmenlere göre bu, devletin bir vatandaşını öldürmesini tanımlamak için kullanılan tuhaf bir argüman. İnfaz odalarına gazetecilerin alınmaması, kamuoyunun denetimini engelliyor ve idam sürecini gizliliğe bürüyor. Özellikle son yıllarda Oklahoma, Missouri, Teksas gibi eyaletlerde infaz protokollerinde yaşanan aksaklıklar, basının varlığının ne kadar kritik olduğunu bir kez daha gösterdi.
Gelişmenin arka planı
ABD'de idam cezalarının infazında basının rolü, uzun yıllardır tartışma konusu. 2020'de yapılan bir araştırma, 50 eyaletten 37'sinin infazlarda en az bir gazetecinin bulunmasına izin verdiğini, ancak bazı eyaletlerin bu uygulamayı tamamen kaldırdığını ortaya koydu. Örneğin Missouri, 2020'den bu yana infazları canlı yayınlamasa da basına sınırlı erişim sağlıyor. Oklahoma ise 2022'deki bir infazda kullanılan ilaçların yanlış uygulanması sonucu mahkumun acı çekmesiyle gündeme geldi. Bu olayın ardından basın kuruluşları, infaz sürecinin şeffaflığının artırılması çağrısında bulundu.
Uzmanlara göre 'onur' kavramı, aslında hükümetlerin eleştirileri susturmak için kullandığı bir kalkan. New York Üniversitesi Hukuk Fakültesi'nden Prof. Robert Blecker, "Devlet, bir insanı öldürüyorsa bunu gizli yapmamalı. 'Onur' bahanesi, aslında kamuoyunun gözlerden kaçırmak için uydurulmuş bir kavram" diyor. Öte yandan, infazlarda basının bulunmasının mahkumun son anlarını saygısızca sergilemek anlamına geldiğini savunanlar da var. Ancak bu argüman, gazetecilerin süreci belgelemek için değil, denetim için orada oldukları gerçeğini göz ardı ediyor.
Bölgesel veya küresel boyut
ABD'nin bu uygulaması, uluslararası toplumda da tartışma yaratıyor. Avrupa Birliği, idam cezasını kaldıran bir politika izlerken, ABD'deki gizli infazları insan hakları ihlali olarak değerlendiriyor. Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Konseyi, 2023'te yayımladığı bir raporda, idam cezalarının uygulanmasında şeffaflığın önemine vurgu yaptı ve basının erişiminin kısıtlanmasını eleştirdi. Ayrıca, Çin, Suudi Arabistan ve İran gibi ülkelerde de idam infazları genellikle gizli yapılırken, ABD'nin bu uygulaması onu otoriter rejimlerle aynı kefeye koyma riskini taşıyor.
Öte yandan, idam cezasının kaldırılması yönündeki küresel eğilim devam ediyor. 2023 itibarıyla 112 ülke idam cezasını tamamen kaldırmış durumda. ABD'de ise 23 eyalet hâlâ idam cezasını uyguluyor. Basının infazlara erişimi konusundaki tartışma, aslında daha büyük bir sorunun parçası: Devletin vatandaşları üzerindeki gücünün sınırları ve kamu denetiminin gerekliliği.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, 1984'ten bu yana idam cezasını uygulamasa da, 2016'daki darbe girişiminin ardından idam cezasının geri getirilmesi tartışmaları yeniden alevlenmişti. ABD'deki bu gelişme, Türkiye'de idam cezasının yeniden gündeme gelmesi halinde basın özgürlüğü ve şeffaflık açısından önemli dersler içeriyor. Ayrıca, Türkiye'nin Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'ne taraf olması ve idam cezasını kaldıran 13 No'lu Protokol'ü onaylamış olması, bu konuda ABD'den farklı bir çizgide olduğunu gösteriyor. Ancak, yargı bağımsızlığı ve ifade özgürlüğü konularında benzer tartışmalar yaşayan Türkiye, idam tartışmalarında kamu denetiminin önemini unutmamalı.