ABD İç Güvenlik Bakanlığı (DHS), Göçmenlik ve Gümrük Muhafaza (ICE) ajanlarının kullanması için, gözaltındakilere saniyeler içinde acı veren elektrik şoku gönderen özel eldivenler satın almak üzere 20 milyon dolara kadar harcama yapmayı planlıyor. Söz konusu "şok eldivenleri", güçlü yetişkinleri bile bir saniyeden kısa sürede dizlerinin üzerine çökertebilecek kapasitede. Bu plan, özellikle göçmen gözaltı merkezlerinde orantısız güç kullanımı ve insan hakları ihlalleri endişelerini yeniden alevlendirdi.
Şok Eldivenlerinin Arka Planı ve Kullanım Amacı
Elektrikli şok cihazları, kolluk kuvvetleri tarafından on yıllardır kullanılıyor. Ancak eldiven formundaki bu cihazlar, doğrudan temas yoluyla yüksek voltajlı elektrik akımı vererek hedefi anında etkisiz hale getirmeyi amaçlıyor. ICE'nin satın almayı planladığı eldivenlerin, özellikle gözaltına alınan kişilerin direnç göstermesi durumunda kullanılacağı belirtiliyor. DHS yetkilileri, bu cihazların "güvenli ve etkili" olduğunu savunsa da, tıbbi uzmanlar bu tür şokların kalp ritim bozuklukları, nörolojik hasar ve hatta ölüme yol açabileceği konusunda uyarıyor.
İnsan hakları örgütleri, şok eldivenlerinin işkenceye varan uygulamalar olduğunu ve uluslararası hukuka aykırı olduğunu vurguluyor. Birleşmiş Milletler İşkenceye Karşı Komitesi, elektrikli şok cihazlarının "kötü muamele" kapsamında değerlendirilebileceğini belirtmişti. ICE'nin bu planı, ABD'nin göçmen politikalarına yönelik eleştirilerin odağında yer alıyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
ABD'de göçmen gözaltı merkezlerinde yaşanan ölümler ve kötü muamele iddiaları, uluslararası kamuoyunda sıkça gündeme geliyor. Şok eldiveni alımı, ABD'nin insan hakları siciline gölge düşürebilecek nitelikte. Öte yandan, benzer cihazların dünyanın farklı ülkelerinde kolluk kuvvetleri tarafından kullanıldığı biliniyor. Ancak ABD gibi demokratik bir ülkede, gözaltındaki savunmasız kişilere yönelik bu tür cihazların yaygınlaşması, evrensel insan hakları normlarıyla çelişiyor.
Bu gelişme, aynı zamanda ABD'nin göçmen politikalarında son yıllarda artan sertleşmenin bir yansıması olarak görülebilir. Trump döneminde başlayan ve Biden yönetiminde de devam eden bazı uygulamalar, göçmenlere yönelik şiddetin kurumsallaşması endişesini doğuruyor. Sivil toplum kuruluşları, Kongre'yi bu harcamayı durdurmaya çağırıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, ABD ile göçmen politikaları ve insan hakları konularında zaman zaman görüş ayrılıkları yaşıyor. Ancak bu tür bir gelişme doğrudan Türkiye'yi ilgilendirmese de, küresel ölçekte kolluk kuvvetlerinin şiddet kullanımına ilişkin normları etkiliyor. Türkiye'nin de taraf olduğu Birleşmiş Milletler İşkenceye Karşı Sözleşme kapsamında, devletlerin gözaltındaki kişilere kötü muamele yasağı bulunuyor. ABD'de yaşanan bu tür uygulamalar, uluslararası insan hakları rejiminin zayıflamasına yol açabilir ve Türkiye gibi ülkelerde de benzer uygulamaların meşrulaştırılması riskini artırabilir. Ayrıca, ABD'nin insan hakları alanındaki itibar kaybı, Türkiye'nin Batı ile ilişkilerinde yeni argümanlar geliştirmesine zemin hazırlayabilir.
Sonuç olarak, ICE'nin şok eldiveni alımı, sadece ABD iç politikasında değil, küresel insan hakları standartları açısından da tartışma yaratacak bir adım. Gözaltı koşullarında şiddetin tırmanması, demokratik denetim mekanizmalarının önemini bir kez daha ortaya koyuyor.