Washington — Trump yönetimi, yaklaşık yirmi yıldır sürdürülen yıllık ödemelerin ardından Namibya'nın HIV yanıt programına sağlanan 45 milyon dolarlık desteği sonlandıracağını duyurdu. ABD'nin son 45 milyon dolarlık ödemesi 2027 mali yılında yapılacak ve bu destek "teknik işbirliği modeline" dönüşecek. Karar, Afrika kıtasındaki sağlık programları için kritik önem taşıyan ABD yardımlarında yaşanan geniş çaplı bir geri çekilmenin parçası olarak görülüyor.
Gelişmenin Arka Planı
ABD, 2000'li yılların başından bu yana HIV/AIDS salgınıyla mücadelede küresel çapta en büyük bağışçı konumunda. Başkan George W. Bush döneminde başlatılan ve daha sonra genişletilen PEPFAR (AIDS Relief Acil Planı) kapsamında birçok Afrika ülkesine milyarlarca dolar aktarıldı. Namibya, bu programdan en fazla yararlanan ülkelerden biri oldu; ülkenin HIV ile mücadelede kaydettiği ilerlemenin arkasında büyük ölçüde bu destek bulunuyor.
Ancak Trump yönetimi, dış yardımları gözden geçirme sürecinde özellikle Cumhuriyetçi kanadın uzun süredir dile getirdiği "Amerikan parasının daha etkin kullanılması" talebi doğrultusunda adımlar atıyor. Yönetim, 2027 mali yılında yapılacak son ödemenin ardından Namibya'daki programın teknik işbirliği modeline geçeceğini, yani doğrudan finansman yerine bilgi ve uzmanlık paylaşımının esas alınacağını belirtti. Bu değişim, Namibya'nın HIV yanıtını kendi kaynaklarıyla sürdürmesi gereğini ortaya çıkarıyor.
Uzmanlar, Namibya'nın son yıllarda HIV konusunda önemli kazanımlar elde ettiğini, ancak programın ani bir finansman kaybıyla karşılaşması halinde bu kazanımların geri dönebileceği uyarısında bulunuyor. Özellikle kırsal bölgelerdeki test, tedavi ve önleme hizmetlerinin aksaması riski bulunuyor. Namibya hükümeti ise henüz resmi bir açıklama yapmadı; ancak sağlık yetkililerinin alternatif finansman arayışına girdiği belirtiliyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
ABD'nin bu kararı, sadece Namibya ile sınırlı değil. Trump yönetiminin dış yardımları genel olarak sorguladığı ve özellikle sağlık alanındaki taahhütlerini azalttığı bir dönemde alındı. Afrika'da HIV/AIDS ile mücadelede ABD'nin çekilmesi, Çin ve diğer aktörlerin kıtadaki etkisini artırmasına yol açabilir. Ayrıca küresel sağlık güvenliği açısından da endişeler var: HIV ile mücadelede gerileme, dirençli virüs suşlarının yayılmasına ve salgının yeniden güç kazanmasına neden olabilir.
Namibya, dünyada HIV prevalansının en yüksek olduğu ülkelerden biri. Yetişkin nüfusun yaklaşık yüzde 11'i HIV ile yaşıyor. Ülke, 2022'de 106 bin kişinin HIV tedavisi gördüğünü ve yeni enfeksiyonlarda düşüş olduğunu açıklamıştı. Bu başarıda ABD desteğinin payı büyük. Dolayısıyla finansmanın kesilmesi, ülkenin sağlık sisteminde ciddi bir sarsıntı yaratabilir.
Öte yandan, ABD'nin kararı, diğer bağışçıları da benzer adımlar atmaya teşvik edebilir. Avrupa ülkeleri ve uluslararası kuruluşlar, oluşan boşluğu doldurmak için harekete geçmezse, Afrika'da HIV ile mücadelede on yıllardır elde edilen kazanımlar risk altına girebilir. Bu durum, Birleşmiş Milletler'in 2030'a kadar AIDS'i sona erdirme hedefini de tehlikeye atıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ABD'nin Namibya'ya yönelik HIV yardımını kesmesi, doğrudan Türkiye'yi etkilemese de küresel sağlık diplomasisi ve Afrika'daki nüfuz dengeleri açısından önemli ipuçları veriyor. Türkiye, son yıllarda Afrika'da sağlık alanında açılım yaparak çeşitli ülkelerde hastaneler kuruyor, tıbbi yardım gönderiyor ve sağlık personeli eğitimi sağlıyor. ABD'nin çekildiği alanda Türkiye gibi aktörlerin insani diplomasi ve kalkınma işbirliğiyle öne çıkması mümkün. Ancak HIV gibi yüksek maliyetli programlarda Türkiye'nin tek başına finansman sağlaması zor; bu nedenle çok taraflı işbirlikleri ve uluslararası fonlarla hareket etmesi gerekebilir. Ayrıca küresel sağlık güvenliğindeki zafiyet, salgınların sınır aşırı yayılma riski nedeniyle Türkiye'yi de dolaylı olarak etkileyebilir.