ABD Göçmenlik ve Gümrük Muhafaza (ICE) teşkilatı, gözaltından serbest bırakılan kişilerin ölümlerini artık kamuoyuna rapor etmeyecek. The Washington Post tarafından elde edilen 19 Mart tarihli iç yazışmada, ICE geçici direktörü David Venturella, yeni politikanın "sağduyu" olduğunu savundu. Karar, insan hakları örgütleri ve şeffaflık savunucuları tarafından sert bir şekilde eleştiriliyor.
Yeni politikanın detayları ve gerekçesi
16 Mart 2023'te yürürlüğe giren yeni düzenlemeye göre, ICE yalnızca gözaltı tesislerinde meydana gelen ölümleri raporlayacak. Serbest bırakıldıktan sonra 24 saat içinde gerçekleşen ölümler artık resmi kayıtlara dahil edilmeyecek. Venturella, bu değişikliğin kaynakları daha verimli kullanmak için yapıldığını belirtti. Ancak eleştirmenler, bu adımın göçmen ölümlerini görünmez kılacağını ve hesap verebilirliği azaltacağını söylüyor. 2022'de ICE gözetiminde 40'tan fazla kişi hayatını kaybetti. Yeni politika, bu ölümlerin raporlanmasını daha da zorlaştıracak.
Bölgesel ve küresel boyut
Bu karar, ABD'nin göç politikalarına yönelik eleştirileri artırıyor. Özellikle Latin Amerika ülkelerinden gelen göçmenler, sınır dışı edilme ve gözaltı koşulları konusunda endişeli. Sivil toplum kuruluşları, ICE'nin şeffaflıktan uzaklaşmasının, göçmen haklarını ihlal eden uygulamaların üstünü örteceğini savunuyor. Benzer tartışmalar Avrupa'da da yaşanıyor; bazı ülkeler göçmen ölümlerini raporlama yükümlülüklerini azaltıyor. Uluslararası Af Örgütü, "Ölümlerin kamuoyundan gizlenmesi, insan hakları ihlallerini meşrulaştırır" açıklamasını yaptı.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu gelişme, Türkiye'nin göç ve iltica politikaları açısından dolaylı da olsa önem taşıyor. Türkiye, Suriye ve diğer bölgelerden gelen milyonlarca göçmene ev sahipliği yaparken, ABD'nin şeffaflıktan uzaklaşması uluslararası göç yönetiminde standartların düşmesine yol açabilir. Ayrıca, ABD ile Türkiye arasındaki göçmen iadesi anlaşmaları ve vize politikaları bu tür uygulamalardan etkilenebilir. Türkiye, kendi sınırlarında göçmen ölümlerini önlemek için çaba gösterirken, ABD'nin bu kararı uluslararası toplumda çifte standart eleştirilerini güçlendirebilir.