ABD'de Göçmenlik ve Gümrük Muhafaza Birimi (ICE) protestolarında güvenlik güçlerinin kalabalık kontrol silahlarını 'kötüye kullanması' sonucu en az 47 kişinin görme yetisini kaybettiği, yüzlerce kişinin ise travmatik beyin hasarı geçirdiği belirlendi. Doktorlar ve insan hakları uzmanları tarafından hazırlanan kapsamlı bir rapor, Haziran 2025 ile Mayıs 2026 arasındaki 12 aylık dönemde yüzlerce olayı belgeledi. Raporun yazarları, gerçek sayının 'çok daha yüksek' olduğunu tahmin ediyor. Raporda, plastik mermi, göz yaşartıcı gaz kapsülleri ve 'beanbag' mermileri gibi ölümcül olmayan silahların polis tarafından sık sık yüz ve baş bölgesine hedeflendiği, bunun da kalıcı sakatlıklara yol açtığı vurgulanıyor.
Protestoculara karşı orantısız güç kullanımı
Rapor, olayların çoğunun ICE'nin gözaltı merkezleri ve sınır bölgelerindeki protestolarda meydana geldiğini ortaya koyuyor. Özellikle Teksas, Arizona ve Kaliforniya eyaletlerinde yoğunlaşan olaylarda, yerel polis ve federal ajanların kalabalık kontrol silahlarını mevzuata aykırı şekilde kullandığı ifade ediliyor. Raporda yer alan bir vakada, barışçıl bir protestocuya yakın mesafeden ateşlenen plastik merminin göz küresinde parçalanmaya yol açtığı ve kişinin kalıcı olarak kör olduğu belirtiliyor. Bir başka olayda ise protestoculara doğru fırlatılan göz yaşartıcı gaz kapsülünün bir kişinin kafasına isabet etmesi sonucu kafatası kırığı ve beyin kanaması meydana geldiği kaydediliyor. Uzmanlar, bu silahların 'ölümcül olmayan' olarak sınıflandırılmasına rağmen uygun kullanılmadığında ciddi yaralanmalara neden olabileceğine dikkat çekiyor. Rapor, ayrıca olayların çoğunda polisin vücut kamerası kullanmadığını veya kayıtları sildiğini, bu nedenle delil toplamanın zorlaştığını aktarıyor.
Raporun yayımlanması, ABD'de kolluk kuvvetlerinin göçmenlik politikalarına yönelik protestolarda kullandığı taktikler konusundaki tartışmaları yeniden alevlendirdi. İnsan Hakları İzleme Örgütü (HRW) ve Amerikan Sivil Özgürlükler Birliği (ACLU) gibi kuruluşlar, hükümeti bu silahların kullanımına ilişkin daha sıkı düzenlemeler yapmaya çağırdı. ICE sözcüsü ise yazılı bir açıklamada, ajansın her zaman yasalara uygun hareket ettiğini ve olayların ayrı ayrı değerlendirilmesi gerektiğini savundu. Ancak raporun başyazarı Dr. Sarah Killgore, 'Bu bir tesadüf değil, sistematik bir sorun' diyerek federal soruşturma çağrısında bulundu.
Küresel yankılar ve benzer uygulamalar
Rapor, ABD'nin yanı sıra dünya genelinde kalabalık kontrol silahlarının kullanımına ilişkin endişeleri artırdı. Birleşmiş Milletler İşkence ve Diğer Zalimane, İnsanlık Dışı veya Aşağılayıcı Muamele veya Cezaya Karşı Sözleşme Komitesi, geçen yıl yayımladığı bir raporda bu tür silahların 'aşırı güç kullanımı' oluşturabileceğini ve acil durumlar haricinde kullanılmaması gerektiğini belirtmişti. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi ise 2024'te verdiği bir kararda, plastik mermilerin körlük riski nedeniyle protestolarda kullanılmasını sınırlandırmıştı. Raporda ayrıca, Türkiye'de 2013 Gezi Parkı protestolarında ve 2020'lerde Fransa'daki 'sarı yelekliler' eylemlerinde benzer silahların yaralanmalara yol açtığı hatırlatılıyor. Göz hastalıkları uzmanı Prof. Dr. James Anderson, 'Plastik mermi göze isabet ettiğinde, kurşun yarasından farksız bir tahribat yaratıyor' diyerek uluslararası bir yasak çağrısını yineledi.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye'de de zaman zaman protestolarda güvenlik güçleri tarafından plastik mermi ve göz yaşartıcı gaz kullanıldığı biliniyor. ABD raporu, bu tür silahların yönetmeliklere uygun kullanılmadığında kalıcı sağlık sorunlarına yol açabileceğini bir kez daha gösteriyor. Türkiye'nin iç güvenlik doktrininde kalabalık kontrol yöntemlerinin uluslararası standartlara uygunluğu, hem insan hakları ihlalleri iddialarını azaltmak hem de uluslararası alanda itibarını korumak açısından önem taşıyor. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin bu alandaki içtihadı, Türkiye'nin de uymakla yükümlü olduğu hukuki çerçeveyi şekillendirmekte.