ABD İç Güvenlik Bakanlığı (DHS), Ocak ayında Maine ve Texas'ta gerçekleşen iki ayrı ölümlü operasyonun ardından ajanların beden kamerası kullanmaması nedeniyle eleştiri oklarına hedef oldu. Bakanlık, yılbaşında bu teknolojiyi 'hızla' devreye sokacağını duyurmasına rağmen, olaylar sırasında hiçbir Göçmenlik ve Gümrük Muhafaza (ICE) ajanının kamera takmadığı ortaya çıktı. DHS'nin 2024 mali yılında beden kamerası programına 20 milyon dolar ayırmış olması, 'Paralar nereye gitti?' sorusunu gündeme getirdi.
Skandalın perde arkası: 20 milyon dolarlık bütçe ne oldu?
Ocak 2025'te Maine'de bir ICE operasyonu sırasında bir sivilin hayatını kaybetmesi ve ardından Texas'ta benzer bir olay yaşanması, federal kolluk kuvvetlerinin hesap verebilirliğini yeniden tartışmaya açtı. DHS Sözcüsü Marsha Espinosa, yaptığı açıklamada 'Bakanlık, 2024 bütçesinde beden kameraları için 20 milyon dolar ayırmış olup, pilot programlar devam etmektedir' dese de, olay anında hiçbir ajanın kamera takmıyor olması kamuoyunda büyük tepki çekti. Amerikan Sivil Özgürlükler Birliği (ACLU) yetkilileri, 'Bu bütçenin nereye harcandığının şeffaf bir şekilde açıklanması gerek. Aksi halde güvenlik güçlerine duyulan güven tamamen sarsılacak' uyarısında bulundu.
Associated Press'in ulaştığı belgelere göre, DHS 2024'te 5 bin adet beden kamerası satın almayı planlıyordu ancak sözleşme sürecindeki gecikmeler ve lojistik sorunlar nedeniyle bunların ancak bin adedi teslim alınabildi. Bunların da hangi birimlere dağıtıldığı net değil. ICE ise konuyla ilgili yazılı bir açıklama yapmayı reddederken, sözlü olarak 'teknolojinin henüz tüm saha ajanlarına ulaştırılamadığını' kabul etti.
Bölgesel ve küresel boyut: ABD'de kolluk reformu yeniden alevleniyor
Bu olay, ABD'de 2020 George Floyd protestolarıyla başlayan 'kolluk reformu' tartışmalarını yeniden alevlendirdi. Özellikle ICE gibi federal birimlerin göçmenlik operasyonlarında sık sık aşırı güç kullanmakla suçlanması, beden kameralarını bir zorunluluk haline getiriyor. Texas ve Maine'deki ölümler, Kongre'deki Demokrat ve Cumhuriyetçi üyeler arasında da yeni bir kavgaya neden oldu. Demokrat Temsilciler Meclisi üyesi Alexandria Ocasio-Cortez, 'Bu bütçe nereye gitti diye sormak boynumuzun borcu. ICE ajanları kamerayı takmazsa, halkın güvenliği nasıl sağlanacak?' derken, Cumhuriyetçi cepheden gelen açıklamalar ise daha çok bürokratik engellere odaklanıyor. Kansas Temsilcisi Tracey Mann, 'Programı sabote eden iç engeller var. Bakanlık hızla harekete geçmeli' ifadelerini kullandı.
Küresel ölçekte ise, ABD'nin bu konudaki başarısızlığı, diğer ülkelerdeki göçmenlik ve sınır güvenliği birimleri için de bir uyarı niteliği taşıyor. Özellikle Avrupa'da Frontex gibi sınır ajanslarının şeffaflık talepleri artarken, Amerika'nın bu skandalı teknolojik altyapı kadar kurumsal irade eksikliğinin de altını çiziyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Doğrudan Türkiye'yi ilgilendirmese de, bu gelişme uluslararası kolluk standartları açısından önemli bir ders içeriyor. Türkiye'de Emniyet Genel Müdürlüğü ve Jandarma gibi birimlerde beden kamerası kullanımı yaygınlaşırken, ABD'nin bu alandaki aksaklıkları, teknoloji yatırımının yeterli olmadığını, aynı zamanda kurumsal kültür ve hesap verebilirlik mekanizmalarının da güçlendirilmesi gerektiğini gösteriyor. Türkiye'nin sınır güvenliği ve göç yönetimindeki uygulamaları, bu tür skandalları önlemek için şeffaflık ilkesini ne kadar benimsediğiyle ölçülecek. Ayrıca, ABD'nin ICE üzerinden yaşadığı bu güven bunalımı, Türkiye'nin uluslararası polis işbirliğinde dikkatli adımlar atması gerektiğine işaret ediyor.