ABD Göçmenlik ve Gümrük Muhafaza (ICE) idaresi, ajanlarının kimliklerini gizlemek amacıyla tartışmalı bir yapay zeka şirketiyle sözleşme imzaladı. The Intercept'in ele geçirdiği sızdırılmış bir iç yazışmaya göre, bir ICE yetkilisi çalışanlara yeni yapay zeka teknolojisinin kendilerini "doxing" (kişisel bilgilerin izinsiz ifşası) saldırılarından koruyacağını bildirdi. Ancak bazı ICE personeli ve gözlemciler, bu teknolojinin muhbirleri veya sızıntı kaynaklarını ortaya çıkarmak için kullanılabileceğinden endişe ediyor.
Gelişmenin Arka Planı
ICE, son yıllarda artan kamuoyu baskısı ve aktivist grupların ajanların kimliklerini ifşa etme kampanyalarıyla karşı karşıya kaldı. Özellikle 2020'de Portland ve diğer şehirlerdeki protestolar sırasında, federal ajanların isimleri ve yüzleri sosyal medyada paylaşılmış, bazı ajanlar taciz ve tehditlere maruz kalmıştı. Bu olaylar sonrasında ICE, personelinin güvenliğini sağlamak için yeni önlemler arayışına girdi.
Sızdırılan belgeye göre, ICE bir süredir kimlik gizleme teknolojileri üzerinde çalışan ve geçmişte tartışmalı projelerle adı anılan bir yapay zeka şirketiyle anlaşma yaptı. Şirketin adı belgede açıkça belirtilmemiş olsa da, kaynaklar söz konusu firmanın daha önce kolluk kuvvetleri için yüz tanıma ve biyometrik gözetleme sistemleri geliştirdiğini öne sürüyor. Anlaşmanın mali boyutu ve süresi hakkında henüz resmi bir açıklama yapılmadı.
ICE yetkilisi, iç yazışmada çalışanlara "yeni yapay zeka destekli sistemin, ajanların çevrimiçi platformlarda kimliklerinin tespit edilmesini neredeyse imkansız hale getireceğini" söyledi. Ancak bu açıklama, teknolojinin şeffaflık ve hesap verebilirlik ilkeleriyle çeliştiği gerekçesiyle eleştiriliyor. Zira kamu görevlilerinin kimliklerinin gizlenmesi, görevi kötüye kullanma vakalarının soruşturulmasını zorlaştırabilir.
Bölgesel ve Küresel Boyut
ICE'nin bu hamlesi, ABD'de kolluk kuvvetlerinin yapay zeka kullanımına yönelik artan tartışmaların bir parçası. Son yıllarda ABD'de birçok federal ve eyalet kurumu, yüz tanıma, öngörücü polislik ve biyometrik gözetleme gibi yapay zeka uygulamalarına milyonlarca dolar harcadı. Sivil toplum kuruluşları, bu teknolojilerin ırksal profilleme, mahremiyet ihlalleri ve ifade özgürlüğü üzerindeki caydırıcı etkileri konusunda uyarıyor.
Öte yandan, ICE'nin muhbirleri deşifre etme potansiyeli, kurum içi muhalefeti ve gazetecilik kaynaklarını koruma açısından ciddi bir tehdit oluşturuyor. Eğer bu teknoloji, ajanların kimliklerini gizlerken aynı zamanda içeriden bilgi sızdıranları tespit etmek için de kullanılırsa, kamu yararına yapılan ihbarların önü kesilebilir. Bu durum, demokratik denetim mekanizmalarını zayıflatabilir.
Uluslararası alanda ise, benzer yapay zeka destekli kimlik gizleme ve gözetleme sistemleri Çin, Rusya ve Avrupa'daki bazı ülkelerde de kullanılıyor. Ancak ABD'de bu tür uygulamaların yasal çerçevesi belirsizliğini koruyor. Kongre'de yapay zeka düzenlemelerine ilişkin tartışmalar sürerken, ICE'nin bu adımı, yasama organının harekete geçmesi için bir test vakası olabilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ICE'nin yapay zeka ile ajan kimliklerini gizlemesi, Türkiye'yi doğrudan ilgilendiren bir gelişme olmasa da, küresel gözetleme teknolojilerinin yaygınlaşması ve kolluk kuvvetlerinin hesap verebilirliği açısından önemli bir emsal teşkil ediyor. Türkiye'de de güvenlik güçlerinin yapay zeka destekli gözetleme ve kimlik tespit sistemlerine yatırım yaptığı biliniyor. Bu tür teknolojilerin şeffaflık ve denetimden muaf tutulması, otoriter eğilimleri güçlendirebilir. Ayrıca, ABD'de yaşanan bu tartışma, Türkiye'nin kendi yapay zeka politikalarını oluştururken insan hakları ve mahremiyet standartlarını göz önünde bulundurması gerektiğini gösteriyor.