ABD Göçmenlik ve Gümrük Muhafaza Dairesi (ICE), göçmenlik davaları süren yaklaşık 54 bin kişiyi GPS destekli ayak bileği kelepçeleriyle takip ediyor. Bu uygulama, gözaltı merkezlerindeki kapasite sorununa alternatif olarak sunulurken, kelepçeleri üreten özel hapishane şirketi Geo Group'a da önemli bir gelir kapısı yarattı. ICE'ın elektronik gözetim programı kapsamında, göçmenlerin hareketleri 7/24 izleniyor; cihazlar, kişilerin belirlenen bölgelerden çıkması durumunda yetkililere anında bildirim gönderiyor.
Gözetim Yöntemindeki Değişim
ICE, son yıllarda gözaltı tesislerindeki yoğunluğu azaltmak ve maliyetleri düşürmek amacıyla elektronik gözetim yöntemlerine ağırlık verdi. 2020'li yılların başında yaklaşık 20 bin olan elektronik gözetim altındaki göçmen sayısı, 2024 itibarıyla 54 bine yaklaştı. Bu artış, Biden yönetiminin sınır politikaları ve mahkeme kararlarıyla birlikte, gözaltı yerine alternatif yöntemlerin teşvik edilmesinden kaynaklanıyor. Ancak insan hakları örgütleri, bu uygulamanın göçmenler üzerinde psikolojik baskı yarattığını ve hareket özgürlüğünü kısıtladığını belirtiyor.
Elektronik gözetim cihazlarının kullanımı, yalnızca ICE'ın değil, aynı zamanda özel sektörün de işine yarıyor. GPS'li ayak bileği kelepçeleri, Amerikan şirketi Geo Group tarafından üretiliyor. Şirket, hem kelepçelerin satışından hem de günlük izleme hizmetlerinden gelir elde ediyor. Geo Group'un yıllık raporlarına göre, elektronik gözetim hizmetleri şirketin toplam gelirlerinin önemli bir bölümünü oluşturuyor. Bu durum, göçmenlik politikalarının özel hapishane şirketleriyle olan bağını yeniden gündeme getiriyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
ABD'nin göçmen takibi konusundaki bu yaklaşımı, diğer ülkelerde de benzer uygulamaların önünü açabilir. Özellikle Avrupa ülkeleri, göçmen kriziyle mücadelede teknolojik gözetim yöntemlerine daha fazla ilgi gösteriyor. İngiltere, göçmenleri elektronik kelepçelerle izleme uygulamasını genişletmeyi tartışırken; Almanya ve İsveç gibi ülkeler de sınır dışı edilecek kişiler için bu yöntemi kullanıyor. Ancak bu uygulamalar, özel hayatın gizliliği ve insan hakları standartları açısından uluslararası kamuoyunda eleştiriliyor.
Küresel ölçekte, göçmenlerin elektronik gözetimi, devletlerin sınır güvenliği ile insan hakları arasındaki dengeyi nasıl kuracağına dair önemli bir test niteliği taşıyor. Uzmanlar, bu tür uygulamaların yaygınlaşmasının, göçmenlerin topluma entegrasyonunu zorlaştırabileceğini ve damgalanmalarına yol açabileceğini vurguluyor. Ayrıca, teknolojinin maliyeti ve veri güvenliği konuları da tartışma yaratıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ABD'nin göçmenleri elektronik kelepçelerle izleme uygulaması, Türkiye'nin göç politikaları açısından önemli bir referans noktası oluşturuyor. Türkiye, dünyanın en fazla mülteciye ev sahipliği yapan ülkesi olarak, göç yönetiminde farklı yöntemler deniyor. Elektronik gözetim, Türkiye'nin sınır güvenliği ve düzensiz göçle mücadele politikalarında bir araç olarak gündeme gelebilir. Ancak bu tür uygulamaların, insan hakları ve veri gizliliği konularında dikkatle ele alınması gerekiyor. Türkiye'nin, göçmenlerin uyumunu gözeten ve uluslararası standartlara uygun politikalar geliştirmesi, hem iç istikrar hem de uluslararası itibarı açısından büyük önem taşıyor.